Geleneksel Tiyatro...

Okan Metin
B) ORTAOYUNU
B6 ) ORTA OYUNUNDA ÖNEM DERECELERİNE GÖRE TİPLER
B6-a ) Pişekar
Pişekar, orta oyunu temsillerinde, saz hey'etinin Pişekar havası çalmasından sonra ve bütün oyunculardan önce meydana gelir. Sermet Muhtar Alus bir hatıra yazısında, Pişekar için çalınan bestenin segah makamında olduğunu yazıyor.
Bunun gibi her orta oyunu tipinin kendisine has, belli bir makamda bir bestesi vardır ve oyuncu meydana gelmeden önce o beste çalınır. Pişekar meydana geldikten sonra, kaideye uyarak, iki eli ile yerden temenna edip seyircileri selamlar ve zurnacıya seslenir; Pişekar'la Zurnacı arasında geçen ve seyircilere oyunun adını / ilan eden bu konuşmadan sonra, saz heyeti Kavuklu havası çalar, Kavuklu meydana gelir, Pişekar'la aralarında önce kısa bir muhavere olur, sonra Kavuklu tekerlemesini söyler ve böylece oyun ananevi seyrini takip ederek sürer gider.
Kavuklu'nun bütün oyun boyunca meydanda kalmasına mukabil Pişekar, çok defa meydandan çıkar veya bir kenarda, - güya evinde, yahut mahalle kahvesinde - oturup, oyuna zaman zaman müdahale eder. (Abdülkadir Emeksiz, Ortaoyunu Kitabı, İstanbul 2001)
Herkesin huyuna göre konuşmasını, yüze gülmesini bilen, içten pazarlıklı, arabulucu, kavgaları yatıştıran, dargınları buluşturan, ölçülü, ağırbaşlı, her kalıba girebilen, işine gelince dilini tutmasını bilen esnek bir kişiliğe sahiptir. (Sadi Yaver Ataman, Dümbüllü İsmail Efendi, İstanbul 1974)
Kavuklu, dobra ve patavatsız bir tip olduğu ve sıra ile meydana gelen taklitlere gereği gibi davranmasını bilmediğinden, çok defa bunlarla arasında, tartışma, kavga ve hatta dövüş bile olur. Pişekar, bu gibi durumlarda oyuna karışır, ölçülü, ağırbaşlı, yerinde konuşmasını bilen bir kimse olduğu için, anlaşmazlıkları hallederek, kırgınlıkları tatlıya bağlar, hatta oyunun istikametini yeniden tayin eder.
B6-b ) Kavuklu
Kavuklu, Peşikar'ın zurnacı ile olan muhaveresinden sonra, "Kavuklu arkası" denilen aktörle birlikte meydana gelir ve oyunun sonuna kadar ortada kalır. Kendisi görünmeden evvel, saz takımının çaldığı "Kavuklu Havası"nın hüseyniden olduğunu yine Sermet Muhtar Alus yazıyor. Oyuna girdiği andan itibaren komedi unsuru bu aktörün üzerinde toplanır. (Abdülkadir Emeksiz, Ortaoyunu Kitabı, İstanbul 2001)
Dışa dönük, iç tepkilerini hemen açığa vuran, olduğundan başka gözükmeye çalışmayan bir karakter özelliğine sahiptir. ( Sadi Yaver Ataman, Dümbüllü İsmail Efendiİstanbul 1974)
Gerek Pişekar ile, gerekse taklitlerle olan muhaverelerinde, "ters anlama", "anlamamazlıktan gelme", "anlamadan anlamış görünme", "benzetme" gibi söz oyunları, çedik pabuç üzerine giyilen arkasız terliği sektirmek, düşecekken toparlanmak, kavuğu düşürmeden oynatmak ve sonra başı süratle hareket ettirerek eski haline getirmek ve benzeri hareket ustalıkları ile bu ana, rol büyük bir irtical kabiliyeti, nüktedanlık, vücuda ait hareketler bakımından çeviklik gerektirir ve bütün bu nitelikleri haiz olan bir sanatçıya da hudutsuz bir oyun imkanı verir. Başka bir ifadeyle; Kavuklu rolü, iyi bir sanatçı için bütün kabiliyetini gösterebileceği bir imkansa, iyi bir sanatçı elinde "Kavuklu", bütün söz sanatları, hareket güldürücülüğü ve bir metne bağlı olmamanın verdiği irtical serbestisi ile en üstün bir yaratıcılık noktasına çıkarılabilir.
B6-c ) Zenne
Orta oyunu tipleri içinde kadın tipi kadar mütenevvi olanı yoktur. Her yaşta, her mizaçta, her içtimai seviyede kadın tipi, bazen kalabalık gruplar halinde, bazen bir-iki kişiden ibaret olarak temsil olunurlar. Karagözcü ve orta oyuncuları argosunda Zenne'ye Gaco da denir. "Zenci dadı" rollerinde görülen "Bacı"ların da, argodaki ismi Kayarto'dur.
B6-d ) Arnavut
Bu taklit, orta oyunundaki asli tiplerden biridir. Nitekim, incelediğimiz on altı yazma metnin on beş tanesinde kendisine rastladık. Adı -bir tek metin istisna edilirse- daima "Bayram Ağa"dır. Ekseriya celep, bazen de bahçıvan olur. Kendisine iyi davranıldığı zaman uysaldır. Öfkelendiği kazan ise, hemen silahına sarılır, çok olağan bir şeyden bahsediyormuş gibi, karşısındakine kendisini öldüreceğini söyler. Cahil fakat dürüsttür.
B6-e ) Çelebi
"Çelebi" tipi bir "mahdum" tipidir. Daima zengin bir mirasyedi, tanınmış bir ailenin "varis-i yeganesi" durumunda bulunur. Daima son derece terbiyeli, nazik, ince zevk sahibi ve şıktır.
Epeyce okumuşluğu vardır ve güzel bir İstanbul Türkçesi ile konuşur. Çelebi tipi, mirasyediliği, kişizadeliği, züppeliği ve çapkınlığı ile ticari bir "zamane" tipi olarak, yaşadığı devrin gençliğinden bir zümrenin temsilcisidir.
B6-f ) Yahudi (Cud)
Yahudi; elinde bir mukaddes kitap, Tevrat olduğu halde meydana gelir. Bir süre okur, üfler sallanır. Bu sessiz, ihtiyatlı geliş yalnız bu tipe mahsustur, diğer taklitlerde görülmez. Yahudi; daima eskici, kuyumcu, veya sarraf olur. İncelediğimiz oyunların on tanesinde "Azarya Efendi" diye isimlendiriliyor. "Mişon Efendi", "Samuel Efendi", "Buhuraçi Efendi" oluyor, bazı oyunlarda da kendisine sadece "Cud" denilmekle yetiniliyor. Yahudi, sessiz sedasız geldiği meydanda, Kavuklu ile karşılaşınca birdenbire sinsi bir saldırganlık takınır; Kavuklu'ya, "nasıl olup da, adam gibi lakırdı söyleyebildiğini" sorar. Kavuklu; "Ben adam değil miyim?!" cevabını verince, "Nerde bu bolluk be kuzun?!" diyerek alay eder. Güya dili dönmediği için Kavuklu'ya, "kabuklu" demekte direnir.
B6-g ) Rumelili
Rumelili'ye "muhacir" de denilir. Bir Rumeli türküsü söyleyerek meydana çıkar. Daima "pehlivan" ve nadiren de "arabacı" olur. Pehlivanlığı ile övünür, karşısında kimsenin duramayacağından bahseder. Buna rağmen ne zaman güreşecek olsa yenilir.
B6-h ) Cüce veya Kambur
Bu aktör, Kavuklu ile beraber ve onun arkasından yürüyerek meydana geldiği için kendisine "Kavuklu arkası" denir. Bazen "Kavuklu'nun oğlu", bazen Kavuklu'nun yardımı ile çarşıdan alış veriş etmek üzere onunla birlikte sokağa çıkmış "bir komşu" hüviyetindedir. Kavuklu arkası, sadece dış görünüşü itibariyle sakat değil, aynı zamanda ilerlemiş yaşına rağmen çocuk kalmış, geri zekalı bir tip olarak tasvir olunur.
|
|

A1) "Gölge Oyunu Nasıl Ortaya Çıktı? -- Türkiye'ye Nasıl Geldi?>>
A2. Karagöz'ün Gelişimi>>
A3. Karagöz'ün Bölümleri>>
A4. Karagöz'ün Tekniği>>
A5. Klasik Karagöz Oyunlarının Tipleri>>
B1. Orta Oyunu Nasıl Ortaya Çıktı?>>
B2. Orta Oyunu'nun Gelişimi >>
B3. Orta Oyunu'nda Oyun Düzeni>>
B4. Orta Oyunu'nun Genel Karakterleri>>
B5. Alfabe Sırasına Göre Fasıl Adları>>
B6. Orta Oyunu'nun Önem Derecesine Göre Tipler>>
B7. Orta Oyunu'nun Bölümleri>>
C1. Orta Oyunu Karagözden mi Doğdu?>>
C2. Yapı Özelliklerinin Karşılaştırması>>
C3. Karagöz ve Orta Oyunu Fasıllarının Karşılaştırması>>
C4. Karagöz ve Orta Oyunu'nun Tarihlerinin Karşılaştırması>>
C5. Karagöz ve Orta Oyunu'nun Tiplerinin Karşılaştırması>>
C6. Karagözcü ve Orta Oyunucularının Argosuna Girmiş Kelimeler>>
B6-i ) Kayserili
"Kayserili" daima bir tüccardır; yağcı, yumurtacı, pastırma tüccarı, bakkal olur. Kayserili, etrafına karşı nazik olmak için hiçbir gayret göstermez, aksine en ufak sebepten hiddetlenip, ağzına geleni söyler. Taklitlerin meydandaki daimi muhatabı olduğundan Kavuklu, sık sık Kayserili'nin hışmına uğrar.
B6-j ) Anadolulu (Hırbo)
Bazen Hırbo'ya sadece "Türk" veya "Anadolulu" da denir. Gerçekten de saf bir Orta Anadolu köylüsünü temsil eder. En çok bu yanı ile Kayserili'den ayrılır. Şivesini bütün hususiyeti ile muhafaza etmesine rağmen, aklına estikçe "Galip Paşa Divanı'ndan beyitler okumaktan geri kalmaz. Hırbo taklidinde, bu karakterin kaba, köylü yanı biraz mübalağa ile belirtilir. Kavuklu'nun selamına karşı verdiği ters cevaplar yüzünden uzayan muhavereler hemen bütün oyunlarda birbirini hatırlatır.
B6-k ) Denyo
Denyo, bir İstanbul mahallesinde halkın merhametine sığınmış, bunun karşılığında onlara küçük hizmetlerde bulunan bir meczup tipinden çok, mahallelinin acıma duygusu ve hoşgörürlüğü karşısında bu hisleri istismar edecek kadar şımarmış ve yüzsüzleşmiş, küfürbaz, küstah ve arsız bir mahalle çocuğudur.
B6-l ) Acem
Acem, daima tüccardır. Ancak alıp sattığı nesneler değişir. Adı ekseriya; "Gaffar Ağa"dır. Bazen de; "Mirza Daniş Ağa", "Hüseyin Kehvari Tebrizi", yahut da "Ali Ekber Ağa" oluyor. Farsça şiir okuyarak meydana gelir. Bu, güzel anlamlı bir beyit olabildiği gibi, Gözlemeci oyunundan alınmış olan şu hicviye gibi bir parça da olabilir.
B6-m ) Kürt
Kürt "Hasso Ağa" ekseriya külhancıdır. Bazen aşçı yamağı da olur. Kızlar Ağası'nda, köşkte hamam olmadığı için "külhancı"lık yapamayan Kürt'ü, Kızlar Ağası, aşçının yanına çırak alır. Kürt, çocuksu, munis, geçim ehli bir karakter olarak temsil edilir. Taklitlerin çoğunun aksine, Kavuklu ile maraza çıkarmaktan kaçınır.
B6-n ) Matiz (Sarhoş)
Orta oyunu eşhası arasında "Matiz" denilen "sarhoş" tipi, bir belalı kabadayı tipinin istihaleye uğramış şeklidir. Eski temaşa sanatının perde ve meydan adabına göre, din, devlet otoritesi, müesseseleri ve bunların mensupları olan kimseler, oyunlarda teşhir ve bahis konusu edilmezler.
B6-o ) Rum (Balama)
Karagöz ve orta oyuncularının argosunda, Rum-Frenk taklidine Balama denir. Balama, "polka" oynayarak oyuna girer. Bir müddet yalnız danseder, sonra Kavuklu ile oynar. Hemen her oyunda başka bir isimle çıkagelir; "Dr. Kiryako", "Hristaki Efendi", "Dr. Krippiyaz", "Niko", "Nikolaki". Balama konuşurken sık sık Rumca kelimeler kullanır. Buna Türkçe söylediği sözlerin çetrefilliği de eklenince, Kavuklu ile anlaşmalarına imkan kalmaz. Kavuklu'nun ismini "kabuklu" anlayıp, bir reçete yazmayı ve kabuklarını iyi etmeyi teklif eder.
B6-p ) Arap
Bu tipe Ak Arap veya Gazel de deniyor. Kendisine sadece Hacı Baba, Hacı Fışfış diye hitap edildiği gibi, Mısır Çarşısı'nda, bütün kına ticaretini idare eden ve halis "Mekke kınası" satan bir "kına tüccarı", yahut Kökçü Hacı Fettah Efendi olabiliyor.
B6-r ) Külhanbeyi
Kabadayılığa özenen bir "Tulumbacı" tipinin taklididir. Mani okuyarak meydana gelir. Oyun içinde de aklına estikçe mani okur. Bu tip, bütün tafrasına rağmen, Kavuklu tarafından sık sık terslenir. Bazı oyunlarda dayak bile yer. Külhanbeyi, kendisine itibar edildiği zaman, külhanbeyiliğini unutup, karakterinin müsaadesi nispetinde nezaketle konuşmaya başlar.
B6-s ) Ermeni
Ermeni orta oyununda çok az rastlanan bir taklittir. Ermeni, bir asalet, bir görmüş geçirmişlik iddiası ile, bunu gizlemeye lüzum görmeksizin, etrafına tepeden bakan bir yaradılışta,kendini beğenmiş biri olarak tasavvur ediliyor
(Abdülkadir Emeksiz, Ortaoyunu Kitabı, İstanbul 2001)
OKAN METİN
MÜJDAT GEZEN SANAT MERKEZİ
"GELENEKSEL TÜRK TİYATROSU"
YÜKSEK LİSANS BİTİRME TEZİ
DANIŞMAN: MÜJDAT GEZEN
2003
|