Geleneksel Tiyatro...

Okan Metin
C) GÖLGEDE ORTAOYUNU:
C2 ) YAPI ÖZELLİKLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI
Sultan Aziz bidayet-i culusunda Ortaoyuncularının maruf olanlarını Muzıka-i Hümayun'a aldı. Ol vakitler bunları milletin ahlakına hizmet edecek yolda tanzim ve islah etmek arzusunda bulunduğu rivayet olunmuştu. Halbuki muahharen mabeyn katiplerinden Ziya Bey (Paşa) ve Bahriye miralaylarından Mabeyn-i Hümayun'a memur Dilaver Paşa-zade Muhtar Bey gibi nüdemanın teşviki ve tergibiyle bunları Ali ve Fuat ve Mısırlı Kamil Paşalar ve sair vükelanın şekline koyub ve meşhur Vehbi Molla'nın bunların meclislerinde evza' ve etvarının taklidini yapdırub eğlendiği rivayet olunur. Vükela-yı devlet hükümdarlarını taklid eyledikleri cihetle, bu gibi eğlencelerin doğru olmadığı söylenirdi.
Ali Rıza Beyin verdiği bu bilgi çok önemlidir. Çünkü bu açıklamalardan, Ortaoyunu'nun da Karagöz gibi siyasal taşlama yaptığı, devlet ileri gelenlerini alaya aldığı anlaşılmış oluyor. Daha önce Karagöz üzerine verdiğimiz bilgide Karagöz'de siyasal taşlamanın Abdülaziz çağında yasak edilmiş olduğunu bildirmiştik. Ortaoyunu'ndaki siyasal taşlamanın da gene Abdülaziz çağında yasaklanmış olabileceğini Ali Rıza Beyin yukarıdaki açıklamalarından çıkarabiliriz.
Fakat Karagöz ile Ortaoyunu'nun yapısı bu bakımdan tam "açık biçim"in kendisidir. Örneğin commedia dell'arte de bir doğmaca oyun olduğu halde, onun ön-örgülerinde, belki söyleşmelerinde, kimi ayrıntılarda değişiklikler yapılabilir, fakat ön-örgü baştan sona belli bir akışı izler. Oysa Karagöz ile Ortaoyunu'nda çok ilginç bir açık biçim buluyoruz.
İlk bakışta Ondeyiş-Söyleşme-Fasıl-Bitiş gibi belli kalıplaşmış bir kuruluşu olan Karagöz ve Ortaoyunu'nun "açık biçim" anlayışına uymadığı söylenebilirse de, bu öğeler bu sırada olmakla birlikte her biri kendi içinde değişebilmekte, uzayıp kısalabilmektedir. Örneğin, perde gazelleri ve tekerlemeler oyunun kendisine bağlı olmayıp sanatçı bunları gönlünce, istediği gibi değiştirebilmektedir. Söyleşmeler de bağımsız olup, sanatçı bunu istediği gibi seçebilmekte ve uzatabilmektedir.
(Metin And, Geleneksel Türk Tiyatrosu, İstanbul 1985)
Günümüzde ortaoyununa dramatik yapıyı koyan yazar Sadık Şendil olmuştur. Karagöz ve ortaoyununun en sevilen oyunlarından olan Kanlı Nigar'ı biliyoruz. Nigar'in evi yanar. Kiralık ev aramaktadır. Fakat sermayeleri genç hayat kadınları olduğundan kimse kolay kolay ev vermez. Pişekar Efendi Kavukluyla Nigar'ı buluşturur. Kavuklunun bildiği bir kiralık ev vardır. Aracı olur ve evi Nigar'a kiralar. Anadolu'nun çeşitli yerlerinden gelen mahalli tipler (Acem, Kürt, Laz, Rumeli yakasından Rumelili ve Külhanbeyi, İstanbullu) Nigar'ın evine müşteri olarak gelirler. Nigar bunları pata küte dövüp dışarı atar, pişekar bitirişbölümünde özür diler ve oyun biter. Görüldüğü gibi, hiçbir dramatik yapı söz konusu değildir bu oyunda. Yazar Sadık Şendil aynı oyuna şu dramatik yapıyı kazandırdı :
Nigar'ın yangında evi yanmıştır. Sermaye kızları ile kiralık ev aramaktadır. Kavuklu ona bir ev bulur. Nigar'ın eski müşterilerinden mahalli tipler (ki bunlar aynen eski metindeki tiplerdir) eve gelmeye başlarlar. Buraya kadar dramatik yapı yok.
Ne var ki bu kiralık ev yıllar önce Nigar'ın evlatlık olarak verildiği ve evin sahibi tarafından iğfal edildiği evdir. İşte yapı başlıyor. Evin sahibi Agah Efendi Nigar'ı tanımadan Kavukluya güvenerek evi vermiştir. Çünkü kendisi dindar ve tutucu bir adamdır. Oysa Nigar ev işletmektedir. Burada da çatışma başlıyor işte. Daha bitmedi. Tutucu Agah Efendi'nin oğlu Nigar'ın öz kızına aşık olur. Şimdi tam batı tiyatrosunda görülen önemli bir düğüm daha gelişmekte. Ya Nigar Agah Efendi'denhamile kalmışsa da, bu iki genç kardeşse?... İşte dramatik yapı budur. Yazar sonunda her ortaoyununda olduğu gibi hepsini birbiriyle evlendirip mutlu sonla oyunu bitirir.
(Müjdat Gezen, Türk Tiyatrosu Kitabı, İstanbul 1999)
Geleneksel tiyatro türlerinin bu bitmek tükenmek bilmeyen dilsel üretimi, kuşkusuz, belli bazı tekniklere dayalıdır. Bu teknikler, 'ters anlama', 'anlamazlıktan gelme', 'anlamadan anlamış görünme', 'söz uydurma' ya da 'söz açma' gibi dil trükleri ve bunlarla iç içe geçen; çok anlamlı bir sözcüğü her defasında başka bir anlak yükleyerek birbirine yakın birkaç yerde kullanmaya dayanan 'cinas', anlatılmak istenen şeyi söz arasında imalı olarak belli etmeye dayalı 'telmih' veya inceltilmiş bir zekaya dayalı 'nükte' gibi söz oyunlarından oluşmaktadır. Bütün bu dil cümbüşünün içinde, ustaların yeni kelimeler icat ederek dile eklediklerine pek ender rastlansa da, onların asıl önemi, dili törpüleyerek, incelterek ona zarif ayrıntılar kazandırmaları, izleyenin dilin çeşitliliğini, zenginliğini fark etmesini sağlamaları, dil ile halk arasında adeta keyifli bir dostluk yaratmalarıdır.
|
|

A1) "Gölge Oyunu Nasıl Ortaya Çıktı? -- Türkiye'ye Nasıl Geldi?>>
A2. Karagöz'ün Gelişimi>>
A3. Karagöz'ün Bölümleri>>
A4. Karagöz'ün Tekniği>>
A5. Klasik Karagöz Oyunlarının Tipleri>>
B1. Orta Oyunu Nasıl Ortaya Çıktı?>>
B2. Orta Oyunu'nun Gelişimi >>
B3. Orta Oyunu'nda Oyun Düzeni>>
B4. Orta Oyunu'nun Genel Karakterleri>>
B5. Alfabe Sırasına Göre Fasıl Adları>>
B6. Orta Oyunu'nun Önem Derecesine Göre Tipler>>
B7. Orta Oyunu'nun Bölümleri>>
C1. Orta Oyunu Karagözden mi Doğdu?>>
C2. Yapı Özelliklerinin Karşılaştırması>>
C3. Karagöz ve Orta Oyunu Fasıllarının Karşılaştırması>>
C4. Karagöz ve Orta Oyunu'nun Tarihlerinin Karşılaştırması>>
C5. Karagöz ve Orta Oyunu'nun Tiplerinin Karşılaştırması>>
C6. Karagözcü ve Orta Oyunucularının Argosuna Girmiş Kelimeler>>
"Ters anlama", bir tarafın söylediği bir söze onun kastettiği anlama en uzak taraftan yanıt verme tekniğidir. Aslında bu teknik büyük ölçüde sözcüklerin çok anlamlılığı üzerine kurulmuştur;zira 'erkek konuşan' çokluk kendi yanıtını, karşıdan aldığı sözcüğün ona yöneltilen anlamından mümkün olduğunca uzak, bambaşka bir anlamıyla oluşturur. İzleyici, ters anlamanın, o kişinin anlayışsızlığından değil, aksine zekasından, doğru anlamanın pek de işine gelmediğinden kaynaklandığını bilir; böylelikle bir yandan dilini elastikiyeti arttırılırken bir diğer yandan da bu tür laf ebelikleri sözü geçen toplumsal düzlemi oluşturur.
Pişekar : Efendim, ne olmuşu yok... baltayı taşa vurmuşsun a birader!
Kavuklu : Kaza olmuştur İsmail, biletirim!...
Anlamadan anlamış gibi görünme tekniğine gelince, Karagöz ya da Kavuklu gibi halkı temsil eden ve toplumca kaba-saba, cahil gibi görünen tiplerin bu görüntülerini yüzeyde onaylar gibi yaparak alttan alta diğerleriyle alay etmelerini sağlayan bir kelime oyunu yöntemidir. Bu yöntem, ya bir kelimeye başka bir anlam yüklemeye ya da sözcüklerin ses benzerliklerinden yararlanmaya dayanmaktadır.
Öyle ki, bu söz oyunlarının bir söyleşmede üst üste kullanılması o diyalogu içinden çıkılmaz bir hale getirirken gülmeceyi katlayan bir unsura dönüşür.
Hacivat : Yürük Beste, Aksak Semai bilir misin?
Karagöz : Ha! Sağır saka, topal bekçiyi bilirim, onlar bizim mahallededir.
Havicat : Değil efendim, yani muradım : Türk aksağı, Nev-zemin.
Karagöz : Ahbabımdır Hacivat.
Hacivat : Kim?
Karagöz : Galata'daki Kürkçü Emin.
(Yavuz Pekman, Çağdaş Tiyatromuzda Geleneksellik, İstanbul 2002)
OKAN METİN
MÜJDAT GEZEN SANAT MERKEZİ
"GELENEKSEL TÜRK TİYATROSU"
YÜKSEK LİSANS BİTİRME TEZİ
DANIŞMAN: MÜJDAT GEZEN
2003
|