Cennet ile cehennem arası bir yerde yaşamak. Araf’a yazılmak bile bile. Cennette yaşamayı seçemezsin. Çünkü orası da içinde deli fırtınalar koparken sana cennet olmayacaktır zaten.. Cehennemde yaşamak istemezsin. Çünkü zaten o cehennemi biraz da olsa cennete çevirmek amacındır senin. Pek çok kimse gibi Musa Anter’de Araf’ı seçti, yaşadı, savaştı ve gitti… Kim bilir belki de Cennete gitmiştir bu kez. Ama şu anda Anter’in bizler için önemi, bu dünyanın gerçekliğinde bıraktığı izleridir yere basan duruşuyla. O görevini yaptı. Yolunu çizdi. Sedasını göklere haykırarak bıraktı. Öte yandan silik, kimse olmayı seçmemiş, kendini tamamlayamamış, var olanı tüm hasediyle karanlığa çekmek isteyen gölge insancıkların yegane görevi böylesine yiğit insanları daha çok yüceltmekten başka ne olabilir ki? Aslında bu haliyle bile iyi iş çıkarıyorlar diye düşünmekten kendimizi alamıyoruz. Onları bağışlamayı biliyoruz belki de. Musa Anter’in yapacağı da bu olurdu.. Yaşar Kemal bağışlamasa da.