Loca 1

Murat Karasu                15.04.1999
Amatörler Üzerine Amatörce Bir Yazı

Geçen yazının sonunda amatör tiyatroları ülke tiyatrosunun kılcal damarları olarak tanımlamıştım. Gerçektende amatörlerin yaygın, coşkulu hareketli olduğu dönemlerde, ülke tiyatrosu hep çok renkli ve yaşamsal süreçler geçirmiştir. Ne zaman ki tabandaki hareketlilik duraksamış ya da duraksatılmışsa çatıda ciddi çatlaklar oluşmuş, hatırı sayılır. Krizler yaşanmıştır.
Varolma nedenimin 40'lı yıllarda memur olan babamla ev kadını olan annemin Adapazarı Halkevi'ndeki tiyatro çalışmaları olduğunu düşünürseniz benim amatör çalışmaları önemsememin öznel bir yanı olduğunu da görebilirsiniz. Halk evi örgütlenmesi gencecik bir cumhuriyetin aydınlanma devriminin en somut göstergelerinden biridir. Dolaysız olarak halkın içinde üretilen sanat-kültür ortamı sosyal yapıyı doğrudan belirlemiş, ülkedeki hızlı büyümenin alt yapısını hazırlamıştır. Köy Enstütüleri ile beraber halk evleri kentlerden, kasabalara, beldelere hatta köylere uzanan örgütlenme biçimleriyle ülkenin kültür sanat dinamosu olmuşlar. Doğal olarak bu durum birilerinin hoşuna gitmemiş, çıkarlarını bozmuş, onları kaygılandırmış ve onlarda ellerinden geleni yaparak bir çırpıda ve bu organizasyonun köküne kibrit suyu ekerek, rahatça at oynatacakları "Büyük Türkiye" yalanını pazarlamışlar. Halkevlerinin kapatılmasından 1961 anayasasının getirdiği özgürlükçü ortama ulaşılana dek amatör hareket ağır baskılarla, yıldırma politikalarıyla durdurulmuş, sindirilmiş sonrasında hızla büyüyen hareket 12 Mart süreciyle kesintiye uğramış, 12 Eylül' le de yerle yeksan edilmiş.Örgütsüz olmanın bedelini ağır biçimde ödemiştir. Nihayet 2000 yılına yaklaşırken Türkiye'de çaba gösteren amatör tiyatroların bir örgüt çatısı altında buluşma noktasına geldiklerini sevinerek görüyoruz. Buna daha sonra değineceğim.
Amatörlük tanımlarda kabaca para karşılığı yapılmayan, boş zamanların sevilen bir uğraşla doldurulması anlamını içeriyor. Bu da "çok fazla ciddiye alınmasa da olur, beceriksizlik dile hoşgörüyle karşılanabilir" düşüncesine sürüklüyor insanları. Ancak özellikle tiyatro alanında amatörlerin bırakın beceriksiz ve gayri ciddi olmayı profesyonellerden daha becerikli pek çok konuya daha vakıf olmaları gerektiğini düşünüyorum. Profesyonel tiyatro anlayışında paylaşılmış olan tüm uzmanlıkların (reji, oyunculuk, tasarım, organizasyon vb.) amatör tiyatro yapanlar tarafından kotarılmak zorunda olduğunu düşünürsek elbetteki yoğun bir çaba ve birikime ihtiyaç var demektir. Ayrıca amatör tiyatroların ürünlerini paylaştıkları seyirci profili daha çok sayıda tiyatroyla ilk kez karşılaşan insanları içeriyor ve sorumluluğu bir kat daha arttırıyor. Bir başka boyutuyla amatör tiyatrolar ülkede yapılmakta olan tiyatroya yeni ufuklar, yeni yüzler kazandırmak, kalitenin yükseltilmesini zorlamak gibi ağır bir misyonda üzerlerinde taşıyorlar.(Bu konuda geçmişteki ODTÜ şenlikleri ve Boğaziçi Oyuncuları'nın çalışmaları çok önemli örneklerdir. Yine Açok' un yarattığı hava dikkate değer.)
1993 yılında uluslar arası Amatör Tiyatrolar Birliği'nin (IATA) Monaco 'da düzenli olarak organize ettiği Dünya Amatör Tiyatrolar buluşmasına Türkiye 'yi temsilen katılan Maliye Tiyatrosu' nun yönetmeni sıfatıyla katılmıştım. 40'ın üzerinde ülkenin amatör tiyatrocuları bir arada idi ve akıl almaz profesyonellikte bir organizasyondu. Türkiye ilk kez temsil ediliyordu. Bu da TOBAV' ın IATA temsilcisi olmasının ürünüydü. (Bilenler bilir 1995 yılında bu buluşma TOBAV 'ın atak ve öncü tutumuyla Ankara'da gerçekleştirildi)
O buluşmada öğrendiğim pek çok şey oldu ancak en önemlisi uluslar arası ölçütlerde amatör tiyatro sayılmanın koşullarıydı. Kısaca birkaç zorunluluğu sizinle paylaşayım:

1. En az beş yıldır sürekli tiyatro yapıyor olmalısınız.
2. Kadronuzdaki tüm elemanlar profesyonelce başka bir iş yapıyor olmalılar.
3.Öğrenci topluluğu olmamalısınız. (Onu ayrı bir kategoride değerlendiriyorlar.)
4. Yılda en az 30 temsil vermek zorundasınız. Bunu da afiş, broşür, ilan ve video kasetle kanıtlamalısınız.
5. Yaptığınız tiyatrodan kazanç elde etmemelisiniz.
Yukarıdaki koşullara baktığımız zaman ülkemizde amatör tiyatro var mı? Diye düşünüyor insan beş yıl ayakta kalmış yılda 30 temsil yapmış kaç tane topluluğumuz var?... Özellikle öğrencilik yıllarında heves güves bir araya gelerek bir temsil oynamış ya da zorluklardan yılarak yarı yolda vazgeçmiş, sonradan iyi bir tiyatro seyircisi bile olamamış çok sayıda insanımız var elbet.
Hep söylüyorum tiyatro meşakkatli, belalı, acı çektiren, zorlu bir uğraş hele bir de amatörce uğraşıyorsanız, hele bir de Türkiye gibi bir ülkede bu işe soyunuyorsanız vay halinize!
12 Eylül' de ülkenin üzerinden geçen silindir pek çok kazanımla beraber amatör tiyatrocularında belini kırdı. Baskıcı, totaliter dikta yönetiminin iki kişinin bir arada bulunmasını suç saydığı dönemlerde tiyatro yapmak şöyle dursun, böyle şeyler düşünmenin bile ağır vebali olduğu işlendi genç beyinlere ve ülkede milad 1983 'le başladı. Geçmişten gelen tüm birikimlerin yok sayıldığı, çıkarcılığın, köşe dönücülüğün, ilkesizliğin baş tacı edildiği sanatın aşağılandığı, tiyatronun şarlatanlıkla tarif edildiği ucuzun, bayağının prim yaptığı sancılı acılı yıllar yaşandı. Umutsuz olmak için hiçbir neden yok elbette, biliyorum. Bu ülkenin hala kendini koruma, değerleriyle yaşama kavgasını veren pırıl, pırıl insanları var. Ülkenin dört bir köşesinde varolmaya çalışıyorlar ve her gün sayıları artıyor. Ve bizler Payi Tahtta oturmuş onlar adına ahkam kesiyor, fetva veriyoruz! Diliyorum ki bizi sarsarak uyandıracakları gün çok uzakta değildir. Hepsini gözlerinden öpüyorum.
Farkındayım biraz dağınık bir yazı oldu ama hoşgörün, gelecek yazıda bu konuya devam edelim.
Sağlıcakla kalın.


AMİRAL BATTI...


NO WAY OUT! ...


ANLAMAK


FESTİVAL....OFF FESTİVAL! (II)


...USTAM ÖLMÜŞ, BEN SATARIM!.


SENİN YERİN BURASI...


Yeni Bir Mevsim..


GELECEĞE DÖNMEK....


DT 50. YILINI KUTLUYOR!. HABERİNİZ OLSUN!...


FESTİVAL BİTTİ.


FESTİVAL..OFF FESTİVAL


Bahar Amatörlerin Mevsimidir.


Amatörler Üzerine Amatörce Bir Yazı;


Seyirci;

Abone olmak İçin tıklayınız.