|
DT 50. YILINI KUTLUYOR!. HABERİNİZ OLSUN!...
Yeni sezonun ilk yazısı bu..Aslında günler önce yazılmış olmalıydı...
Henüz perdeler açılmadan..Yazıldıda..Yaşanan deprem sonrası tiyatromuz ne yapmalı?
sorusu üzerineydi.."
Yahu sezon ne kadar da sessiz sedasız başlıyor" derken artık neredeyse kanıksadığımız fırtına koptu ve 50.yılını kutlayan ülkenin tiyatro lokomotifi Devlet Tiyatroları yönetim değişiklikleriyle karıştı, geldi gündemin birinci maddesine oturdu..
Geçen sürede "dur bakalım,neler olacak" diye beklemeyi yeğledim..
Elbette birçok şey oldu;oldu ama bundan öncekilere pek benzemeyen şeyler..Benimde fena halde aklım karıştı...
Olayları doğru kavrayabilmek ve yorumlayabilmek için şöyle biraz geçmişe bakalım isterseniz:Devlet Tiyatrosu 1949 yılında Ankara'da "özel yasa"ile kurulmuş bir sanat kurumu.Temel amacı aydınlanma devrimi doğrultusunda yurt genelinde Tiyatro sanatını yaygınlaştırmak,sevdirmek ve geliştirmek. Ayrıca Türkçenin korunmasını,güzel ve doğru kullanılmasını sağlamak gibi de eğitsel bir sorumluluğu var. 1949 da Ankarada konservatuara bağlı oluşanTatbikat Sahnesinin devamı niteliğindeki Devlet Tiyatrosu başkentle sınırlı ,az sayıdaki sahne ve sanatçı sayısını
yıllar içinde arttırarak bugün 12 kentte 30 a yakın sahnede 3000 çalışanıyla devasa bir yapıya kavuştu, adını Devlet Tiyatroları olarak değiştirdi. Bildiğim kadarıyla dünyada bu büyüklükteki tek kumpanya.. Dananın kuyruğu tam da bu noktada kopuyor zaten! 49 da yalnız ca Başkentte faaliyet gösteren kuruma yönelik hazırlanan yasa bu bedene dar gelmeye başladı ve orasından ,burasından patlayıp söküldü..Hal böyle olunca 70 li yıllarda yasa üzerinde bazı değişiklikler yapıldı ve vaziyet idare edilmeye çalışıldı..İdare edilmeye çalışıldı diyorum çünki göstermelik olarak bulunan birtakım kurullara karşın sanatsal ve idari erk tek kişinin,yani "genel müdür" diye adlandırılan kişinin elindeydi ve değişmedi; ya da değişemedi...80 sonrası ülkenin ciğerine saplanan popülist anlayış kuruma da yansıdı ve önüne ardına bakılmadan , gerekli altyapı hazırlanmadan çoğu günün politik tercihlerine uygun düşen uygulamalarla yeni yerleşik tiyatrolar kuruldu,yeni kadrolar oluşturuldu.. Bu arada sürekli değişen siyasi erkle birlikte DT de Genel Müdür değişiklikleri hız kazandı.. Öyle ki bir gün içinde kurumda 3 değişik genel müdüre dahi rastlandığı oldu!.. Haliyle bu istikrarsız süreç," 'sağlıklı büyümek" yerine "irileşme"yi seçen ve sonucunda iyiden iyiye hantallaşan ,tüm reflexini ve üretim dinamiğini yitiren kurumu bugün bulunduğu noktaya getirdi...Peki bu süreçte hiç mi birşeyler yapılmadı,hiç mi direnç gösterilmedi?..70 li yılların ortalarından başlayarak gidişattan endişe duyan sanatçılar ve de çalışanlar gerek bireysel gerekte oluşturdukları sivil örgütlenmeler aracılığıyla tehlikeyi işaret ettiler ve çözüm önerileri oluşturmak üzere kolları sıvadılar..Mutlak çözüm, sanatsal alanı özgürleştiren, yaratıcı rekabeti arttıran,yetkinin paylaşıldığı,velhasıl "özerk"bir yeniden yapılanma modelinde görülüyordu..Bunun gerçekleşmesi içinde yeni bir yasaya gereksinim vardı..Ne ki 80 darbesi ülkedeki tüm demokratik oluşumlarla birlikte tiyatroyuda askıya aldı, hatta ve hatta bu işlere kafa yoran bazı sanatçı ve çalışanları hapise bile attı...80 lerin ilk yarısı bu dinginlik ya da susturulmuşlukla geçerken ikinci yarısında demokratik ortama yeniden dönülmesiyle beraber tartışma yeniden su yüzüne çıkmaya,durumundan hoşnut olan bazılarınıda rahatsız etmeye başladı..işte yukarıda sözünü ettiğim hazırlıksız, disiplinsiz tiyatro sayısının artışıda bu döneme denk düşer..
Sonra 90 lı yılların başında yetkinleşen ve atağa geçen TOBAV (Devlet Tiyatroları Opera ve Balesi Çalışanları Yardımlaşma Vakfı) Mersinde düzenlediği Tiyatroda İşletmecilik ana başlıklı seminerinde sorunu masaya yatırdı,enine boyuna tartıştı ve yıllardır tartışılan yeniden yapılanma modelini kamuoyuna duyurdu..Gerek kurum içinde gerekse kurum dışında yoğun tartışmalar dönemi başlamış oldu..Seminerin ev sahipliğini yapan Mersin ilinin sosyal demokrat milletvekili bir adım sonra kurulan koalisyon hükümetinde Kültür Bakanı oldu;ilk iş olarakta ortaya atılan modelin yaşama geçirilmesi için düğmeye bastı..Artık değişim zamanının geldiğini düşünen sanatçılar ve çalışanlar büyük bir coşku ile TOBAV çatısı altında toplanarak eyleme geçtiler..Bakanın onay ve desteğiyle yeni yasa hazırlığı için komisyonlar oluşturuldu,hummalı bir çalışma dönemi başladı..DT nin yeni yöneticileride bu süreçte belirlenmişti:Yeniden yapılanma Hareketinin önderliğini üstlenen üç sanatçı...
Gelin görünki evdeki hesap çarşıya uymadı..Mevcut yasaya göre Genel Müdür üçlü kararnameyle görevlendirilebilir ya da görevden alınabilirdi..Dönemin Cumhurbaşkanı Bakanın önerdiği ismi görevlendirmiyor, varolan Genel Müdürü görevden alacak kararnameyi imzalamıyordu...Tansiyonu yükselmiş,biran önce değişiklikler yaşamak isteyen Tiyatro kamuoyu için bu durum dayanılmaz bir durumdu ve acilen birşeyler yapılması gerekiyordu...Kanımca en ciddi hatalar bu dönemde yaşandı ve ne yazık ki yol oldu..Daha önceleri kişisel nedenlerle ,çok dar kapsamlı örnekleri görülen siyasetçiler ya da üst düzey bürokratlar eliyle sorunları giderme anlayışı topyekun bir hal aldı..Oluştulan Komisyonlar başta Cumhurbaşkanı olmak üzere pek çok siyasetçi ve bürokratı çözüm için devreye sokmaya çalıştılar..Burada büyük bir aymazlık yaşandı ,halihazırda kullanılan yasayla sağlanmış "kurumun tüzel kişiliği" ilkesi gözardı edildi..Temaslardan elle tutulur sonuçlar alınamayınca Bakanlığın dahliyle bir sabah Genel Müdürlük Makamının kapısı zorla açılarak tiyatro yönetimine el konuldu...Bu aceleye getirilmiş görev değişikliği hukuksal boşlukları nedeniyle eski Genel Müdürün tam altı kez göreve iadesine, üç kez değişik imzalar taşıyan üçlü kararnamelerin geçersiz sayılmasına,hukuk tarihimizde eşine az rastlanır bir skandala ,en önemliside DT için fırtınalı, istikrarsız bir döneminde başlangıcına vesile oldu..Eski Genel Müdürün göreve gelip gitmeleri arasında yeniden Yapılanma Hareketinin önderleri teker teker Genel Müdür oldular ve birbirlerine düştüler..Ortaya çıktı ki önderler arasında bir dil birliği oluşmamıştı..Kafalar iyice karıştı...Birim Tiyatro gibi,Yöneticilerin seçimle belirlenmesi gibi denemelerin arzu edilen sonuçları vermemesi,çatıda da bir "sen-ben" çekişmesinin yaşanması,özetle hareketi başlatan tiyatro kamuoyunun parçalanması tansiyonu düşürdü ;umudu azalttı..Sonuçta Eski Genel Müdür göreve geri döndü ve geçtiğimiz sezonun başına kadar görevde kaldı..Yeni Yasa rafa kaldırıldı,mevcut yasada tadilat yapılması gündeme geldi,komisyonlara havale edildi..Buarada hükümetler geldi geçti,bakanlar geldi geçti..ve bir gün demokratik sol görüşlü bir bakan tekrar düğmeye bastı..
Bu kez yöntem farklıydı..Eski Genel Müdür izindeyken yeni genel müdür yardımcıları atandı ve doğrudan bakan onayıyla kırka yakın DT yöneticisi bir günde değiştirildi..Böylelikle Eski Genel Müdüre bir "huruç"harekatı düzenlenerek istifaya zorlamak düşünülmüştü..Ancak istifa gerçekleşmedi,Eski Genel Müdür, hakkında açılan soruşturmalar nedeniyle açığa alındı sonrada üçlü karanameyle yeni bir genel müdür atandı..İlginç olan genel müdürün çalışacağı kadronun genel müdürden önce atanmış olmasıydı..Bu DT için bir ilk di..Bir başka ilk daha vardı: DT nin repertuarı ilk kez başında bulunan sanatçı tarafından değil bir müsteşar yardımcısı tarafından kamuoyuna duyuruluyordu,hemde "mevcut hükümet politikaları doğrultusunda"açıklamasıyla...Yeniden yapılanmada taraf olan çevreler, belkide bir önceki başarısızlığın etkisiyle,küçük söylenmeler dışında bu cinayete sessiz kaldılar...Bu bir cinayetti, çünki "özerklik" mücadelesinin tümünü çöpe atıyor,üstelik varolan "tüzel kişilik" ilkesini yok sayıyordu..Yıllardır hükümetlerin tiyatrosu olmama direncini gösteren DT "hükümetin politikası doğrultusunda" bir repertuarla çıkıyordu seyircinin huzuruna..Beklenin aksine kurum tüm gelişmelere -belkide değişikliklerden yarar umarak-sessiz kaldı..Sezona sakin girildi ve gözler sezon sonuna denk gelen Genel Seçimlere çevrildi..Seçimden demokratiksol görüşlü Bakanın partisi güçlenerek çıktı ve bakan koltuğuna daha bir güvenle oturmaya devam etti...
Yaz, yeni sezonun hazırlıklarıyla geçirildi..DT 50. Yılını kutlamaya hazırlanıyordu..Sezonun başlamasına yakın, geçen yaz apar topar görevlerinden alınan bölge müdürlerinden bazılarının mahkeme kararlarıyla görevlerine iade edildikleri duyuldu..Çok önemsenmedi,nasıl olsa giderilir gözüyle bakıldı..Ancak bir sabah başkentte ansızın birşeyler oldu:Genel Müdür özel bir tiyatroda oynadığı oyunla yurtdışında turnedeydi..Yerine vekalet eden Genel Müdür Yardımcısı Bakanın onayıyla bir önceki yıl yapılan operasyonun aynını yapıyordu..Başta Başrejisör olmak üzere Yönetim Kurulu üyelerinin tamamını- aralarında DT sanatçılarının oylarıyla seçilmiş Sanatçı Temsilcisi de var-görevlerinden alarak yerlerine yeni isimleri tayin ediyordu..Yeni isimlerden en ilginci hiç kuşkusuz Başrejisördü; çünki O 80 de Yerinden yönetim ve özerk yapıyı savunduğu için hapse girenlerdendi...Buna karşın Tiyatro Dergisinin "Saray Darbesi" diye adlandırdığı operasyonu "Benim darbem iyidir!" diyerek savunuyordu..Kim kime karşıydı?..Ne olmadığı için ne oluyordu?..Daha bir yıl önce hiç de ahlaki olmayan yollarla yönetime gelenler şimdi neden birbirlerine karşı kullanıyorlardı "savaş baltaları"nı?..Her biri yakın geçmişte demokrat söylemleriyle tanınan bu sanatçılar ne olmuştu da Eski Genel Müdürün de gerisine düşmüşlerdi?..Her soru aklımızı karıştırıyordu!..Sonunda Genel Müdür turneden döndü..Sert bir basın açıklamasıyla yapılanları kınadı,yokluğunda ilan edilen oyunları geri çekti ve akşama varmadan açığa alındı...Herşey yine DT nin son on yılına yakışan bir biçimde arap saçına dönüvermişti..
İmzalı imzasız basın açıklamaları birbirini izlemeye başladı..Kiminde yapılan iş diplomatik bir dille kınanıyor, kiminde Açığa alınan Genel Müdürün ne kadar başarısız olduğu anlatılıyor,bir önceki yıl henüz kendisi Genel Müdür tayin edilmemişken görevinden alınan ve mahkeme kararıyla göreve iadesi istenen bir bölge müdürüne güçlük çıkarttığı, hukuka uygun davranmadığı için ayıplanıyordu-bilmem anlayabildinizmi?-kiminde de operasyonu yürüten Genel Müdür Yardımcısının "ne kadar başarılı bir sanatçı olduğu ve kurum çalışanları tarafından deliler gibi sevildiği "vurgulanıyordu..
Bir dönemin atak kurumu TOBAV tam da bu işlerin başlamasının öncesinde yayınladığı" DT de işlerin yolunda gitmediği"yönündeki basın bildirisinin aslında talihsiz bir zamanlama sonucu olduğunu,operasyonun arkasında olmadığını kamuoyuna anlatmaya çalışıyor,bir önceki yıl yapılanlara ses çıkarmayanların şimdi Vakfı eleştirmeye hakları olamayacağı gibi bir karşı taarruzla durumu geçiştirmeye çalışıyor ve sonrada derin ve anlaşılmaz bir suskunluğa gömülüyordu..
Duruma tepki göstermek isteyen bir grup sanatçı "DT nin Tüzel Kişiliğine yöneticiler eliyle siyasilerin tecavüzü" nü imzaya açtıkları metinle "üst düzey siyasiler"e şikayet ediyorlardı...Değerlendirme toplantısını Küçük Tiyatroda yapma talepleri Eski Genel Müdür Yardımcısı yeni Genel Müdür Vekili tarafından reddediliyor,tiyatroya girmeleri engelleniyordu..Gösterilen tepkilere Genel Müdür V. "Böyle olmaz! Onları temsil eden sivil toplum kuruluşları var;TOBAV ve Konservatuar Mezunları Derneği gibi; o kuruluşlara başvursunlar" diyerek demokratik( ! ) bir yanıt veriyordu! ..Lakin Çok Eski bir Genel Müdürün hatırlatması kafaları yine karıştırıyordu: Bu sivil toplum örgütlerinin her ikisininde Genel Başkanları aynı zamanda kurumun görevi başındaki
Genel Müdür Yardımcılarıydı; hatta biri şu anki Genel Müdür Vekiliydi...
Şu anda Kuruma derin bir suskunluk ve kafa karışıklığı hakim..Herkes yerini yönünü şaşırmış gibi ya da - en korkuncu-" ohoo biz neler gördük,bunada alışırız" der gibi..Hemen anımsatalım: Genel Müdür Vekilinin dediğini yapmayıp Sivil toplum örgütlerine gitmeyen asi(!) sanatçılar hakkında idari soruşturma açılmış durumda...
İşte böyle değerli okurlar! Öykünün sonu henüz bağlanmış değil.Kimbilir daha neler göreceğiz,nelere şaşırıp kalacağız..Velhasıl anlı şanlı Devlet Tiyatroları 50. Yılını böyle görkemli(!) törenlerle kutluyor..Dünyada eşi benzeri olmayan Tiyatromuzada böylesi yakışırdı zaten! ..
"İyi de hani Tiyatro ,hani sanat, hani 2000 li yılların projeleri?" derseniz onada ben birşey diyemem..
Ancak bu öyküyü size özetlerken yanılmıyorsam 28 kez " Genel Müdür" yazdım,bu 29. oldu...
Belki de kırkıncı odanın anahtarı bu sıfatta gizlidir!..
Daha önümüzde ne 50 yıllar var ,Muhsin Hocanın kemiklerini sızlatmayacak günler de görürüz umarım...
Hem umut etmekte ne zarar var ki!...
|
AMİRAL BATTI...
NO WAY OUT! ...
ANLAMAK
FESTİVAL....OFF FESTİVAL! (II)
...USTAM ÖLMÜŞ, BEN SATARIM!.
SENİN YERİN BURASI...
Yeni Bir Mevsim..
GELECEĞE DÖNMEK....
DT 50. YILINI KUTLUYOR!. HABERİNİZ OLSUN!...
FESTİVAL BİTTİ.
FESTİVAL..OFF FESTİVAL
Bahar Amatörlerin Mevsimidir.
Amatörler Üzerine Amatörce Bir Yazı;
Seyirci;
|