Loca 1

Murat Karasu                02.05.2000
...USTAM ÖLMÜŞ, BEN SATARIM!.
Aradan tam yirmibir yıl geçmiş.. Muhsin Ertuğrul, yani Türk tiyatrosunun büyük ustası yirmibir yıl önce bugün( 2 Mayıs) aramızdan ayrılmış sessiz sedasız.. İnsan ister istemez gerilere gidiyor..Tiyatroya şöyle ucundan köşesinden bulaşmaya başladığım yıllar...Elime tiyatroyla ilgili ne geçerse okuyorum;kitap, dergi,broşür...O'nun adıyla çok sık karşılaşıyorum artık..Ne güzel şeyler söylüyor,ne güzel şeyler öneriyor,ne kadar ödünsüz yaklaşıyor tiyatroya-sanata,nasıl yüreklendiriyor beni tiyatro yapmam için,bilmeden...Bir lise öğrencisinin düşlerinde nasıl yakıyor tiyatro ateşini!..

Sonra bir gün ,hiç ummadığım bir anda,apansız yakalnıveriyorum O'na.Seyircisi olduğum bir oyunun perde arasında " işte,karşıda oturan adam Muhsin Ertuğrul'dur" deyiveriyorlar..Gidip konuşsam?... Yürek ister,nerede bende o yürek...Ellerim terliyor,başım dönüyor,ağzım dilim kuruyor...Tam cesaretimi toplayıp hamle edecekken,zil çalıyor,Hoca ağır ağır yerinden doğrulup salona yöneliyor..Artık benim için sahnedeki oyunun anlamı kalmamış..Varsa yoksa Hoca ile oyundan sonra ne edipte konuşurumun hesabını yapıyorum ikinci perde boyunca..Kendimi yüreklendirmeye çalışıyorum..Oyun bitiyor,herkesten önce fuayedeyim.O'nu bekliyorum ..Ama olmuyor,tiyatrocu dostları biranda kuşatıyorlar çevresini ve alıp götürüyolar Hoca'yı...Hayıflanıyorum,kendime kızıyorum ama bir yandan da O'na bu kadar yakılaşabilmiş olmaktan büyük bir haz duyuyorum.."Neyse " diyorum "bir daha ki sefere"....
O anda bilemiyorum ki" bir daha ki sefer " hiç olmayacakmış..Bilseydim bu tanışabilmek için ilk ve son şansımdır gidip konuşmazmıydım?..."Efendim,ben tiyatrocu olmak istiyorum,ne dersiniz?","Dördüncü adamı hala arıyormusunuz?","Genç oyunculara mektuplar yazmayı sürdürüyormusunuz?,"Bölge tiyatroları bir gün sizin düşlediğiniz ölçülerde gerçekleşirmi acaba?"...Kimbilir daha neler neler..
O günün üzerinden çok az bir zaman geçmişti ki bir sabah radyolar,gazeteler bangır bangır bağırmaya başladılar:Muhsin Ertuğrul öldü..Muhsin Ertuğrul'u yitirdik...İçimden,derinimden bir şeyler sökülüp gitmiş gibi geldi bana,beceriksizliğimi hatırlayıp ağır bir pişmanlık duydum..Beni neden sarsıyordu bu ölüm? Bana neydi? O tarihlerde tiyatro heveslisi bir gençten öte birşey değildim ki..Bilmeden,tanımadan, geleceğimi kendisine dayanarak kurmaya bşladığım insanı arkamdan çekip alıvermişlerdide desteksiz ,payandasız mı kalmıştım yaşamın ortalık yerinde?...
Şimdi ölümünün yirmibirinci yıldönümünde O'nu anmak muradıyla yazıyorum bir tiyatro dergisinde.Ne demeli? Ardından o kadar çok şey yazılıp söylendi ki...Benim söyleyebileceklerim onların kısacık bir özeti gibi kalacak.İyisimi lise yıllarımdan kalan defterime O'ndan yaptığım alıntılarla O'nun deyişleriyle bitsin bu yazı: "......tiyatro,üstünkörü bir meslek değildir.Tiytro bir tutku,bir kara sevda,ömür boyu başdöndürücü bir sevgidir.Hemde mezara kadar süren bir sevgi!Her deniz teknesinin olduğu gibi,herkesinde bir pusulası vardır.Bu pusulanın ibreleri çeşitli yönleri gösterir..Benim pusulamın ibresi hep tiyatro sevgisini gösterir..Sevgiliden uzak kalmak elbet üzücüdür.Ama onu size bıraktırdılar diye siz onu bırakamazsınız ki.. O sizin içinizde."
".....Heyy! ...Yazdıranlar,yazanlar,elleri kalem tutanlar,dilleri ağızlarının içinde dönenler,kalpleri küllenmiş ateş taşıyanlar,hep el ele veriniz ve bu ihtiyacı halka duyurunuz.Çünkü siz bugüne kadar bu yolda bir satır bile yazmadınız,bu mealde bir söz söylemediniz,bu ocağa bir kıvılcım sıçratmadınız.Bütün bunlar için amansız yarının sizi itham etmemesini isterseniz bugünün hizmetine koşunuz.İstikbal kincidir,affetmez.
Muhterem münevver arkadaşlar,aziz yarım münevverler,cahil olup da münevver gibi görünmek isteyenler,sevgili snoplar,züppeler,iyiler ve fenalar,büyükler ve küçükler,gençler ve ihtiyarlar,kadınlar ve erkekler,hanımlar ve beyler..Bütün millete layık muazzam bir tiyatro kurmak için hep el ele verelim,hiç olmazsa bir defa olsun hepimiz bir kültür hareketinin etrafında omuz omuza,göğüs göğüse,elele birleşelim,itiraz yok,istemek var ve istemek yapmanın başlangıcı,başlamak başarmanın yarısıdır. "(Darülbedayi- 1 Ekim 1932)
Sağlıcakla kalın.



AMİRAL BATTI...


NO WAY OUT! ...


ANLAMAK


FESTİVAL....OFF FESTİVAL! (II)


...USTAM ÖLMÜŞ, BEN SATARIM!.


SENİN YERİN BURASI...


Yeni Bir Mevsim..


GELECEĞE DÖNMEK....


DT 50. YILINI KUTLUYOR!. HABERİNİZ OLSUN!...


FESTİVAL BİTTİ.


FESTİVAL..OFF FESTİVAL


Bahar Amatörlerin Mevsimidir.


Amatörler Üzerine Amatörce Bir Yazı;


Seyirci;

Abone olmak İçin tıklayınız.