Murat Karasu
23.01.2001
|
AMİRAL BATTI...
Çocukluğumuzdan bu yana bildiğimiz ve oynadığımız bir oyundur 'amiral battı'. Oyunun temel kuralı Amiral gemisini en güvenli yere saklamak ve vurulup batırılmasına engel olmak üzerine kuruludur. Devlet Tiyatroları'da elli yılı aşkın tarihiyle ve üstlendiği önemli misyonuyla Türk Tiyatrosunun Amiral Gemisidir.Nice badireler atlatmış,fırtınalar görmüş,nice amansız dalgalarla boğuşmuş ama sonunda dimdik ayakta kalma marifetini gösterebilmiştir.. Daha doğrusu gösterebilmişti ya da biz kendimizi böyle kandırmıştık.Ama yılın ilk günlerinde ortaya çıkan, kamuoyunun da dikkatini ve tepkisini çeken olumsuz gelişmeler bir fiskede bu saygın kurumu yerle yeksan edip ilgili ilgisiz herkesi dehşete düşürdü.. Ülke büyük bir kirlenme ve çöküşün tam ortasında yaşarken, hergün yeni yeni rüşvet, yolsuzluk,talan örnekleri ortaya dökülür, toplum kurumlara, kişilere,giderek kendine karşı ağır bir güven bunalımı sürecine girerken,asal görevi tiyatro yapmak, sanat yoluyla iyinin, doğrunun, güzelin toplumsal kabulünü yaygılaştırmak olan bir kurumun da aynı yolun yolcusu olma hali kimin tüylerini diken diken etmezki ! Karşılaştığımız sonucu birkaç densizin ayıbı olarak görüp oyunun kaldığı yerden devam edebileceğini düşünmek tam anlamıyla safdillik olur.Yaşanan, iflasın ta kendisidir!.Bu iflas sürecinde de asıl sorumlular, şimdilerde başrol oyuncusu gibi duran birkaç sorumsuz figüran değil, gemide bulunan herkesdir,ki onlar yalnızca kurumun elemanları değil, yazarı,eleştirmeni,akademisyeni ile herkestir.. Bu da nereden çıktı demeyin! Şöyle bir göz attın son on yıllık tarihine kurumun neler göreceksiniz:Sürekli değişen yönetici takımı, genel müdürler, müdürler; binbir türlü kulis, kumpas,ali cengiz oyunu;darbeler, karşı darbeler; adam kayırmalar, bal tutmalar, parmak yalamalar, yalamalar; kelle koparmalar, asmalar, kesmeler, sürgün etmeler;hizipler, falancılar,filancılar, şişirilen kadrolar, siyasetçilerin inayetine sığınan yeniden yapılandırmacılar; düşüşün, çürümenin envai çeşit göstergesi, ipucu.. Ya Tiyatro? O yok işte! Asıl yapılması gereken iş bu hay huyun arasında gürültüye gitmiş,şeytan almış götürmüş, kimseninde umuru olmamış!... Azıcık sesini çıkartacak gibi olanlara dağıtılan ulufeler:al sana başrol, al sana yönetmenlik, al sana yöneticilik, al sana yurtdışı turnesi.... Eğer bunlar satın almaya yetmemişse çek kızağa yeteneksiz muhterisi emekliliğini beklesin; yetmedi,ceza ver, sürüm sürüm süründür;yetmedi 'rotasyon'a tabi tut;yetmedi at gitsin kurumdan sanat düşmanını... İç barış yok edilmiş,yetkinliğin yerini gözbağcılık,dalkavukluk almış,etik değerlerin tümü tersyüz edilmiş,gelenek ayaklar altına alınmış, tarih çöpe atılmış, bilgiye,erdeme, deneyime metelik verilmemiş ,demokratik olma iddiasındaki oluşumlar mitos bölünmeyle çoğalmış ,sonrada birer çıkar gurubuna dönüşmüşler ve de gemideki herkes bütün bu olan biteni derin bir sükunetle çekirdeğini çitleyip seyretmişken yaşanan iflasın neresi şaşırtıcı söylermisiniz!.. Acaba bu son dönemeçte 'benim darbem iyidir' diye ortalığa dökülenler, biz rant değil,gemiyi rotasına oturtmak istiyoruz ahkamı kesen muharrir takımı, Kültüre uzaktan Bakanlar, Tiyatrodan emekli,dul ve yetimler, hem iktidar hemde muhalefet olma deha ve becerisine sahip sivil toplum örgütü yöneticileri, bir bilenler, çok bilenler, hınk deyiciler ,dümen tutanlar, dümen suyundan gidenler, ve benzerleri şimdi ne düşünüyorlar acaba?. Yine herşeyi 'sistem'e yükleyip 'sistem'i oluşturanın kendileri olduğunu görmezden mi geliyorlar, vicdanlarıyla başbaşa kaldıklarında yüksek sesle olmasa bile içlerinden 'bu sonuçta benimde payım var'diyebiliyorlar mı? Biz istesekte istemesekte takke düşmüş kel görünmüştür.Şimdi tez elden yapılması gereken herkesin tiyatrocu olduğunu hatırlaması, sıkı bir özeleştiriyle arınmanın yolunu aramasıdır.Önümüzdeki zaman çok dar,çok değerli hem de çok kritiktir.. İyi ve doğru kullanılacağını umut etmek istiyorum! Yoksa amiral battı ve bir el daha oynayacak zamanımız yok! Sağlıcakla kalın.... |
|