Yıldız ve Müşfik Kenter Ankara Devlet Konservatuvarını başarıyla
bitirmiş, Devlet Tiyatroları'nın çeşitli oyunlarında Ankaralıları
kendilerine hayran bırakırken, bir gün sevgili hocaları Muhsin Ertuğrul
Devlet Tiyatroları'nın başındaki görevinden ayrıldı. Ardından da
onlar...
Muhsin Ertuğrul, Kenterler'in Devlet Tiyatroları'ndan ayrılıp,
İstanbul'a geleceklerini öğrenince Muammer Karaca'ya şöyle yazmıştı:
"Hele Yıldız'la Müşfik'e gelince, onların yapmak istedikleri tamamiyle
deliliktir. Türkiye'de bir sanatçıya sağlanan en yüksek mevki ve parayı,
üstelik garantili bir istikbali bırakıp da böyle akibeti meçhul bir işe
atılmak, sırf sanat yapmak için de olsa, aklın kabul edemeyeceği bir
harekettir."
İstanbul'a gelip, M. Ertuğrul'la birlikte onun yönetimindeki Küçük
Sahne'de oynamaya başladılar. 1951'de açılan Küçük Sahne, kurucularından
Vedat Nedim Tör'ün sonradan kullandığı bir deyimle, verimli bir fidelik
olmuştu. Oradan yetişenler daha sonra pek çok tiyatronun başına
geçtiler. Yıldız ve Müşfik Kenter, Şükran Güngör ve Kamran Yüce o
yıllarda biraraya geldiler ve ayrılmaz bir dörtlü olarak uzun yıllar
birlikte tiyatro yaptılar.
Kadroda, Cahit Irgat, Genco Erkal gibi oyuncular da vardı. "Salıncakta
İki Kişi" ilk oyunlarıydı. Onu "Çöl Faresi", "Tahta Çanaklar" gibi
eserler takibetti. Kenter kardeşler, iki yakın arkadaşlarıyla sonra
"Site Tiyatrosu"nu kurdular, ardından "Birleşmiş Oyuncular". Her
gittikleri tiyatroda yeni bir isimle oynamaktan vazgeçip, tiyatrolarının
adını 62'de hem İstanbul kentini temsilen, hem de soyadlarına atfen
"Kent Oyuncuları" koydular. Önce Karaca Tiyatrosu'nda, sonra da Dormen
Tiyatrosu'nda konuk oyuncu olarak perde açtılar. İlk oyunlarından
başlayarak, seyircinin ve ödül jürilerinin göz bebeği oldular. Birlikte
defalarca o yılların en prestijli ödülü olan "İlhan İskender Armağanı"
kazandılar. İonesco'nun yazdığı, "Sandalyeler" gibi seyircinin pek de
kolay anlamayacağı düşünülen oyunları, kolaylıkla sahneleyip, aylarca
kapalı gişe oynadılar. Haldun Dormen'in tiyatrocu kişiliği, bu genç ve
zarif iki kardeşle uyuşmuş, başarılı çalışmaları yıllarca birlikte devam
etmişti. Öyle ki, kendi tiyatrolarını yaptırıp, Harbiye'deki "Kenter
Tiyatrosu"na taşınırken, Haldun Dormen'in verdiği kokteylde ardında
bıraktığı anıların, daracık soyunma odalarının, teknik imkansızlıkların
ve dolu dolu salonun ve alkışların iziyle, Yıldız Kenter'in gözleri
dolmuştu.
1968'de Harbiye'deki "Halaskargazi Cad. No:35'deki yuvalarına
taşındılar. O yıllara göre, çok zarif, çok ince zevkle döşenmiş, örnek
bir tiyatroydu Kenter Tiyatrosu. Girişine Gorbon Işıl tarafından yapılan
seramik pano, tiyatroya hem farklı bir şıklık katmıştı, hem de büyük
yenilikti.
Ama bu tiyatroyu yapmak hiç de kolay olmamıştı. Anadoluyu karış karış
dolaşarak turne yaptılar. Bütün paralarını bu tiyatroya yatırdılar. Pes
ettikleri günler olmadı değil. Ama sonunda, tiyatroyu açmadan koltukları
satmaya başladılar. Bu kampanya onları tiyatrolarına kavuşturdu.
2009- 2010 Sezonunda.
AFİFE JALE ÖDÜLLERİ:
Yardımcı Rolde Yılın En Başarılı Müzikal Ya Da Komedi Kadın Oyuncusu
* Kadriye Kenter - Cimri (Kenter Tiyatrosu)