Aylardır üstünde düşündüğüm, çalıştığım ve nihayet yola çıktığım bir
konuyu sizinle paylaşmak istedim. 27 yıl emek verdiğim ve her zaman beni
ayakta tuttuğuna inandığım, çok severek yaptığım oyunculuk kariyerime
yeni bir basamak eklemek istedim. Tabii ki bu basamak bugüne kadar olan
tiyatro kariyerimdeki en zor basamak. İlk olarak Atilla Birkiye ile
paylaştığım, fikrini aldığım bir konuydu bu. Kent Oyuncuları ile bugüne
kadar paylaştığım duygulardan, 23 senedir onlarla birlikte mutlu
olmaktan, oyun arkadaşlarımdan, en önemlisi Yıldız Kenter’den ve Müşfik
Kenter’den, iki dev ustadan öğrendiklerimden sonra, enerjimin beni yeni
yerlere sürüklemekte olduğunu gördüm.Yeni bir şeyler yaratma arzusuydu
bu. Kendimle olmak, yeni alanlar yaratmak ve oyunculuğu yeniden
keşfetmek dürtüsüydü belki. Yeni keşfedilecek yaşamlar bulmak, bu
yaşamları yeni oyun arkadaşlarıyla hayata geçirmek ve henüz salonsuz da
olsa tiyatromuza yeni bir tiyatro, yeni bir soluk, yeni bir ekip, yeni
bir anlayış katmak istedim. Zaman zaman umutsuzluğa düştüğüm ama her
zaman beni heyecanlandıran bir konu oldu bu. Bu yoldan hareketle bir
tiyatro kurmaya karar verdim...
Biz oyuncular da sahnede her oyunda başka başka portreler yapsak bile
kendi içimizdeki portrelerimizi, bize ait olanı ortaya çıkarmaya
çalışıyoruz... Bu portreler kurmaca da olsa bizim içimizdeki gerçeğe
dönüşüyor. Her oyunda başka portrelere, gerçek yaşamlara, biyografilere
yer veren bir tiyatro oluşturmayı düşünüyoruz… Gerçek yaşamların izinden
gitmeyi... Van Gogh oyunu, hatırlarsanız 20 yıl önce sevgili hocam
Müşfik Kenter’in oynadığı ve asistanlığını yaptığım bir oyun. O zaman,
bu oyunu belki yıllar sonra oynarım diye hayal etmiştim. Şimdi, ilk
olarak bu oyunu sahnelemenin heyecanı içindeyim.
Bu yeni oluşumu sizinle paylaşmak istedim.
Saygılar,
Hakan Gerçek.