• ANA SAYFA
  • TİYATROLAR
  • SAHNELER
  • FESTİVAL
  • ÖDÜL
  • EĞİTİM
  • YAZARLAR
  • OYUNLAR
  • SÖZLÜK
  • GELENEKSEL
21 Mayıs Pazartesi
İçerik Gönder!
Üye Ol
Şifremi Unuttum

Arkadaşınıza Gönderin

Sadece TiyatrOnline'da yayınlanan bu haberi arkadaşınıza göndererek bilgilendirebilirsiniz, sadece aşağıdaki formu doldurup göndere tıklamanız yeterli.

Adınız
Gönderilecek E-Posta
Kategori: Oyun Eleştrisi
Tüm Yazarlar
Dumanaltı Aşklar - Tiyatro Seyirlik
 Yıllardır bize demediği kalmamıştır, ama keyifle okuruz onu. Lafını esirgemez, fazlaca alaycıdır, ama gazetede yazılarını gördüğüm zaman okumadan edemem. Bu kişi, köşesinde yıllardır pek çok konuda kalem oynatmış Selahattin Duman’dan başkası değil. Kafamdaki soru işaretleri yüzünden, Dumanaltı Aşklar oyununa büyük bir önyargıyla yaklaşmıştım açıkçası...
Okunma Sayısı: 251 09-03-2011 00:16

 

    Yıllardır bize demediği kalmamıştır, ama keyifle okuruz onu. Lafını esirgemez, fazlaca alaycıdır, ama gazetede yazılarını gördüğüm zaman okumadan edemem. Bu kişi, köşesinde yıllardır pek çok konuda kalem oynatmış Selahattin Duman’dan başkası değil. Kafamdaki soru işaretleri yüzünden, Dumanaltı Aşklar oyununa büyük bir önyargıyla yaklaşmıştım açıkçası. Netice itibariyle bunlar köşe yazısı. Üstelik çok kötü roman uyarlamaları, birbirinden manasız öykü kolajları izlemiştim bugüne dek. Hele ki Selahattin Duman yazılarının, tiyatro için çok da uygun olduğunu düşünmüyordum. Benim açımdan – eminim birçok kişi için de öyledir - “okumak” ve “izlemek” çok ayrı iki eylemdir; bazı şeyler sadece okununca haz verir. Onu sahneye taşımak, izlenilir kılmak, şayet belli pasajların blok halinde sahneye aktarılması şeklinde olmuşsa, bu başarısız bir denemedir. Bu yüzden uyarlama, oyunlaştırma, adaptasyon uygulamaları; olan yapıya gerçekten ayrı ve yeni bir form kazandırmıyorsa, neticede başlı başına bir oyun elde edilememişse, bence yapılmamalıdır. Çünkü seyirci, okuyucuya göre her zaman daha acımasızdır ve anında reaksiyon bekler.
 
    Üstelik Selahattin Duman yazılarından yola çıkılarak elde edilen bu oyunun, salonun genelini güldürmesi bekleniyor. Sahnede tek başınasınız ve oyunun başından beri kontrol size. Üst üste birkaç espride reaksiyon alamazsanız, oyunun düşmesi işten bile değil. Selahattin Duman yazıları üstünden bir görüş belirtmek gerekirse, arkadaşlarımla Duman’ın yazılarından aynı keyfi aldığımızı söyleyemem. Ancak fikrim bu oyundan sonra kesinlikle değişti. Yazılardan çok keyifli bir “oyun” elde edilmişti, biraz evvel oyunlaştırmaya dair bahsettiğim bıçak sırtı eylem, başarıyla yerine getirilmişti ve Hüseyin Avni Danyal sahnede tek kelimeyle harikalar yaratıyordu. Oyuncunun söyledikleri, sanki bir köşe yazısından kotarılmış gibi değildi, durumlar ve adamın bu durumlar karşısındaki yönelişleri saptanmıştı. Replikler, oyuncunun ağzından, durumun gereği dökülüyor gibiydi. Ortada bir durum, verilmesi gereken bir karar ve bu zorlu kararın eşiğinde bir damat namzeti vardı. Eminim Selahattin Duman’da şaşkınlıkla ve keyifle izlemiştir bu oyunu. Düşünün ki, yazdığınız yazılar, çok başka bir mecrada ele alınıyor, üstelik başarıyla ele alınıyor, farkında olmadan bir tiyatro oyununa el veriyorsunuz... Şayet benim başıma gelseydi, ben çok şaşırırdım, hatta proje aşamasında çok da tedirgin olurdum.
 
    Dumanaltı Aşklar’daki oyunculuğu biraz daha açımlamam gerekirse, sahnede dans eden, enstrüman çalan ve yaklaşık iki saat giderek yükselen bir performansla oynayan Hüseyin Avni Danyal’ın hakkını teslim etmek gerekir. Kendisinin, televizyon ve sinema oyunculuğunun yanı sıra vakti zamanında “Ghetto” daki mükemmel performansına tanıklık etmiştim, şimdi de Dumanaltı Aşklar’daki komedi yorumunu seyrettim. Bunu o kadar inanarak söylüyorum ki, bu adam kesinlikle tiyatroda izlenmeli! Jest ve mimiklerine o kadar hakim ki, yaptığı her hareketle, sözcüklere anlam kazandırdığı her tonlamayla, rolü özümsediğini ispatlıyor. Oyunda, oyunculuk hakkında eleştiri getirebileceğim noktaysa, Aras Deniz Sipahi’ye dair. Piyano başındaki Aras Deniz Sipahi, piyanosunun başında formundaydı, müzikler alıp götürüyordu. Gerçekten oyunun müzikleri üzerine keyifli ve başarılı bir mesai süreci geçirildiği aşikar; ancak kendisi, zaman zaman oyuna karıştığı yerlerde çok aksıyordu, oyunculuk yetisinin olmayışı bunun temel nedeni elbette. Oyunun ritmi zaman zaman yavaşlarken, zaman zaman bir espri bombardımanına dönüşüyor, özellikle oyunun ikinci perdesi birincisine nazaran daha yüksek bir enerjide oynanıyor.
 
    Dekora gelirsek, diyecek pek de söz bırakılmamış. Gelin adaylarını simgeleyen dekorlar başlı başına komikti zaten. Hüseyin Avni Danyal bir karikatür çerçevesinin içinde oynuyordu sanki. Çalınan piyano bile, o forma uydurulmuştu. Kemal Aratan’ın iyi bir çizer olduğu birçok kişinin malumudur, ancak kendisinin sahne tasarımı konusunda bu denli başarılı olduğunu bilmiyordum.
 
    Oyunda kadınlar olarak, belli başlıklar altında ince ince makaraya alındık, bir de üstüne erkeklerden çok biz güldük. Arızalarımızı çok iyi biliyoruz çünkü. Biliyoruz ki, “yok artık o da olmaz” dediğimiz bir espri, başka bir kadının hayatında var, üzerinden espri yapılmaya müsait bu çeşitlemeler, detaylı şekilde ve erkek gözüyle ele alınmış, bu yüzden kadınlara hiç iltimas geçilmemiş. Selahattin Duman’ın erkeklere model olarak sunduğu “maço erkek tavrı” Hüseyin Avni Danyal’da ete kemiğe bürünmüş. O maço erkek, kadınları anlamaya çalıştıkça, her defasında şaşkınlığı katlandıkça, ister istemez komedi unsuru ortaya çıkıyor. Gelin namzetleri belli başlıklar altında açımlanıyor. Elbette mizahi abartma, aşırılık katma mevcut ancak yaratılan kadınlar hiç de olmayan, ekstrem karakterler değil. Hayatımızda onlarca örneği olan kadınlar. Gerçeklikten uzak, aşırı nitelikler barındıran karakterler yerine; Selahattin Duman’ın kadınların aşırılıkları işaret ettiği tespitlerden gerçek, yaşayan kadınlar çizilmiş. Bence bu, oyunun seyirciyle kurduğu köprüyü, yani oyunun sırrını açıklıyor.
 
    Uzun sözün kısası, emek verilmiş ve bu sayede seyirciden reaksiyon alan çalışmalardan biri olan Dumanaltı Aşklar, tiyatro seyircileri arasında, fısıltı gazetesi sayesinde günden güne ünleniyor. Şimdi ben de sizin kulağınıza bir tavsiye fısıldıyorum: “Dumanaltı Aşklar çok keyifli oyun. Bence gidilmeli.”
Etiketler: Dumanaltı Aşklar Tiyatro Seyirlik 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
KULLANICI YORUMLARI
Tüm Yorumlar
Yorum Ekle
Kuralları Okudum Kabul Ediyorum
Bu habere hiç yorum yapılmamış. İlk yapan siz olun etkileşimi arttırın.
Zerrin Şahiner
...

Hakkında
EN ÇOK OKUNAN YAZILARI
Dumanaltı Aşklar - Tiyatro Seyirlik..
Reklam
Künye
iletişim
www.tiyatronline.com
Copyright © 1997-2010 Tiyatronline.com Bu sitedeki hiçbir bilgi kaynak gösterilmeksizin ve izinsiz kullanılamaz.