Yıllardır bize demediği kalmamıştır, ama keyifle okuruz onu. Lafını esirgemez, fazlaca alaycıdır, ama gazetede yazılarını gördüğüm zaman okumadan edemem. Bu kişi, köşesinde yıllardır pek çok konuda kalem oynatmış Selahattin Duman’dan başkası değil. Kafamdaki soru işaretleri yüzünden, Dumanaltı Aşklar oyununa büyük bir önyargıyla yaklaşmıştım açıkçası. Netice itibariyle bunlar köşe yazısı. Üstelik çok kötü roman uyarlamaları, birbirinden manasız öykü kolajları izlemiştim bugüne dek. Hele ki Selahattin Duman yazılarının, tiyatro için çok da uygun olduğunu düşünmüyordum. Benim açımdan – eminim birçok kişi için de öyledir - “okumak” ve “izlemek” çok ayrı iki eylemdir; bazı şeyler sadece okununca haz verir. Onu sahneye taşımak, izlenilir kılmak, şayet belli pasajların blok halinde sahneye aktarılması şeklinde olmuşsa, bu başarısız bir denemedir. Bu yüzden uyarlama, oyunlaştırma, adaptasyon uygulamaları; olan yapıya gerçekten ayrı ve yeni bir form kazandırmıyorsa, neticede başlı başına bir oyun elde edilememişse, bence yapılmamalıdır. Çünkü seyirci, okuyucuya göre her zaman daha acımasızdır ve anında reaksiyon bekler.