• ANA SAYFA
  • TİYATROLAR
  • SAHNELER
  • FESTİVAL
  • ÖDÜL
  • EĞİTİM
  • YAZARLAR
  • OYUNLAR
  • SÖZLÜK
  • GELENEKSEL
21 Mayıs Pazartesi
İçerik Gönder!
Üye Ol
Şifremi Unuttum

Arkadaşınıza Gönderin

Sadece TiyatrOnline'da yayınlanan bu haberi arkadaşınıza göndererek bilgilendirebilirsiniz, sadece aşağıdaki formu doldurup göndere tıklamanız yeterli.

Adınız
Gönderilecek E-Posta
Kategori: Festival
Tüm Yazarlar
Limbya da İkinci Kez.
 Sanırım mesele biraz açıklığa kavuştu.Bu yazıyı bu yıl 7.si düzenlenen LİMBYA köyündeki tiyatro festivalinde Carlos adlı(şahin örgelin yazdığı) oyunumuzu sahneledikten sonra yaptım.İlk kez geçen yıl Profesyonel adlı(duşan kovaçeviçin yazdığı) oyunla katılmıştık bu festivale bu yıl 2. kez katıldık Carlos adlı oyunumuzla, Çatalköy Belediye Tiyatro SU olarak.Ben 1974 de oniki yaşımda ayrıldım (Güney Kıbrıstan) limasoldan...
Okunma Sayısı: 424 12-09-2011 00:24

 

GÜNEY KIBRIS-1-
LİMBYA DA  CARLOS

AĞABİDEMU  GİBREYİ;İMASDİN BOLLİ EFGARİSDİMENUS,YADİ İKSERO İNE BOLLİ THİSGOLO NA GADALAVEDE LOSSAMMAS GE BARASDASİZMAS.
THELO NA DU BO ALLO ENA EFGARİSDİSİ O FİLEMMU SOFOKLİS,MARİA,MARİO GE BUDUS ULLUS BU EGANUNİSEDE DUDON FESDİVAL TEATRO GE EVRİTHİGAMEN THAME-EFGARİSDUMEN BARA BARA BOLLİ GE GALİNNİHDASAS.

  Bu cümleleri okuyanların ne düşündüklerini bilmiyorum, ama ben yazarken ve okurken zorlandım.Ancak okurken dilimin dönmediği yerlerde küçük de olsa yapılan düzeltmelerle ve okudukdan sonra aldığım alkışla çok güldüm ve mutlu oldum.Hala bunun ne anlama geldiğini bilmeyenler için  türkçesini de vereyim ki biraz açıklığa kavuşsun.

SEVGİLİ KIBRISLILAR;DİLİMİZİ VE OYUNUMUZU ANLAMANIN ZOR OLDUĞUNU BİLEREK GELİP İZLEDİĞİNİZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.BİR TEŞEKKÜR DE ARKADAŞLARIM SOFOKLİS-MARİO-MARİA VE BÜTÜN BU TİYATRO FESTİVALİNİ ORGANİZE EDEREK BİZLERİ BURADA BULUŞTURANLARA ÇOK ÇOK TEŞEKKÜR EDER HEPİNİZE İYİ GECELER DİLERİM..

  Sanırım mesele biraz açıklığa kavuştu.Bu yazıyı bu yıl 7.si düzenlenen LİMBYA köyündeki tiyatro festivalinde Carlos adlı(şahin örgelin yazdığı) oyunumuzu sahneledikten sonra yaptım.İlk kez geçen yıl Profesyonel adlı(duşan kovaçeviçin yazdığı) oyunla katılmıştık bu festivale bu yıl 2. kez katıldık Carlos adlı oyunumuzla, Çatalköy Belediye Tiyatro SU olarak.Ben 1974 de oniki yaşımda ayrıldım (Güney Kıbrıstan) limasoldan.Oniki yaşıma kadar mahallemde rum arkadaşlarım ile ne kadar konuşabildimse o kadar rumca konuşabilmeyi, öğrenmişim.Ancak 1974 den 2003 yılına kadar geçen neredeyse 30 yıl hiç rumca konuşmadım .Ancak,Kıbrısta sınırlardaki kapılar 2003 yılında açıldığında ve belli başlı  rum tiyatro sanatçısı arkadaşlarla buluşmaya başladığımda baktım ki ne dediklerini anlayabiliyorum.Kelime haznem yeterli olmasa bile konuşabiliyormuşum.Ancak geçen bu otuz yıllık süreçte biz türklerde dilde olan(Türk dilinin doğru kullanımı ve gelişip değişimi) büyük değişiklikler aynen rumlarda da oluşmuş.Çünkü ben rumca konuştuğumda rum dostların bana hayretle baktıklarını ve “BU DE EMATHES DUDO BALYA GİBRİYAGA” yani “BU ESKİ  KIBRIS RUMCASINI NERDE ÖĞRENDİN” sorusunu sorduklarını gördüm.Bazı zamanlarda onları konuşurlarken anlayabildiğim gibi,anlayamadığım (kelime haznemin yetersizliğinden dolayı) zamanlarda ise onlardan ,daha yavaş ve daha tane tane konuşmalarını taleb ediyorum.Yukarıdaki teşekkür yazısını hazırlarken annemle babamdan yardım aldığımı hatta yer yer tartıştığımı da söylemeliyim.Çünkü annem bana ,modern rumca bilmediğini ve belli sözcükler için babamın (ayni yaşta olmalarına rağmen)daha modern rumca bildiğini söyledi.Ancak allah uzun ömür versin (85 yaşındalar) her konuda olduğu gibi bu konuda da yardımcı oldular.Tabi şunu da belirtmemde yarar var ne  ben ne de annem babam rumca yazmayı veya okumayı bilmiyoruz,bu nedenle ben de yukardaki cümleleri okuyabileceğim şekilde türkçe harflerle yazdım.

  Rumların genelde, biz türklerin bildiği veya öğrendiği rumcadan, çok daha az türkçe bildiklerini, ancak; bizim öğrenme gayretimizden  daha fazla bir gayretleri olduğunu, ancak türkçeyi bizim rumcayı öğrendiğimizden çok daha zor öğrendiklerini de söyleyebilirim.Bunu bildiğim için ve komedi oyunlarının, konuşma temposunun daha hızlı olmasından dolayı,oyunun genel yapısını bozmadan belli sözcük ,cümle ve konuları rumca olarak oynattım.Bu yaklaşım iki saatlik dilini anlamadığınız bir oyunu hem daha anlaşılır hem de sempatik kıldı.oyunun sonunda neredeyse ekibin içerisinde tek rumca bilen(biraz da zafer-biraz da soner ağbi biliyor) ben olduğum ve aynı zamanda oyunun yönetmeni olduğum için gelip sihhidiriya(tebrik etmek)dileklerini iletip oyuncuların tümünü çok beğendiklerini ifade ettiler.Ayni akşam bir yıl önce festivalde tanıştığım yunanistanın tiyatro ekibi de geldi izlemeye ve yönetmenleri neredeyse babam yaşındaki dostum pavlos karayorgis ile kucaklaştık ve türkçe sohbet ettik.Çünkü Pavlos’un anne ve babası 50 yılın üstünde Türkiyede Tarsusta yaşamışlar.Kucaklaştık pavlosla ve tüm diğer oyuncularla.

  Oyundan sonra hep birlikte yaklaşık altmış yetmiş kişi bir tavernaya gittik yemek için.Yemek sırasında teşekkürlerini ilettiler mikrofondan ,Türkçe olarak bizlere,birlikte şarkılar türküler söylendi,Kıbrıs halkdansları oynandı,çok güzel sohbetler edildi.Bir ara midemde bir rahatsızlık hissettim çünkü neredeyse herkes gibi oluktan boşanırcasına bodirilerce(küçük içki bardağı,tekila bardağının büyüğü) zivaniya içmiştim.Sofoklis yanıma geldi birlikte kadeh kaldırdık sanata, Pavlos da eşlik etti bizlere ve sofoklisle gelen yıl birlikte hazırlayacağımız ortak kısa bir oyunla yunanistanın kornos adasındaki 4500 kişilik anfi tiyatroda pavolos Karayorgos un davetlisi olarak gitmek için sözleştik.Vedalaşmak için dışarı çıktığımızda Dagi bana “biz kıbrıslılar böyleyiz,işimizi yapar sonra da yeyip içip birlikte eğleniriz”bu ülkeye barış ancak böyle gelecektir. 




GÜNEY KIBRIS-2-
DALİ DE  LİSİSTRATA.

  27 Ağustos 2011 saat 15.30 gibi Maria ile telefonda görüştüm ve bu akşam dali de oynanacak olan Yunanistan ekibinin oyunu Aristophanesin LİSİSTRATA adlı oyununun pavlos Karayorgos rejisi ile izlemek istediğimi söyledim.Maria bana oyunun 20.30 da başladığını benim 19.15 te Ledra palas ta olmam gerektiğini söyledi.Festival LMPiYA da olmasına rağmen neden yunanistan ekibinin Dali de oyun sahneleyeceğini sordum.Bana Dali tiyatrosunun bir ay önce yunanistanın kornos adasında Yalluri adlı oyunla sahne aldığını ve yunan ekibinin misafirperverliğinden çok memnun oldukları için festival için davet alan ekibi bir akşam da dalide oyunları Lisistrata ile oynatmak ve ağırlamak istemişler.Lisistrata  defalarca farklı farklı türk tiyatrolardan izlediğim Aristofanesin 2500 sene önce yazdığı bir komedya.Ancak oyunu ilk kez kendi dilinde izleme şansını yakalamıştım ve bunu kaçırmak istemiyordum.Anlaştığımız gibi 19.15 te ledra palace da buluştuk .Beni almaya Maria –Mario –Haralambo ve adını hatırlamadığım bir genç geldi .Maria ön koltuğu boşaltıp arkaya geçti ben de Mario nun yanına oturdum ve yola çıktık.yol boyunca ekibin Perşembe gününden memnun olup olmadığı ve belediye başkanımızın gerek gösteriyi gerekse gösteri sonrası eğlenceyi beğenip beğenmediği soruldu.Ben de dilimin döndüğünce herkesin memnun olduğunu anlatmaya çalıştım ve teşekkür ettim .Bu arada bana tekrar tekrar oyuncuların hepsini tek tek çok beğendiklerini anlattılar.Bir de bizim oyunumuz Carlos u anında alt yazı ile çevirip replikleri   rumca olarak sahne altına yansıtmak için çalışma yaptıklarını fakat  çevirmenin çok para istediğini ve bu işten çok pahalı olduğundan dolayı vazgeçtiklerini söylediler.Pavlos Karayorgos un ve yunan ekibinin beni gördüğü zaman çok sevineceğini çok mutlu olacaklarını söylediler.Dali ye vardığımızda ışık provası yapılıyordu.Sahnede pavlos oyuncularla konuşuyor yeni sahne düzeni için prova yaptırıyordu.Mario ya bu dekoru yunanistandan mı getirdiler diye sordum .Hayır dedi onlar planlarını gönderdiler,Dali tiyatrosunun dekoratörü Loizu burada yaptı dedi.Sahne arkasına geçip oyunculara “Kalon Barastasi” (iyi oyunlar) dileklerimi ilettim hepsi geldiğime çok sevindi.Pavlos un yanına gittim beni gördüğü anda hoşgeldin vre Derman dedi.Yanındaki Hanımı tanıştırdı bana oyunun kareografilerini yapan Eleni idi kısılan sesi ile memnun olduğunu belirtti.Pavlos benim kim olduğumu falan anlattı ancak oyuncu ve yönetmen olmamın dışında benim önce onun dostu olduğumu söyledi.O andan itibaren beni koluna aldı ve birlikte oturalım dedi ben de gidip ortalarda bir yere oturalım dedim.Çünkü ön sıralar yarıya kadar dolmuştu.pavlos hayır dedi ve birilerine birşeyler söyledi ve 2 dk sonra kendimi en ön sırada pavlos tarafından Belediye başkanı ile tanıştırılırken buldum.Pavlosla ve oyun yazarı olan bir bayanla birlikte oturduk.Pavlos banaTürkçe olarak “şimdi göreceğiz bakalım bakalım dedi 2500 sene evvel Aristofanes ne söylemiş”.

  LİSİSTRATA antik yunanda bir kadın.Atinalılarla-İspartalılar arasında uzun yıllar devam eden(peloponez) savaşlardan bıkmıştır.Çünkü herkesin kocaları uzun yıllar savaşlardadır.Bundan dolayı Lisistrata ispartalı ve Atinalı kadınları bir araya getirip savaşlar bitip barış olana kadar kocaları izinli olarak eve döndükleri zamanlarda bile onlarla birlikte (Kocalarıyla yatmama) olmamaları için kadınları örgütlüyor ve şarap içirip(şarap çok  önemli) onlara yemin ettiriyor .Bunun sonucu olarak eve gelen kocalar karılarına hasret evlerine döndüklerinde karıları(özlemle kavrulmalarına rağmen) istekli olmalarına rağmen yemin ettikleri için kocalarıyla yatmıyorlar.Kocalar Lisistrata ile görüşüyorlar ve artık ispartalılarla –Atinalılar savaşmayacaklarına söz veriyorlar ve ülkeye Barış geliyor. 

  Sahne açıldığında simsiyah yüksek panoların üzerine kalın beyazla bir acropolis tapınağı resmi ve yine büyük yazılarla AKROPOLİS yazısı göze çarpıyor.onun altında da dağların griye boyanmış tepeleri görünüyor.Dekorun sağdan ve soldan birer girişi var.Oyuncuların bazıları geçen yıl Larnaka anfi tiyatro da izlediğim Antigone de oynayan tanıdık yüzler.Tüm oyuncular ın kostümleri çağdaşlaştırılmış Lisistrata haricinde olan kadınlar beyaz giymişler Lisistratanın belirgin bir siyah kırmızı yeleği var.Yaşlı erkekler in yüzlerinde maskları var tüm oyun boyunca .Savaşa giden genç erkekler daha günümüz kostümlü ve masksız.Oyunu değerlendirecek olursam biraz fazla dile dayalı bırakılmış.Çok az daha şitrih (Budama/makaslama) edilmiş olsa idi ,oyunun temposu çok daha akıcı olabilirdi.Müzikler geçen yılki (Antigone) müziklerden daha geride kalmış.Korolar geçen yıla göre daha az çalışmışlar.3 veya dört oyuncu çok başarılı olmakla birlikte diğerleri onların yanına yaklaşmakta oldukca zorlandılar.Ancak  Oyun  sonundaki barış ve bu aşamaya gelene kadarki durumların ve tiplerin hem erotik hem de komik olarak sahnede varoluşları çok iyiydi.

   Oyunun sonunda pavlos  karayorgisin  sahnede rumca olarak “umarım bu örnekte olduğu gibi bir gün kıbrıslı türklerle kıbrıslı rumlar da barış içinde yaşarlar” cümlesinin alkışlandığı güzellik kadar gerçek bir barış gerçekleşir.
Etiketler: Limbya 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
KULLANICI YORUMLARI
Tüm Yorumlar
Yorum Ekle
Kuralları Okudum Kabul Ediyorum
Bu habere hiç yorum yapılmamış. İlk yapan siz olun etkileşimi arttırın.
Derman Atik
Kıbrıs

Hakkında
EN ÇOK OKUNAN YAZILARI
Limbya da İkinci Kez...
Reklam
Künye
iletişim
www.tiyatronline.com
Copyright © 1997-2010 Tiyatronline.com Bu sitedeki hiçbir bilgi kaynak gösterilmeksizin ve izinsiz kullanılamaz.