• ANA SAYFA
  • TİYATROLAR
  • SAHNELER
  • FESTİVAL
  • ÖDÜL
  • EĞİTİM
  • YAZARLAR
  • OYUNLAR
  • SÖZLÜK
  • GELENEKSEL
21 Mayıs Pazartesi
İçerik Gönder!
Üye Ol
Şifremi Unuttum

Arkadaşınıza Gönderin

Sadece TiyatrOnline'da yayınlanan bu haberi arkadaşınıza göndererek bilgilendirebilirsiniz, sadece aşağıdaki formu doldurup göndere tıklamanız yeterli.

Adınız
Gönderilecek E-Posta
Kategori: Oyun Eleştrisi
Tüm Yazarlar
Sokak Tiyatrosu
  Sokaklarda tiyatro yapılsın istiyorum. Pek fazla söze dayalı olmayan, müzikli, görseli pek fazla olan, hiciv kokulu sokak tiyatrosu istiyorum. Öyle çok uzun sürmesin. Biletli izlenmesin. Oyun sonunda meydancı gönüllerden kopanları toplayabilir mesela...
Okunma Sayısı: 401 01-02-2012 10:18

 

KAVUKLU ŞENSOY’DAN YÜREĞE MEKTUP: SOKAK TİYATROSU

Sokaklarda tiyatro yapılsın istiyorum. Pek fazla söze dayalı olmayan, müzikli, görseli pek fazla olan, hiciv kokulu sokak tiyatrosu istiyorum. Öyle çok uzun sürmesin. Biletli izlenmesin. Oyun sonunda meydancı gönüllerden kopanları toplayabilir mesela. Dekoru dünya olsun örneğin. Örneğin oyucusunun olduğu yer sahne olsun. Bir kişi bile izlese kapalı gişe oynayan bir oyun olur. Tamam, dünyanın bir sınırı var ama kime göre sınır? Sınır, neye göre sınır? Nasrettin Hoca’nın dünyanın merkezi misali. Üstelik düşünün turnesi ne kadar kolay olur. Oyuncu kadrosunun gelmesi yeterli. Geriye tek bir ihtiyaç kalıyor: seyirci. İlla ki gönülden bir miktar kopsun diye zorlanılmıyor. Sonuçta gönül. Amaç sanata katkı. Amaç tiyatroya katkı. Hicivle amaçlanan “Ne kadar güzel olmasanız da uykunuzdan uyanın güzeller.” diye bağırmak. Her şeyi hallettik diyelim. Sokak tiyatrosunu kurduk! diyelim. Gündüzün getireceği geceyi nezarethanede geçirmeyeceğimizin garantisini verebilecek var mı? Yok mu? Gerilla tiyatrosu kuruyoruz yani. E iyi. Hani belki de biraz da oradadır işin tadı ha? Yürek işi. Cesaret işi. Zaten tiyatro dediğimiz büyük bir cesaret, yürek ama bu biraz anüsün yeme işi. Ha illa ki sokak tiyatrosuyla yenilmez orası ayrı fakat sokak tiyatrosuyla tiyatro salonlarına gelip özel tiyatrolarının oyunlarını izlemeye durumu olmayan yahut tiyatro izlemeye (her nedense) vakit ayıramayanlar için birden bire ulaşılsa fena mı olur? Çok fena olur! 

Bir anım var. Hasan Efendi’nin kavuğunun emanetçisi Ferhan ŞENSOY’la gece bilmem kaçı bilmem kaç geçiyorken sohbetteydik. Sokak tiyatrosundan açtım konuyu, konuşuyoruz. Türkiye’nin her yerine gittiği için bana bu sokak tiyatrosunu Eskişehir’den başka hiçbir yerde yapamayacağımı söyledi. 

-Türkiye’nin Amsterdam’ında yaşarken, böyle bir nimete sahipken niçin başka şehirlerde çürüyüp gidesin? Kal burada, İstanbul’a da turneye gelirsin. 

dediğinde insanın aklı başına dank ediveriyor. Beyin, kafatasında olduğunun farkına varıyor. Hele ki günümüzün Kavuklusu, tuluat Usta’sı bunu gözlerinizden yüreğinize bakarak söylüyorsa kendinize amaç edinmemeniz mümkün olmuyor, olamıyor. 

Uzun zamandır aklımda sokak tiyatrosuyla ilgili bir proje var. İmkansız değil. Hele ki Eskişehir gibi tiyatro aşığı bir şehirde hiç değil. Çok imkanlı. Belki belediye destekli bile olabilir. Hiç imkansız. Fakat canım memleketimin eğitim sisteminden dolayı yaza kadar hazırlık yapıyor ve yazın gelmesini bekliyorum. Kafaya koydum bir kere. Tiyatroyu, yazarlığı yapmamda en etkili kişi yüreğime konuşmuşken ben niçin tiyatroya, sanata katkıda bulunmayayım ki? Ustam dediğim adamın umudunu niye kırayım ki? Üstelik bir röportajında benim kuşağımdan umutlu olduğunu söylediğini hatırladığımda daha da oturttum kafama, kafama koyduğumu. Ayrıca umutlu olunan kuşakta yer aldığım için kendime yoldaş, sokakdaş bulmak sanırım sandığımdan kolay olacak. “Sende be adam –cak –cak diyorsun kaç cümledir ama bir olmazsa görürsün babayı.” diyenler mutlaka ola-caktır. Ama diyorum işte kafatasımda böylesine bir proje dolanıyor. Zaten tek kişilik örgütüm. Sokakta deli muamelesi görmeye de razıyım. N’olu-cak? Görmediğim muamele mi? Alışık değil miyim? Yalnızlaşmıyor muyum doğrusal yarıçaplarımda? Bu durum sanki bana güç katmıyor mu? 

Tiyatro seyircisinin grafiği akrep yelkovanı kovaladıkça yukarıya doğru göz kırpmaya başladı demiştim. Görüyorum ki yanılmamışım. Göz kırpmayı bırakıp iki gözü Diego Luganovarice ardına kadar açmayı belki sokak tiyatrosuyla sağlayabiliriz. Olur mu olur. Belli mi olur?

Erkul EĞİLMEZ
 
Etiketler: Sokak Tiyatrosu 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
KULLANICI YORUMLARI
Tüm Yorumlar
Yorum Ekle
Kuralları Okudum Kabul Ediyorum
Bu habere hiç yorum yapılmamış. İlk yapan siz olun etkileşimi arttırın.
Erkul Eğilmez

Hakkında
EN ÇOK OKUNAN YAZILARI
Erkul Eğilmez - Hakkında..
Haldun Taner Kokuyor Deniz..
Bay Kolpert -Eskişehir Şehir Tiyatroları..
Nasri Hoca Ve Ortaoyuncular...
Bedenin Oksijeni Ruhun Tiyatrosu..
Aramızda Kalsın – Renan Bilek..
Sokak Tiyatrosu..
İmtihan-ı Tiyatro..
Minik Kuşların Ciki..
Ölümsüzdür Darülbedayi..
DAR İÇ YAZISI..
Reklam
Künye
iletişim
www.tiyatronline.com
Copyright © 1997-2010 Tiyatronline.com Bu sitedeki hiçbir bilgi kaynak gösterilmeksizin ve izinsiz kullanılamaz.