Ankara’dan gelir haber. Hoş gelmiyor! Hoş görülebilir mi? Görüyorlar. Gözlük numaraları büyümüş fakat gözlük nedir bilmiyorlar. Kasaplar. Faul yapmadıklarını iddia ediyorlar...
Okunma Sayısı: 24614-02-2012 08:11
Ankara’dan gelir haber. Hoş gelmiyor! Hoş görülebilir mi? Görüyorlar. Gözlük numaraları büyümüş fakat gözlük nedir bilmiyorlar. Kasaplar. Faul yapmadıklarını iddia ediyorlar. Onlara göre kusursuz bir hareket kültürel beyinlerde kırmızı kart. Satırla çıkılıyor sahaya. Maç bitiminde skor tabelasında galip taraf olduklarını görüyorlar. (Beş)-(Sıfır)! Vay canınızı! Gözlüğün icadından haberleri olmadığı için (Beş)-(Sıfır) görüyorlar tabi (Sıfır)-(Yüzbinler)’i. Onlar göredursunlar. Hakemin, düdüğünü henüz son kez dudaklarının arasına sıkıştırmadığını bilmiyorlar. Bilmez olurlar mı, rintintin gibi biliyorlar. Bize bir şey olmaz havasındalar. Her ne hikmetse olmuyor da!
“İki takım oyuncuları da sahadaki yerlerini aldılar. Sağ köşede satırgiller sol köşede Kalemgiller. Ve hakemin düdüğüyle maç başlıyor. İki takımada değil yalnızca Kalemgiller’e başarılar diliyoruz. Kalemgiller akdenizden atağa kalktı. Pas Nazım’a. Nazım... Nazım sür-atle ilerledi. İç anadoludaki arkadaşını gördü ve eğer kalemi ona geçirebilirse büyük tehlike. Ankara şimdi kalemi aldı ve bir sağ kroşe bir sol kroşe derken yırtık eldivenden bir aparkat sezeryan doğuyor ve o da ne! Satırgiller bel altı vuruyor!” ... N’oluyor? Neredeyiz? Halit Kıvanç’la Orhan Ayhan ortak yayın mı yapıyorlar yoksa? Maç hangi ring stadında? Yeni bir spor dalı mı? Ne zamandır yapılıyor?
Bu maç sittin yıldır Türkiye’de oynanıyor canım kardeşim. Kalemgiller hep aynı çizgide bulunuyor. Köklü bir kulüp. Kök aynı, dalları uzuyor, yeni yeşil yaprakları oluşuyor. Satırgiller sürekli revizyon, sürekli isim değişikliği, cart ve hatta curt. Fakat kulüp bir gizli tarikat. Tarikatın gizsiz olanı da yok gerçi. Tarikatın misyonunda ilerleniyor, koşu bandında. Koşu bandını koyuyorlar İstiklal Caddesi’ne ve başlıyorlar çarşafla defile halinde antrenman yapmaya. Gizli tarikatın görünen yüzü satırgillerin büyük destekçileri de gizsiz olmaz herhalde. Her ne kadar gizli sıfatları mevcudiyetini koruyor olmasa da:
-Benim alakam yok bunlarla. Üç beş çocuk mahalle maçı yapıyor işte canım.
deyip suni giz üretme çalışmalarına başlanıyor. Makineler hiç soğumadığı için üretim duruyor. Satırgiller rafa baltagiller merhaba. İlk günkü kat’ıyla duruyor tari.
Boyum boyunca uzanmışım. Kuş tüyü misaliyim. Televizyon kapalı. Halit Kıvanç sessiz... Orhan Ayhan bile sessiz. Repliklerimleyim. Final sahnesini tekrar ediyor dilim. Dilime atış uyduruyor kalbim. Göz kapaklarım yukarıda. Gözlük camlarım en temiz haliyle göz bebeklerimin önünde. Süzülüyorum havada. Kuş tüyü değil kuşlar tüyü misaliyim artık. Düşmüyorum yere. Rüzgar arkadan sırtımı sıvazlıyor. Final repliğimi söyleyip kapattırıyorum ışıkları. Alkış sesleri... Ses cılızlaşmadan, aniden kesiliyor. N’oldu? Stop/eject!
-Kalk oğlum kalk. Mürekkep damlamazsa satırla, baltayla, rintintinle vururlar bel altına. Damlaya damlaya kalkan olur. Hem sadece sen damlatmıyorsun ki mürekkebi.
deyip atıyorum yorganı üzerimden ve başlıyorum bir dar iç yazısına: