“Muhsin Ertuğrul sadece bir tiyatro sahnesi değil; tiyatro tarihimizin en önemli bir köşe taşı, 100 yıllık tarihi bir eser” dedik. Yürüyüşler düzenledik, protestolar yaptık, bilgilendirme konferansları, basın bültenleri düzenledik. Geceleri mumlarla Muhsin Ertuğrul’un önünde nöbet tuttuk. Kamuoyuna uyarılarda bulunduk.
Okunma Sayısı: 36410-12-2011 13:34
Yapamazsınız, yapmamalısınız...
“Muhsin Ertuğrul sadece bir tiyatro sahnesi değil; tiyatro tarihimizin en önemli bir köşe taşı, 100 yıllık tarihi bir eser” dedik.
Yürüyüşler düzenledik, protestolar yaptık, bilgilendirme konferansları, basın bültenleri düzenledik. Geceleri mumlarla Muhsin Ertuğrul’un önünde nöbet tuttuk. Kamuoyuna uyarılarda bulunduk.
Nitelikli dolandırıcılık; "Modern bir tiyatro sahnesi yapacağız. Döner sahnesi olacak. Raylı sistem yapacağız, biz sanatı destekliyoruz..", dediler.
Dinlemediler. Yıktılar.
Salonu, sahnesi, kulisi, fuayesi, reji odası, duvarları ile buram buram tarih ve sanat kokan tiyatro tarihimizin bu köşe taşı sahnesini yıktılar. Yerine kongre merkezi inşa edip sermayeye, yağlı göbekli bankerlere peşkeş çektiler.
Koca bir toplumun gözlerinin önünde oracıkta yıkıverdiler.
Bir avuç tiyatrocu dışında kimsenin kılı dahi kıpırdamadı.
Sözlerinde durdular.
Dedikleri gibi modern bir sahne yaptılar ama son derece plansız. Kongre merkezini geniş tutmak adına sahnenin ve kulislerin alanından çaldılar, daracık bir yer yaptılar. En önemlisi koca bir tarihi yerle bir ettiler.
"Yarın kıyametin kopacağını bilsem, bugün bir tiyatro daha açardım.." Muhsin Ertuğrul
Şimdi sırada emek sineması var.
Hikâye tanıdık. Hariçten gazel..
"Sinemayı yıkmayacağız sadece taşıyıp yerini değiştireceğiz ve modernize edeceğiz. Biz sanatı destekliyoruz."
Bilen bilir. Emek sineması tıpkı Muhsin Ertuğrul sahnesi gibi bir tarih yuvası. Sinemamızın var olmasında, gelişmesinde büyük etken. Yüzlerce oyuncu, senarist ve yönetmenin anıları orada hala buram buram tarih kokusu serpiştiriyor sinemaseverlerin burunlarına. Büyük sanat devrimcileri ile o sinemanın beyaz perdesinde tanıştım. Popüler olmayan baş yapıtları o sinemada izledim.
Yine bir avuç sinemacı, tiyatrocu, edebiyatçı dışında kimsenin ruhu duymadan yıkıp sermayeye açacaklar Emek’imizi.
Üzülüyor insan haliyle.
İşin aslı;
Bunlara alışmaktan, bu tür ahlaksızları rutin bir iş olarak görmekten korkuyorum.
Oysa, İstanbul bir kültür şehridir. Bir Roma, bir Venedik, bir Paris gibidir.
İstanbul bir sanayi, bir ticaret şehri değildir.
Yoğun göç ve çarpık kentleşme tarihi dokusundan uzaklaştırmış bu şehri.
Oysa, Sanayi, otomasyon, ticaret, ekonomi gibi sektörel yapılanmalar şehir dışına taşınabilir ve İstanbul tarihi dokusuna, kültürel yapısına sadık kalınarak yeniden dönüştürülebilinir.
İstanbul bir sanat şehridir. Eğlence şehridir. Yaşam şehridir.
Sanat ticarileştirilir, eğlence yozlaştırılırsa yaşam neye yarar?