"Kerbelâ" olayını, tarihçiler yeterince aydınlatıcı bilgi-lerle
yorumlamamışlardır. Hep bir mez-hep kavgası olarak geçiştirmişlerdir.
Bana kalırsa,"Kerbelâ" olayı, İslam tarihinin en trajik olayıdır ve
mez-hep görüntüsünün altında bir katliam yatmaktadır...
Okunma Sayısı: 126814-01-2011 10:51
Ali Berktay ve Ayşe Emel Mesçi'den Türkiye'de Bir İlk 'Kerbelâ' 100 kişiyle tiyatroda…
"Kerbelâ" olayını, tarihçiler yeterince aydınlatıcı bilgi-lerle yorumlamamışlardır. Hep bir mez-hep kavgası olarak geçiştirmişlerdir. Bana kalırsa,"Kerbelâ" olayı, İslam tarihinin en trajik olayıdır ve mez-hep görüntüsünün altında bir katliam yatmaktadır. Peygamberin torunları yok edilmişlerdir. Yolu ve yöntemi ne olursa olsun mez-hep kavgası görüntüsü altında Muaviye ve oğlu Yezid’in entrika ve tutucu dinsel yaklaşımıyla, insanlar, aç ve susuz bırakılarak katledilmişlerdir. Önce Muaviye, Hasan’ı eşi tarafından zehirletilerek öldürtmüş; bunu mez-hep adına Muaviye yaptırtmıştır. Tek başına savaşımı göze alan Hüseyin ve yandaşları; "Kerbelâ"da kuşatılmış, aç ve susuz kalanların katledilişi, İslam’ın barış ve sevgisiyle uymayan bir vahşet olayı çağ-rışımı yarattı bende. Oyun, Yorum ve Oynayış
Ali Berktay, Antik Yunan ve Shakespeare tragedyalarından yola çıkıyor. Yöntem olarak Antik tiyatro ve Shakespeare’den esinlenme olayı, yeni bir olguyu,"Kerbelâ" olayını bir tragedyaya dönüştürüyor. Oyunu izlemeden çok önceleri okumuştum. Yeni bir tarihçi, bir toplumbilim tarihçisi gibi, olay-ların yazarı tarafından olayların ayrılışı ve bireşimi inanılmaz bir başarı ile gerçekleştirilmiş. Tiyatro yazarlığı ve dramaturji yöntemlerini iyi bilen Berktay, nesnel bir kaynak bırakıyor yeni tarihçilere. Tarih bir bilim. Bunu tiyatroya indirgemek yetkinlik ister. Hiç yan tutmadan "Kerbelâ" olayına nesnel yaklaşımıyla, bir büyük İslam tragedyasını oyunlaştırıyor. Taziye oyunlarından çok farklı, Taziye’yi de içinde barın-dıran bir "Kerbelâ" olayı."Kerbelâ" oyunu, benzersiz bir yapıt. Bizde bir ilk.
Ayşe Emel Mesçi’nin "Kerbelâ"; sahneleniş, oyunculuk, müzik, sahne ve giysi tasarımıyla bir büyük tiyatro olayı. Yüz kişinin rol aldığı "Ker-belâ"da çok özenli çalışmalarla böyle bir kolektif başarı sağlanmış. Ansambl tiyatrosu görünümü yaratılmış. Oyuna, içten ve dıştan bakıldığında, bir tragedya olduğu görülüyor. Konu, yerelle evrenselin buluştuğu bir tragedya ile anlatılı-yor. Antik Yunan ve Shakespeare tragedyalarından ayırt edici olan para-doksal tragedya... Yönetmenin Yorumu
Ayşe Emel Mesçi, paradoksal tragedya anlayışına uygun bir sahneye ko-yuşu boyutlu bir başarıya taşıyor. Tahsin İncirci’nin "Kerbelâ" traged-yası için müziği olağanüstü güzellikteydi. Üstelik kalıcı bir müzik yaratmış. Müziğin oyunla açılımı, Murat Gülmez’in sahne tasarımında, Hale Eren’in oyuna renk ve görsellik katan giysi tasarımı örnek bir çalışmaydı. Mesçi’nin yönettiği yüz kişilik "Kerbelâ", bir tiyatro şö-lenidir.
Ayşe Emel Mesçi,"Kerbelâ" adlı oyunun yönetmeni ama ayrıca danslarını da düzen-lemiş. Takım oyunculuğunun ulusal bir tiyatro kavramını, ulusaldan evrensele taşımış. Taziye’den yönetmenin yorumuna ve oyunun kurgusuyla ko-şutluk kurması, yapımı benzersiz yapıyor. Taziye türü oyunlar oynandı. Ne var ki, "Kerbelâ" gibi büyüklüğü, derinliği olan, Alevi-Sünni çatışma-sının kesiştiği noktada, olayın ayrıntılı biçimde verilişi, Mesçi’nin ar-tılarından. Dans düzeninde semah, ayrı bir renk katıyordu. "Kerbelâ", kolek-tif oyunculuğun çok başarılı bir örneği. Her oyuncu, rolünü başarıyla oy-nuyor. Özellikle korobaşı’nı oynayan Rengin Samurçay, kendini aşan ve yenileyen rolüyle; "Muaviye"de Nihat Hakan Güney, "İmam Hüseyin"de Erdinç Gülener, "İmam Hasan"da Alpay Ulusoy, "Yezid" rolünde Cüneyt Arif Soysalan, büyük karakter çizimlerinde çok başarılılar.