# OYUN ELEŞTİRİLERİ
Akıl-eylem-erdem ilişkisi Ve Yeraltından Notlar
27 KASIM 2006
Özgür Yalım'ın uyarlayıp sahneye koyduğu Yeraltından Notlar oyunu, -belki de doğal seleksiyon gereği- metinle paralel giden bir reji anlayışıyla sahnelenmiş. Yalım' ın uyarlamasında 'Bay X' olarak adlandırılan oyunun asal kişisi, bu yönüyle baştan 'tanımsızlık' kazanmış durumda. Zaten oyunda adı olmayan tek karakter. Bununla beraber akıl-eylem-erdem denkleminde daha ilk baştan bir 'evrensellik' yakalamak istenmiş olabilir.
Oyun, karanlık bir atmosfer eşliğinde gittikçe büyüyen bir nokta ışıkla başlıyor. Payidar Tüfekçioğlu' nun tiz çığlıklarıyla ışığın yayılması orantılı ilerliyor. Bir 'yer altı' evinde yaşayan adamın güne başlaması ve güne başlarken içselleştirdiği acıya tanık oluyoruz. Yataktan doğrulması ve acıyı tüm sahneye yaymasıyla beraber, yaşadığı atmosferi sorgulamaya başlıyoruz. Üst üste dizilmiş kitaplarıyla, aynı düşünceleri gibi dağılmış odasıyla beraber seyirciye dönüyor…Burada belki de Dostoyevski' nin sözcülüğünü yapan Bay X'in uzun bir monologu başlıyor. Monologda, kendisiyle ilgili hesaplaşmalardan, aitsizliğinden, dönem aydınlarından, iş yerindeki arkadaşlarından dert yanar. Aslında burada 'kaybetmişlik' den çok 'Uyumsuzluk' görürüz onda.
Özgürlük… Gerçekten modern dünyanın varyasyonları özgürlükle eşdeğer midir? Kendine uygar diyen Avrupa, uygarlığı nasıl getirmiştir. Bu 'Yüksek Entelektüel' sorgulamalar içinde kendi geçimsizliğini de es geçmez. Gerçekten ona göre insan özgürlüğe mahkum edilmiştir. Özgürlük ve uygarlık bir kazanım değil, bir yenilgi olmuştur. Hatta belki de zorunluluk. Aynı benim kullandığım gibi çok fazla 'belki' si var Bay X'in. Bir yandan modern dünyanın acımasız anahtarları; diğer yandan o modernizme aşık insanların durumu.
Modernizm ve erdemli olmak arasında gider gelir düşünceleri. Yaklaşık yarım saat seyirciyle paylaştığı düşünceler aslında oyunun girişi değil özeti niteliğindeydi. İnsanlardan sürekli kaçtığını, kaçtıkça kendi özgünlüğünü daha güçlü hissedebildiğini söylüyor bir yerde. Kanımca şöyle bir şeyin altını çiziyor: Sende neyi eleştiriyorlarsa onu geliştir, o sensin.
Yerin altında bunlarla boğuşan bir insan için üstündeki asfaltta; yani modern hayatta gezinen adımlar ne ifade edebilir? Ya da gerçekten yerin altında olan o mu? Kişinin yalnızlığı bir seçim mi yoksa bir yenilgi midir? İlk başta bu karaktere baktığımızda bunun bir yenilgi olduğunu düşünebiliriz.
Ali Cem Köroğlu' nun dekor tasarımı episodik geçişler için paravan niteliği kazanmış. Yan yana duran dekor duvarları sahneler geldikçe bir kitap sayfası gibi sahnenin üzerinden geçiyor. Sahnenin açık biçim ögelerini destekleyen güçlü etmenlerin en yoğununu Alexander Petihof ortaya koyuyor. Hem yerel ezgileri hem de durum-yer ilişkisindeki müzikler birbirini tamamlar nitelikte. Petihof, müziğiyle beraber sahnede bir oyuncu olarak da var oluyor.
Tüfekçioğlu' nun seyirciye açtığı yerlerdeki konuşmaları git gide yerini eleştirel bir öfkeden, kabullenen bir sakinliğe bırakıyor. İşte burada aslında 'zorunluluk' tan kaynaklanan kabulleniş devreye giriyor. Güçsüzlüğünü insanlara karşı güç haline getirmeye çalışan Bay X bocalamaya devam ediyor. Aynı modern zamanın sıkışmış bireyleri gibi.
Yeraltından Notlar romanıyla ilgili belki de en çok söylenen her insanın okudukça kendi kendisiyle karşı karşıya kaldığı gerçeğidir. Yazar, bilerek ya da bilmeyerek insan varoluşunun temellerine inerek, bunun psikososyal atardamarlarını ortaya çıkarır. Bu özelliğiyle klişe 'mutsuz kentli' entelektüel dayatmalarından keskin çizgilerle ayrılır.
Bay X' in evinden dışarı çıkana kadarki sürede konuşmaları oyunun düşünsel temelini özetliyor. Bundan sonra da oyunun ihtiyacı olan olay örgüsü başlıyor. Bay X' in arkadaşlarıyla ilk buluşacağı sahnede ondan hiç söz edilmediğine tanık oluyoruz. Mekan, genişçe bir Rus evi haline geliyor yine soldan sağa paralel gelen dekor duvarıyla. Saydam Yeniay' ın repliklerinden ve onu karşılayışından Bay x' in uzun süreden beri eski arkadaşlarıyla görüşmediği düşüncesine gidiyoruz. Arkadaşları arasında önceden sözleşilmişcesine oluşturulan öfke ve umursamaz tavır hemen Bay X'e hissettiriliyor. 'Acaba tepkiler Türkiye'lileşiyor mu?' sorusuna zaman kalmadan sahne bitiyor. Sadece Ali Fuat Çimen' in oynadığı karakterin, Bay X' e karşı belli ve keskin bir alayı var. Yani öfkeyi biraz da sevimli yorumlamak istemiş.
Yemek davetine erken gelen Bay X, bu 'kentsel' kangreni insanlara nasıl hissettirmemesi gerektiğini düşünüyor. Bu sırada Seyhan Zenberek' in oynadığı garson, kendisine erken geldiğini söylüyor. Seyhan Zenberek, belki adamın öfkesine anlam veremediğinden belki de müşteri kavramına saygısından ötürü içselleştiriyor 'sen işine bak!' çıkışını Bay X'in. Güç bela kendini zorla yemeğe davet ettiren Bay X' in eski arkadaşlarıyla 'arkadaş' kavramını deşmeye başlaması da uzun sürmüyor. Oyunun gidişatında ayrı bir 'oyuncuk' olarak da tanımlanabilecek bu kısım daha çok veda yemeği yapılan takımın 'popüler adamı' üzerine yoğunlaşıyor.
Payidar Tüfekçioğlu' nun sarhoş haliyle çıkışları çok güçlü. Sarhoş ve kontrolsüz halinde bile çevresine zarar verebilecek gücü kendinde bulamıyor. Yemek masasındaki öfkeli patlamaları bunun bize 'konuşan günlük' olduğunu bir kere daha hatırlatıyor zaten. Bunları aynanın karşısında da kendisine söyleyebileceğine ikna oluyoruz.
Genelev sahnesi ve beraber olmadığı/olamadığı bir rus genelev kadını biraz oyunun yorulduğunu gösterir gibi. Yatak, bir genelev odasından çok, nihilist bir sorgu yerine dönüşmeye başlıyor. 'Ayakların havada gideceksin ölmeye! Zaten ayakları hep havadaydı diyecek tabutuna bakanlar' repliğiyle sahne de durum da duygu da bitiyor gibi. Eroinman için altın vuruş olabilecek bir replik.
Bilardo sahnesi bir miktar aristokrat kıvanımda. Ancak Yalım, rejisinde ne olursa olsun merkez noktadan asla sapmak istememiş. O yüzden Bay X' in diğer insanlarla oluşturduğu sahneler çeşitli yerlerinden dişlenmiş bir elma duygusu veriyor. Isırığın devamının gelmesini özellikle istememiş. Böylece asal iletinin budaklanlamasına, rota değiştirmesine izin vermemiş oldu kanımca.
Akıl-erdem-eylem ilişkisinde -belki de paradoksunda- Yeraltından Notlar oyunu, bu üçünün modernize tuzağına saplanan yaşam karşısında nasıl, hem bireysel hem de toplumsal kanamalara yol açtığının ifadesini karşımıza çıkarıyor. En azından kentli olmanın düşünsel, toplumsal, ahlaksal açıdan ne bela bir şey olduğunun derinlikli tarifini görmek için izlenmesi gereken bir oyun.
'a
mail atmak istiyorum...
Yazara gönderdiğiniz eleştiriler yayınlansın istiyorsanız, lütfen mailinizde belirtiniz.
|
|
BURAK AKYÜZ.
Oyun hakkında geniş bilgi...
Diğer Oyun Eleştrileri...>
|