# OYUN ELEŞTİRİSİ
21 KASIM 2007
Medeniyetler Çatışması Tezi'nden
Emperyalizmin Gerçeklerine Yolculuk
"Dua Odası"
Tiyatro Z
Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla sadece soğuk savaş sona ermemiş, döneme hakim olan uluslararası siyaset/dünya politikası hakkındaki basite indirgemeci-yumuşak (realist/neorealist) teorik persfektifte açıklama gücünü kaybetmiştir. Çift kutuplu sistemin düşünce zihniyeti, çıkmazların hakim olduğu yeni dönemi anlamada çaresiz kaldı. Bununla bağlantılı olarak, soğuk savaşın bitişinin ardından uluslararası ilişkiler literatürü 'birbiriyle çatışan/rekabet eden dünya (düzeni) imajları'na şahit oldu. Bu imajların baslıca hedefi, soğuk savaşın bitişiyle şekillenmekte olan yeni dünyayı tanımlamaktı.
Uluslararası ilişkilerde bilgi ile güç arasındaki bağlantıyı göstermesi açısından söz konusu imajların Batı kökenli olması oldukça anlamlıdır. Bu dönemde ortaya çıkan Batılı dünya düzeni imajları arasında en çok yankı uyandıranları ya da tabiri caizse en popüler olanları Amerikan siyaset bilimcileri Francis Fukayama'nın 'Tarihin Sonu' ile Samuel P. Huntington'in 'Medeniyetler Çatışması'ydi. Fukayama'nın çizdiği iyimser tablonun aksine Huntington, medeniyetler çatışmasından kaynaklanacak bir üçüncü dünya savaşından bahsetmekteydi. Huntington'a göre, dünyadaki yedi veya sekiz medeniyet arasındaki temel farklılıklar yakın bir gelecekte küresel bir kaosa neden olacaktı. Huntington emperyalizmin artık sınıf çatışmaları ile yerini alamayacağını tüm dünyaya söylemiştir. Yeni dünya düzeninde “proleterya” kavramı çok gerilerde kaldığı için; artık insanları sömürmenin tek bir adresi vardır: din!
Bir kritiğin girişi genel olarak; oyunun adı, grubun ismi ve ne tarz bir gösterimle oyunlarını sergilediklerini anlatan başlangıçlardan oluşur. Aslında her kritik bir tanıtımı da içinde barındırır. “Tiyatro Z” yeni dünya düzenini gözler önüne getiren “Dua Odası” adlı cesur bir oyunla izleyen karşısına çıkıyor. Galata Bölgesi'nde tiyatro yapan gruplar arasında yeri çok mühim olan grup, oyunuyla dünya siyasetine ışık tutmaya çalışıyor. ABD Eski Başkanı Bill Clinton'u bile zorda bırakan tez; Hitler faşiziminden sonra dünyanın göreceği en büyük ayrımcılığı insanlara sunuyor. Hitler'in fikir babası Friedrich Nietzsche' nin bile bu kadar ağır faşist düşünceye hakim olamadığını düşünürsek; Huntington' nun insanoğlu için ne kadar tehlike arz ettiğini görebiliriz.
"Dua Odası” bir grup gencin üniversitede bir odayı, inançları doğrultusunda kullanmak istemesini konu almaktadır. Müslüman, Hristiyan, Musevi kökenli gençlerin arasında geçen olay; ABD'nin ve İsrail'in bunların yanında Arap Ülkeleri'nin dünyayı nasıl korkunç felaketlere götürdüklerini farklı bir imge ile göstermektedir. İnancı olmayan kişilere özgürlük hakkı tanımayan bu gençler, kendi inançlarının değerlerini de çok iyi bilmemektedirler. Doğmatik -uyduruk- bazı kuralların gölgesinde yaşamlarını kaosa sokmaktadırlar.
"Dua Odası” nın yazarı Shan Khan, oyununu gerçekçi karakterlerden oluşturarak kaleme almış. Oyun daha önce Belçika'da gösterimini yapmıştı. Ve dünyada ikinci kez Türkiye'de “Tiyatro Z” tarafından oynanmaktadır. Cem Kenar oyunu çok iyi kavrayıp, muhteşem bir gösteri haline getirmiş. Oynanan alanın darlığını göz önüne alan Sayın Kenar, “İn yer Face” akımının sahne düzenlemelerini kendisine örnek seçmiş. Ve bunda da gayet başarılı olmuş. Genel Koordinatör Bengi Heval ÖZ ile başarılı bir gösterim meydana getirmişler.
Oyun, bir grup gencin üniversitedeki bir odayı, haftanın günlerine bölerek ibadet yapmak için kullanmalarını ele alıyor. Gençlerin inandıkları “tek tanrı” kavramı ve o'nun öğretilerini anlatan “İncil, Kur'an, Tevrat” sahnede köşelere yerleştirilmiş. İbadetini yapmaya gelen gençleri simgeleyen mistik, dini müziklerde oyunun gizini yükseltiyor. Dinler arası uydurulan dünya savaşı, o küçücük odada gençler arasında devam ediyor. Aslında gençlerin çoğu; neye inandığından habersiz asalak bir ibadetin pençesinde olduklarını tüm çıplaklığıyla seyirciye gösteriyorlar.
Oyuncuların her biri övgüler dolusu satırları hak ediyor. Özellikle Musevi rolünü canlandıran 'Rilla' rolündeki Hilal Özbay'ın oyunculuk doğası beni çok etkiledi. Olayın girdabında “ezilen” kesimi temsil ettiği gözüküyor. Müslümanların ve Hristiyanların arasında kendi yaşam alanını belirleyen karakterine, psikolojik yaklaşımlarla hayat veriyor. Elbette hoşgörünün olmadığı bölümlerde de 'kin' duygusunu aktarmada başarılı. Fakat 'Reuben' rolündeki Deniz Gönenç Sümer ile öpüşme sahnesi çok gereksiz. D.Gönenç Sümer de tempo içinde yavaş kalıyor. Rolünün psikodinamik yapısını biraz daha çalışmalı. Durarak oynuyor. Ama oyun içinde başarılı. 'Kazi Kardeş' rolündeki İnanç Koçak'ın komedi tiplemesi yaratması çok güzel bir düşünce. Sadece 'din' çatışması içinde kalan izleyeni rahatlatıyor. 'Bounce' de Özgür Atkın'ın oyunda dengeleyici unsur olduğunu görüyoruz. İnanç ve ateist çizgide kalan karakteri olayın sonunda öldürülüyor. 3 büyük semavi din, birlik olup; inanmayan bir kişinin yaşamına son veriyor. Sayın Atkın, bu olayların çıkmazlarını sahnede güzel yorumlamış. 3 dinin tek birleşme sahnesi çok garip ama: Ölüm! 'Bounce' karakteri, dinler tarihinin ne denli vahşi olduğunu kanıtlayan önemli bir bölüm.
Orhan Şimşek (Convert Kardeş), Aydın Şentürk (Fiz), Umut Beşkırma (Griffin), Şebnem Hassanisoughi (Jade), Nebil Sayın (Müdür) rollerinde karşımıza çıkıyorlar. Genel anlamda başarılı buldum hepsini. Oyun içinde eksiksiz tamamladılar rollerini.
Tiyatro Z, vahşi kapitalizmin sınıf çatışması istemediğini, aksine “dinler çatışması” gibi faşist bir tezle insanları birbirinden hızla uzaklaştırdığını harika bir performansla izleyene sunuyor. Son dönem dünya siyasetini düşünüyorum da… Bu oyun gerçeklerin aynası durumuna dönüşüyor. Oyunu sezon içinde mutlaka izlemenizi öneririm. Eğer “Dua Odası” nı kaçırırsanız, küresel güçlerin bizleri nasıl bir sona götürdüğünü asla tam olarak anlayamazsınız. İyi seyirler…
Tiyatro Z
Hacı Mimi Mah.Dibek Sok. No: 17Kuledibi - Beyoğlu
İSTANBUL
Tel: 0212 2491665
Dip Not
Hakkımda ortalıkta dolaşan iftiralara, kampanyalara verilecek tek cevabım yazdığım eleştirilerdir. “Tiyatro Dot” için yazdığım eleştiriden sonra “Birgün Gazetesi” ni telefonla arayıp hakkımda yalan dolan konuşan “KİŞİLER” geçin karşıma, cesaretiniz varsa benimle konuşun. Radikal 2'den kovulduğumu iddia edenler, 2'nin Editörü Sayın Nilgün Toptaş'a bir mail atın ve olayın aslını öğrenin. Arkamdan yalan dolan konuşan aymazlar, hatta gazeteye telefon açın ve benim gazeteden kovulmadığımı kulaklarınızla duyun. Cesaretiniz varsa beni arayın ve benimle konuşun. Sözde ben hiçbir basın kurumunda yazmıyormuşum. E be iftiracılar 3'ü yurt dışında olmak üzere toplam 6 basın kurumunda şu anda düzenli olarak yazmaktayım. İngiltere'de yazan ilk ve tek Türk Tiyatro Eleştirmeni'yim. Eğer konuşacak cesaretiniz varsa buyurun benimle konuşun. Ya da “BirGün Gazetesi” ne telefon açarak isim vermeden değil, tüm kamu önünde gelin benimle tartışın. İnsanın asabını bozmayın. Eğer ben bir konuşmaya başlar isem o zaman sizin gibi asalaklar kaçacak yer ararsınız.
Yaşam KAYA 'ya
mail atmak istiyorum...
Yazara gönderdiğiniz eleştiriler yayınlansın istiyorsanız, lütfen mailinizde belirtiniz.
|
|
Yaşam KAYA
Eğitimci, Tiyatro Eleştirmeni

Yaşam Kaya
Oyun hakkında geniş bilgi...
Diğer Oyun Eleştrileri...>
|