# OYUN ELEŞTİRİSİ
28 MART 2008
Türkiye' nin 37 Yıllık Karanlık Tarihi
Su Gösteri Sanatları Sahnesi
"Sakıncalı Piyade"
Türkiye' de 12 Aralık 2008 günü bir tarih yeniden canlandı. 68 Kuşağı' nın en önemli değerlerinden birisi olan Aksaray' daki tiyatro sahnesi yeniden yaşama ,merhaba, dedi. O sahne ki, devrimcilerin fikir alış verişi yaptığı, örgütlendiği yer olarak tarihin sayfalarında kendisine yer bulmuştur. Mahirlerin, Denizlerin insanları örgütlediği; kültürel devrimin halkla kucaklaştığı bu alan, “Su Gösteri Sanatları Sahnesi” adı altında toplumu aydınlatmak için Değerli Uğur Mumcu' nun oyunu “Sakıncalı Piyade” ile perdelerini açmış bulunuyor.
Oyunun eleştirisine geçmeden önce sizlere sahne ile ilgili genel değerlendirmelerimi anlatacağım. Sahne 68'liler Vakfı' nın yanında, eski TÖS Binası' nın içindedir. Harabe halde alınıp ,sponsorsuz, muhteşem bir hale getirilen sahnenin her yanı tarih kokmaktadır. Sevgili Bedri Baykam resimleri ile aydınlanan fuaye, insanı tarihin inanılmaz güzel sayfalarına yolculuğa çıkarıyor.
'Sakıncalı Piyade'
"Efendim, bir zamanlar ülkemizde oynanan oyuna, Sakıncalı Piyade oyununa hoş geldiniz. Bu akşam, izniniz olursa Sakıncalı Piyade'yi ben oynayacağım. Bu ismi ben takmadım. Onlar taktılar. Bizlere, üniversite bitirmişlere yedek subay olma hakkını çok gören etkililer ve yetkililer... Yedek subay okulundan başarıyla er olarak çıktıktan sonra adımız, hakkımızdaki yazışmalarda "Sakıncalı Piyade Eri" olarak geçiyordu. Ben de bu adı oradan aldım...” diye başlayan oyun, Mumcu' nun askerlik anılarına ve askeri hapishane günlüklerine dayanmaktadır.
Uğur Mumcu, askerliğini yapmaya hazırlandığı sırada 12 mart döneminde bir yazısında kullandığı "ordu uyanık olmalı" sözleriyle, "orduya hakaret etmek", "sosyal bir sınıfın öteki sosyal sınıflar üzerinde tahakkümünü kurmak" suçunu işlediği iddasıyla tutuklandı. Mamak askeri cezaevi'nde bir çok aydınla birlikte kalan Uğur Mumcu, bu davadan dolayı 7 yıl hapse mahkum edildi. Burada bir süre Prof. Uğur Alacakaptan ile aynı koğuşta kaldı. Fakat Yargıtay'ca karar bozuldu ve serbest bırakıldı. Bu olaydan sonra Mumcu askerliğini, 1972/74 yılları arasında Ağrı'nın Patnos ilçesinde "sakıncalı piyade eri" olarak yaptı. Ağrı'da, insani olmayan koşullarda askerliğini yaparken, ülseri yüzünden mide kanaması geçirdi. Fakat baskıcı dikte, o' nun rahatsızlığını bile görmezden geldi.
Mumcu, askere gitmek için kendi başvuru yapmış olmasına rağmen, dönemin sıkı yönetim komutanı albaylar tarafından yargılanıp, nasıl 'sakıncalı piyade' haline dönüştürüldüğünü gösteriyor seyredenlere. Solcu hukuk hocalarına karşı komplolar kurarak, ülkücülerden uydurma tanıklar yaratan 71 darbecileri, dönemin hukukçu aydınlarını bir bir yok ediyor. Şu andaki muhbir gazetecileri; aydınlara atılan iftiraları düşünürsek 37 yıllık karanlık tarihin halen sürdüğünü görürüz. Maalesef ki iktidar partisi fikir özgürlüğünü ancak kendi penceresinden görüyor/değerlendiriyor.
Oyunun Değerlendirmeleri
Oyunu Mehmet Ulay yönetmiş. Dekorun işlevini bilerek işe koyulmuş. Devamlı hareket halinde devam eden oyunda dekorların da bu duruma katkı sağlaması, bütünüyle yönetenin zekasıdır. Oyun o kadar seri ilerliyor ki, oyuncuların bitmek tükenmek bilmeyen enerjileri, Değerli Mehmet Ulay' ın oyuna sağladığı sinerjiyi gösteriyor. Timur Selçuk müzikleri bir döneme ışık tutuyor. Sözlerdeki ince alaylar müzikle harman yapınca, oyundaki bütünlük sağlanmış oluyor.
Değerli Mehmet Ulay hem yöneten hem de oyuncu olarak karşımıza çıkıyor. Sakıncalı rolünü oynayarak, özümsediği oyunu alıp baştan sona götürüyor. Değerli Orhan Aydın '2.yargıç, yargıç, 1.yargıç, avukat, profesör, yazıcı, şeho' rolleri ile karşımıza geliyor. Oynadığı rollerde 'profesör' rolü dikkatleri üzerine çekiyor. Prof Uğur Alacakaptan' nın yaşadıklarını çok iyi aktarıyor. Alacakaptan' nın Uğur Mumcu ile yaptığı sohbetler de son derece başarılı. Mehmet Ulay ve Orhan Aydın oyunun mihenk taşları.
Recep Yener ve Oğuz Tunç oyunda bir çok rolde karşımıza geliyorlar. Her ikisi de birbirinden şahane oynuyorlar rollerini. Yargılamalarda, iftiralarda her ikisinin de yaşanılan olaylara katkısı son derece büyük. Mustafa Kırantepe, Tamer Özceviz, Cenk Şengül, Deniz Atam, Kayhan Koşar için de yazacaklarım diğerlerinden farklı değil. Grubun iç dinamiğini sağlayan kişiler bu saydıklarım. Olayın akışkan ve hızlı temposunu devamlı suretle koruyorlar. Devrimci kuşağın düşüncelerini çok güzel aktarıyorlar izleyene. Öğrencileri, Tanıkları, Davetlileri oynayan gençler de rollerini iyi özümsemişler.
Oyun, 1961 anayasasının insanlara getirdiği özgürlükçü yapının nasıl bir baskı ile sona erdirildiğini de kanıtlarla sunuyor. Soldan yürüdün, sola baktın, konuşurken sol kelimesini kullandın ibareleri ile saçma sapan suçlarla yargılanan beyinlerin nasıl yok edildiğini; baskıyı, zulmu, yıldırmayı Değerli Uğur Mumcu' nun anılarından görüyoruz.
'Su Gösteri Sanatları Sahnesi' nin bu eşsiz sahnesini ve mükemmel oyunlarını mutlaka izleyin. İzleyin ki, birilerini bel bağlamanın ne derece yanlış olduğunu görün. Değişim gücünün bizlerde olduğunun farkına varın.
Dip Not
Harbiye'deki Kongre Vadisi' nin içinde Muhsin Ertuğrul Sahnesi' nin yıkılıp yerine yapılacak proje koca bir yalandır. Bunu gündeme getirmek tiyatro yayıncılığı adına utançtır!
Yaşam KAYA 'ya
mail atmak istiyorum...
Yazara gönderdiğiniz eleştiriler yayınlansın istiyorsanız, lütfen mailinizde belirtiniz.
|
|
Yaşam KAYA
Eğitimci, Tiyatro Eleştirmeni

Yaşam Kaya
Diğer Oyun Eleştrileri...>
|