# OYUN ELEŞTİRİSİ
06 NİSAN 2008
DON KİŞOT DALGA'YLA YEL DEĞİRMENLERİNE KARŞI...
Bir fizik terimi olarak Dalga, uzayda yayılan ve sıklıkla enerjinin taşınmasına yol açan titreşim olarak tanımlanır. Genelde faşizmin özelde Alman faşizminin evrim süreci de böylesine bir titreşimin yaydığı engellenemez enerjinin ürünüdür. Birinci Dünya Savaşı sonrası ortaya Almanya’da ortaya çıkan Büyük Buhran’dan güç kazanan Adolf Hitler Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’nin kuruculuğunu ve başkanlığını yapmıştır. 1933’te Almanya’da Başbakan olarak görev yapan Hitler, propaganda konusunda başarılı, orta ve alt tabakanın ekonomik istemlerine hitap etmeyi başaran “karizmatik” bir liderdi. Söylemlerini anti-semitizm, anti-komünizm ve nasyonalizm oluşturuyordu. Halkla buluştuğu andan itibaren Hitler, iç ve dış politikada saldırgan ve istilacı bir tutum izlemiştir.
Reinhold Tritt’in gerçek bir deneyden ve sonucundan yola çıkılarak kaleme aldığı Dalga oyununda, Hitler’in ve faşizmin engellen-e-meyen yükselişinin tarihi bir fon oluşturduğunu, baskı ve otoritenin bireylerin zaafları üzerinden temellendirilerek ezici iktidarlarını kurduğunu görürüz. 1967 yılında Palo Alto, California' da Cubberley kolejinin Dünya Tarihi sınıfında 1 gün sürecek şekilde başlayan bir deney 5 gün sürmüş ve 300 ' den fazla öğrenci bu hareketin üyesi olmuştur.
Oyunda da tarih dersinde Alman Faşizmi’nin katliamlarını anlatan Ben Ross’un yakın geçmişlerine ilgisiz, lümpen ve belleksiz gençleri bir “disiplin” deneyine tabii tutmak ister. Kısa süreli bir deney olarak başlayan harekete gerçek bir “harekette” olması gereken her şey eklenir: bir slogan, bir sembol ve bir selamlaşma. Fakat içine giren herkesi titreşimine dâhil eden Dalga hareketi sonunda Büchner’in dediği gibi kendi çocuklarını yer. Ya da en çok kendi çocuklarını yer. Deney fikri, Alman halkının, 4’te 1’ine denk gelen Nasyonal Sosyalistlerin yaptıklarına kayıtsız kalmalarının nedeninin sorgulandığı ve cevabının bulunamadığı anda gündeme gelir. Bu bir itaat deneyidir ve bu deney Dr. Frenkestein deneyinde olduğu gibi ortaya kontrol edilemez bir canavar çıkartır. Ve fakat tarihte yaşananlar bir deneyden çok daha fazlasıdır.
1990 yılında Alman yazar Reinhold Tritt' in yazdığı oyun Almanya' da "Yılın Oyunu" ödülünü kazanmıştır. Nazilerin katliam görüntüleriyle başlayan oyun Şakir Gürzumar tarafından hareketli ve devingen bir reji konseptiyle sahnelenmiş. Öğrencilerin oturdukları sandalyelerden fondaki kanatlı küplere kadar tüm dekor ve aksesuar öğeleri tekerli ve çok yönlü hareket özellikleriyle sahne üzerindeki devinimi besliyor. Öğrencilerin hızları, tartımları ve enerjileri de konsepti tamamlar nitelikte ilerliyor. Oyun metninin yapısındaki dinamizm Gürzumar tarafından sahne öğelerinin tümünün başarılı şekilde kullanımıyla sahneye yansıtılmış.
Oyundaki, çevriden kaynaklandığı şüphesi yaratan, kimi benzetmeler, özel kullanımlar, idiomlar oyunun bütünündeki anlatım dilini sekteye uğratıyor. Oyunun künyesinde bir dramaturg ibaresinin geçmemesi bu ve benzeri hataları doğuran ana neden olabilir. Politik gündemimizle birebir uyuşan, haklı ve sert eleştirileri içinde barındıran, muhalif, yargılayıcı ve düşündürücü bu oyunu genç ve kalabalık bir kadroyla özel bir tiyatronun sergileme cesaretini takdir etmekle birlikte, metnin mühendisliğini yapacak olan, anlam kodlarını çözümleyip sahneyle metin arasındaki köprüyü kuran dramaturg olgusuna bu kadar özensiz yaklaşmanın kabul edilemez olduğunu belirtmek isterim.
Oyundaki temel rahatsızlık bu dramaturgik yaklaşımın eksikliğinden kaynaklanıyor. Bu eksiklik, tiyatro için en korkutucu hatalardan birine, hülasa oyunun sözünün yanlış anlaşılma ihtimaline kadar götürüyor. Çünkü oyunun sonunda dalga hareketinin özelinde bu tür oluşumların olumsuzlanması söz konusu fakat bu durum öyle bir genelleme içinde sunuluyor ki her türlü örgütlenme, sendikalaşma ve mücadele bu tanım ve eleştiri altına girebilir. Hele de bu hareketin özgürlük, kendini ifade, hak arama söylemleriyle yapıldığı düşünülürse b çelişki daha da belirginleşiyor.
Oyun, bir gelişim sürecini anlatan yapısı nedeniyle kesintisiz bir anlatıma sahip. Oyunun tek perde olması devinimi sağlayan nedenlerden biriyken dekor değişimi için harcanan zaman kesintisiz akışa tezat oluşturmuş. Genç oyuncuların vücut formlarında tartımı kaçırdıkları anda bu tezat kendisini oyunculukta da ortaya koyuyor. Tecrübeli oyuncular Levent Ülgen ve Ayçe Abana kimi zaman TV’deki popüler karakterlerinden izler taşısa da genel olarak sempatik oyunculuklarıyla rollerinin altından kalkıyor. Genç oyuncuların çevirideki idiomlardan ve dramaturgi rötuşunun eksikliğinden de kaynaklanan abartılı tavırları kimi zaman rahatsız ediyor. Genç oyuncu Serhat Teoman, diksiyonu ve kontrollü oyunculuğuyla kendini belli ediyor.
Don Kişot Prodüksiyonun Dalga oyunu, Türkiye’deki tiyatro “piyasasının” içinde bulunduğu durum düşünülünce, gerek genç kadrosuyla gerek oyun seçimiyle yel değirmenlerine karşı savaştığını söylemek sanırım yanlış olmayacaktır. Türkiye’de hele de bu süreçte bir özel tiyatronun bu cesareti ve sağduyuyu göstermesi takdir edilecek ve desteklenmesi gereken bir hareket. Bu açıdan Don Kişot’u desteklemek için Dalga kaçırılmaması gereken bir hareket.
Yunus Emre GÜMÜŞ 'a
mail atmak istiyorum...
Yazara gönderdiğiniz eleştiriler yayınlansın istiyorsanız, lütfen mailinizde belirtiniz.
|