# OYUN ELEŞTİRİSİ
27 NİSAN 2008
BELGESEL OYUN "SİVAS 93" DOSTLAR TİYATROSU...
Gün: 22 Nisan 2008.
Huzur içinde "Sivas 93" ü seyrettik.
Ellerinde karanfillerle geldiler sahneye.
Geçmiş günlerin izleri üzerinden belgesel bilgilere dayanılarak tasarlanmış, "Sivas 93" adlı belgesel oyun, Eskişehir BB Sanat ve Kültür Sarayında sahnelendi. Oyun başlamadan önce, sigara içenler olmalı, binanın önünde, oyunun başlama saatini bekliyordu. Sigara içmeyenler çoktan yerlerine oturmuşlardı."Oyunun başlamasına 5 dakika kaldı" anonsuyla salon daha da dolmaya başladı. "Oyunumuz başlamak üzeredir. Lütfen cep telefonlarınızı, çağrı cihazlarınızı kapatınız" anonsu duyuldu. Işıklar söndü. Derinden bir sessizlik duyuldu. Oyun başladı.
Ellerinde karanfillerle geldiler.
Yıl 1993. Günlerden 2 Temmuz.
Sivas'ta yaz neşesinde bir sıcak.
Perdede yazarların kitaplarını imzalarken, şarkı söylerken görüntüleri akıyor. Aziz Nesin, Muhlis Akarsu, Metin Altıok, Nesimi Çimen ve eşi. Behçet Aysan, Asım Bezirci, Asaf Koçak, hepsi gülüyorlar. Semahçılar vecd içinde. Pir Sultan Abdal'ın kenti Sivas'ta şenlik var. Huzur içinde "Sivas 93" ü seyrediyoruz.
İçimde yine de bir kıpırtı, beni sabırsızlandırıyor. Biliyorum bu fotoğrafların neşesi biraz sonra kaçacak. Bir an önce "sadede gelecek " görüntüleri ve anları istiyorum. Tıpkı bir gerilim filmine gelmiş gibiyim. İçimdeki bu kıpırtıdan utanıyorum. Huzur içinde "Sivas 93" ü seyretmeye gelmişim.
Genco Erkal "…Sivas'ta yaratıcılığın, üretkenliğin, dostluğun, dayanışmanın, yaşama sevincinin coşkusunu gördüm ilk gün. Sonra ateşi gördüm. Yakılışı gördüm. Ölümü sanki ilk kez orada gördüm. Toplu kıyım korkusunu hep duyardım, yobazlığın ne olduğunu, tehlikelerini hep bilirdim ama, somut olarak Sivas'ta gördüm. İnsana olan umudum hep diriydi, Sivas'ta bu umudun da yanışını gördüm." diyordu oyunun başında.
Fazıl Say'ın müzikleri eşliğinde yer yer şiirler okunuyor. Şiirleri biliyor olmaktan, arada bir mısraları ya da sözleri yakalamaktan memnunum. Eh, bu durumda kendimi "aydın" sanıyorum. Huzur içindeyim…
Dakika dakika Madımaktaki olayları seyrediyoruz.. Pir Sultan Abdal'ın kenti Sivas'ta, Yangın Var!
Oyunun sonuna doğru telsiz konuşmaları kulaklarımda çınlıyor. Yetkililer, sanatçıları sakinleştirmeye çalışıyorlar. "Polis, Asker devrede. Kuvvetler takviye ediliyor. Güvenliğe alınacaksınız. Huzurlu olun" Oysa, şölen ve yangın birbirine karışmadan önce, şiddet önce gonk sesini veriyor.
Aydınlarımız ve inananlarımız. İnananlar cephesine geçmek istiyorum. Tevrat, İncil, Kur'an söz birliği ediyorlar. İnsana verilen on emirden biri; "Öldürmeyeceksin!" Kan yememek için hayvanın bile kanını yere akıtan insan, neden insanın kanını, canını almak ister? Bunu anlayamıyorum.
İnancın yakasındayım hala… Hafızamı zorlamaya çalışıyorum. Şiddetin gonk sesi ne zaman vuruyor diye. Tapınaklarından çıkmış haçlılar yürüyor insanların üstüne. Derken ortalık kan bulanıyor. Öncesi mi, kadının şeytan sayıldığı, kitapların yakıldığı bir karanlık dönem. Benziyor fotoğraflar birbirine. Ha Rab'bin duası! Ha Fatiha! Şükre küfretmiş yürekler. Yetmiyor hiçi bir şey onları durdurmaya. Peygamberler, kavimlerine küsmüş. Allah, ruhunu çekmiş kullarından.
Perdede bir yetkilin sesi kalabalığı yatıştırmaya çalışıyor. "Gazanız Mübarek olsun. Şimdi evlerinize gidin Allah'ta sizden razı olur."
Yalaannnn! diyen bir ses bağırıyor içimde. Sağduyu ve vicdan birlikte dilleniyor:
-Ey inananlar! Ellerinizi kandan çekin!Allah sizden, işte o zaman razı olur.
Yangından kurtuluşu, bir burukluk içinde seyrediyoruz. Sanatçılar, olayın içinde bulunanları birbirleriyle karşılaştırıyorlar. Sivas'ta yangından kurtulmalarına yardım eden Sivaslılar var. İşte İnsan! Yakan da, kurtaran da. Vicdanın ve sağduyunun varlığına şükrediyorum bir kez daha.
Ama görüntüler öylesine taze ki. Merdivenlerde, kıstırılmış bir şekilde sonu bekleyen ozanlar beliriveriyor. Çığlıkları da duyar gibiyim. Elektrikler de sönmüş o zaman… Bir gün önce şarkı söylememişler miydi?Perdedeki fotoğraflar öyle diyor. Sanatçılar da bunu canlandırdılar. Semahçılar vecd içinde dönmemişler miydi. Görüntüler dumanları, dumanlar, korkuları kovalıyor. Asım Bezirci işte orada gülüyordu. Bir ara Asaf Koçak armonika çalıyordu umudu yitirmemek adına. O sırada sanatçının, Nesimi'nin karısına, "Göğsüme koy başını. dayan" deyişini canlandırması birden dokunuveriyor içime. Derken 33 can, ayrı ayrı...
Telsizin ucunda umut aranıyor. "Biz burada yanıyoruz" "Sakin olun, bir şey lmayacak. Huzurlu olun!" Sonrasında bir yorum. "Münferit olay"
Köprülerin altından çok sular yürütülür. Madımak Otelinin alt katı yeniden restore edilerek, kebaplar yenir keyifle.
Kanadı kanlanmış bir güvercindir Sivas.Teli kopmuş bir sazdır.
Gün: 2 Temmuz 1993. Ateşle yürüyen bir temmuz sıcağı. Huzur içinde "Sivas 93" ü seyrettik.
Ellerinde, karanfillerle geldiler şehre…
Zehra ÇAM' a
mail atmak istiyorum...
Yazara gönderdiğiniz eleştiriler yayınlansın istiyorsanız, lütfen mailinizde belirtiniz.
|
|
Zehra ÇAM

; Zehra ÇAM
Oyun hakkında geniş bilgi...
Diğer Oyun Eleştrileri...>
|