# OYUN ELEŞTİRİSİ
15 EYLÜL 2008
Uluslararası Almada Tiyatro Festivali 25. Yılında...
Uluslararası Almada Tiyatro Festivali’nden gelen çağrıda "Beden dili ve Sahne Uygulamaları" konusunda bir kolokyum yapılacağı belirtiliyor ve tüm konuşmacılardan kendi ülkelerinden yola çıkarak konuşmaları isteniyordu... Kolları sıvadım, hazırlığımı yaptım ve kendimi Almada’da buldum!
Sularda yansımalar
Almada, Lizbon’un karşı kıyısı... Tejo Nehri’nin bir yanı Lizbon,öte yanı Almada. Gemiler vızır vızır, on dakikada geçiliyor. Lizbon’un İstanbul’la benzerliği dillere klişe olmuştur: Haliç, tepeler, yokuşlar, dar sokaklardan sulara bakış, kaldırım taşları, tramvay vb... Gel gelelim onların deniz ve nehirle barışık yaşamları, sulardan faydalanışları bizi çok gerilerde bırakıyor...
Nehir sanki dev bir ayna... Sulardan yansıyan, her iki kentin silueti, Almada’ya tepeden bakan dev İsa heykeli... Ama, sanki Portekiz’in tüm tarihi, edebiyatı, şiiri, müziği de, her an gelip geçiyor önünüzden, gözlerinizden, yüreğinizden... Fado’ların hüznü, Atlantik’e açılan kumsallarda koşuşan çocukların neşesi de yansıyor sulardan...
Minik gemiler dışında, iki yakayı birleştiren iki köprü seçeneğiniz var. Bir zamanlar Salazar Köprüsü diye anılan, Karanfil Devrimiyle adı "25 Nisan Köprüsü" olan,iki katlı asma köprü... Salazar adının her yerden kaldırılması, diktatörün toplum vicdanında cezalandırılması, lanetlenmesi de yansıyordu nehrin sularından...
İkinci seçenek Vasco de Gama Köprüsü... Bugüne dek gördüğüm belki de en müthiş "sanat eseri"! Asıl mesleği mühendislik olup, bence tam bir büyücü ve mimar, heykeltraş, ressam Katalan sanatçı Santiago Caratrava’nın eseri! Yükselip alçalan, kıvrılıp dolanan bir şiir... 17 küsur kilometrelik, Avrupa’nın en uzun köprüsü...1998’de Expo – Dünya Fuarı’yla kentin çehresinin nasıl değiştiği de yansıyordu sulardan...
Artık karşı yakaya, Almada’ya geçebilirim...
Gelin de kıskanmayın!
Uluslararası Almada Tiyatro Festivali 25. yılını kutluyordu. Almada Belediyesi’nin, Portekiz Kültür Bakanlığı’nın ve sponsorların sağladığı olanaklarla gerçekleşiyordu. Başlangıcında, Almada Tiyatro Topluluğu’nun işgüzarlığı ve dünyaya açılma tutkusu yatıyordu.
Hükümetler, Bakanlar, Belediye başkanları değişse de, 25 yıldır hiç fire vermeden niteliği düşürmeden gerçekleşebilmesini Festival yöneticisi Joaquim Benite üç öğeye bağlıyordu: 1) Bu küçük kentin kültüre verdiği önem...2) Farklı kültürlerle ilişkilerin ve iletişimin sağladığı gelişim ve yaratıcılığa verdiği güç ... Festival için her katmanda sağlanan çalışma seferberliği ve dayanışma...
Gelin de şimdi kıskanmayın! Biz koskoca İstanbul’da Tiyatro Festivalimizi her yıl sürdüremedik, iki yılda bire indirdik! (Değil Lizbon ve Almada’nın, bütün ülkenin Portekiz’in nüfusu, İstanbul nüfusundan daha az oysa! En iyisi bir üst paragrafı yeniden okuyun!)
Festival programında Potekiz’den onlarca, Almanya, Şili, Küba, İtalya, İspanya, Fransa ve Lübnan’dan birer oyun vardı. Oyunlar hem Lizbon hem Almada’da sunuluyordu. Hiçbirinde çeviri yoktu.
Benim dört güne sığdırabildiklerim içinde en etkileyici iki prodüksiyon, Almanya ve Şili’den gelenlerdi.
Berliner Enseble’ın Peter Zadek’in çok yalın ama dahiyane rejisiyle sunduğu "Peer Gynt" oyunu bir tiyatro ziyafetiydi. İbsen’in eserini yönetmen hem eleştiriyi hem satiri, hem doğaya dönüşü vurgulayan bir yorumla sahneye taşıyordu. Bomboş sahnede yerden bir karış yükseklikteki yeşil bir kıvrım, uçsuz bucaksız dağları; birkaç tahta iskemle evleri köyleri; titreşen mavi bir kumaş gölleri, nehirleri canlandırmaya yetiyordu... Serüven peşinde koşan, daldan dala konan, haylaz ve bencil Peer Gynt rolünde Uwe Bohm, şeytan tüyüne sahip anti-kahramanda; ve ona sonuna dek arka çıkan iki kadında Angela Winkler (annesi) ve Anette Renneberg ( ebedi aşık Solveig) muhteşemdiler.
Şili’den gelen Jaime Lorca topluluğunun sunduğu "Güliver", Jonathan Swift’in eserinden yola çıkarak oyuncu ve yönetmen Jaime Lorca’nın yazdığı, kuklalarla oyuncuyu buluşturan bir oyun... Güliver’in Liliputlar ülkesindeki serüvenleri... İnsanın insana zülmünü, hainliğini ama aynı zamanda sevginin, dayanışmanın gücünü gösteren; müziği ışığı, rengi, insan sesini olağanüstü bir biçimde kullanan, minicik bir Liliput ile dev Güliverin aşkına bizi inandıran; insanın değişime direncini eleştiren ve yüreklere dokunan bir gösteriydi...
Beden Dili ve tiyatro
Gelelim kolokyuma... Oralarda, Ergenekon’u bilen yok, ben de rahat rahat konuştum!
"Beden dili ve Sahne Uygulamaları" konuşmamı, Türkiye’den üç sanatçının çalışmalarından yola çıkarak hazırlamıştım.
Doğrudan tiyatro disiplininden gelen Şahika Tekand, Dans disiplininden gelip, tiyatro için de koreografi yapan Zeynep Tanbay ve dans disiplinini sonuna dek zorlayan Aydın Teker... Üçü de benim için sahneyi, beden dilini ve düşünceyi harmanlayan ; danscı, tiyatrocu, plastik sanatçı, tasarımcı ve filozof yanı olan sanatçılar...
Bu son İstanbul Tiyatro Festivalinde Şahika Tekand kendi yazdığı ve yönettiği, Stüdyo Oyuncularıyla sunduğu " "Karanlık Korkusu"nda, beş oyuncunun iskemlelerinden neredeyse hiç kalkmadan beden ve yüz dilini, ışık, ritim, söz, tavır, eda, bakış, mimik, tekrar, geriye dönüş, koşullandırılma ile nasıl etkin kılınabileceğini göstermişti bize.
Yine ayni festivalde Aydın Teker’in Ayşe Orhon’la sunduğu, insan bedeniyle bir müzik enstrümanının bütünleşmesinden öte anlamlar taşıyan "Hars" adlı eseri mimariyi, müziği, kinetik tasarımı, sinerjiyi sahneye taşıyan eşsiz bir deneyimdi.
Zeynep Tanbay’ın hem kendi topluluğu hem Dostlar Tiyatrosuyla çalışmaları, Nazım Hikmet’in şiiri, Ruhi Su’nun türküleriyle dansı ; "İskemle" adlı eserle Bosna’ya düşen bombayı ya da gözaltında, hapiste, Mamak’ta ya da Guantanamo Kampı’ndaki işkenceyi sahneye taşıması sahneyi dönüştürebiliyordu...
Üçünden verdiğim örnekler ilgiyle karşılandı. Almada Festivali onları dört gözle bekler oldu...
Özetle, günümüzde tiyatro Stanislavski ve Brecht’ten bu yana çok değişti ve değişiyor...Değişmeyen ise yaratıcı güç...
Zeynep Oral 'a
mail atmak istiyorum...
Yazara gönderdiğiniz eleştiriler yayınlansın istiyorsanız, lütfen mailinizde belirtiniz.
|
|
Zeynep Oral

Zeynep Oral
Diğer Oyun Eleştrileri...>
|