|
|
----------------- "İletişim" ----------------- Reklam vermek isterseniz... ----------------- |
27 MART 2008 DÜNYA TİYATRO GÜNÜNE ALTERNATİF BİLDİRİ... Ulu Önder Mustafa KEMAL ATATÜRK'ün 1924'de Musiki Muallim Mektebini açarak planlı bir şekilde 1936'da Ankara Devlet Konservatuvarının açılmasıyla ülkemizin tüm sanat kurumlarının temeli atılmıştır. Bu temel üzerine Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğüne bağlı beş ilimizde, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğüne bağlı Senfoni Orkestrası il müdürlüklerimiz ve bugün kutladığımız Dünya Tiyatro Gününe ev sahipliği yapacak olan Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğümüze bağlı 12 İl Müdürlüğümüzle aydınlanma sürecine bu çizgide katkı yapmaya devam etmekteyiz. Fakat yaptıklarımızı asla kafi göremeyiz. Çünkü daha çok ve daha büyük işler yapmak mecburiyetindeyiz. Günümüze kadar bu kurumlarımıza sanatçı yetiştiren Devlet Konservatuvarları ve üniversitelerimizin ilgili fakültelerinin verdiği mezunlarla beslenen bu kurumlar çok nitelikli kalifiye mezunlar vermesine rağmen kurumlarımızda ekonomik tedbirler ve gelen hükümetlerin kemer sıkma politikaları ve yanlış yerlerden yapılan tasarruflar sonucu sanatçılarımız büyük sıkıntılar çekmektedirler. Devlet Opera balesi Genel Müdürlüğü bünyesinde 688 kişi, Senfoni Orkestralarımızda 270 kişi, Devlet Tiyatrolarımızda 1271 kişi olmak üzere toplam 2229 kişi emeklilik güvencesinden ve sosyal güvencelerden kısmen yoksun fedakarca sanatlarını icra etmektedirler. 1989'da Türkiye içine düştüğü krizi henüz tam atlatamamışken Berlin Duvarı yıkıldı ve Doğu Bloku parçalandı. Bunu 1991'de SSCB'nin dağılması ve tarihe karışması izledi. Bu iki olay dünyada ve Dünya'dan Türkiye'ye yansıyan ekonomi anlayışında ve politikalarını da köklü değişimler yarattı. Türkiye'de sermaye hareketlerinin serbestleştirilmesi ve özelleştirmenin yarattığı sonuçlar itibariyle bu süreçte kaybedenlerin tepkileri ile karşılaştı ve bu siyasete de yansıdı. Bunun toplumsal-siyasal düzlemde en çarpıcı sonucu “sol-parti” söylemini benimseyen İslami kökenli partilerin ve milliyetçi partilerin kaybedenler sayesinde oy oranlarında kaydettikleri sıçrama oldu. işçi ve memur kesimi artan işsizlik ve artmayan reel ücretlerle karın tokluğuna çalışmaya mecbur edildi. İnsanlar yaşam mücadelesiyle baş başa kalınca ülkemizin de sanat anlayışında da buna paralel yozlaşmalar kültür kirlilikleri de yaşanmaya başladı. Sanat kültür, edebiyat için değil gündelik eğlencelik vakit geçirme şeklini hızla almaya başladı. Sanat kurumlarına bakış “ne lan bu müzik notası mı zannettiniz Nota verdik Amerika'ya Nota , Artistlik yapma lan ananı da al git lan,diyen bu bakış açısıyla bugünlere kadar çok zorlanarak gururumuz incinerek geldik. 3 Mart 1924 tarihinde kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile Osmanlıda yüzyıllardır devam eden okullar yanında yer alan geleneksel eğitim kurumlarına son vererek, Milli Eğitim Bakanlığının sorumluluğu altında laik bir eğitim sistemi kurulmuştur. Bu laik eğitim sistemi, Türkiye Cumhuriyetinin temel taşıdır. ATATÜRK bu konuda söyle demiştir: “İki parça halinde yaşayan milletler zayıftır, hastadır. Bir milletin fertleri ancak bir eğitim görebilir. İki türlü eğitim bir memlekette iki türlü insan yetiştirir. Bu ise his ve fikir birliğine ve tesanüt gayelerine tamamen aykırıdır.”Yeni Yasa; dini, mesleki her türlü eğitim kurumunu Milli Eğitim Bakanlığının denetimine bırakmıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarında yabancı bilim adamlarının fikirlerine başvurulmuş devrinin en büyük eğitimcilerinden Kolombiya üniversitesi profesörü John DEWEY hazırladığı raporda amacı şu şekilde belirtmiştir Türkiye'nin çağdaşlaşma yolundaki tercihi hür, bağımsız ve laik Cumhuriyet olmalıdır. Bu gayeye ulaşma yolunda verilecek eğitim ile öncelikle doğru siyasi fikirler ve siyasi kültür aşılanmalıdır. İkinci olarak fertlerin ekonomik ve ticari kabiliyetleri, milli hakimiyet anlayışı, kendi kendini idare etme gücü, güzel sanatlara olan ilgileri geliştirilmelidir.” Bizler “ Yurdumuzu, dünyanın en mamur ve medeni memleketleri seviyesine çıkaracağız. Çünkü Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır, Türk milleti zekidir. Çünkü Türk milleti, milli birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. Ve çünkü, Türk milletinin yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müspet ilimdir. Türk milletinin, büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır. Ne Mutlu TÜRKÜM diyene.” BAĞIMSIZ KÜLTÜR SANAT SENDİKASI GENEL BAŞKANI ALPER KAFA |
|
|
[
Ana Sayfa | Tiyatrolar | Geleneksel
| Kulis | Duyurular | Festivaller
| Ödüller | Oyun Eleştrileri ] |