|
|
----------------- "İletişim" ----------------- Reklam vermek isterseniz... ----------------- |
2-9 Mayıs'ta Kuklalar İstanbul'da Sahneye Çıkıyor... İstanbul, 2- 9 Mayıs 2008 tarihleri arasında Uluslararası İstanbul Kukla Festivali’ne ev sahipliği yapacak. Dünyanın birçok ülkesinden gelen kuklalar, farklı yaş gruplarını aynı sahnede buluşturacak. Cengiz Özek’in sanat yönetmenliğinde, her yıl olduğu gibi birbirinden ilginç grupları programına alarak artık geleneksel hale gelen Uluslararası İstanbul Kukla Festivali, bu yıl da kalitesinden ödün vermeyerek dünyanın sayılı gruplarını İstanbul’da ağırlayacak. Bu sene 11. si düzenlenen Uluslararası İstanbul Kukla Festivali’nin sanat yönetmenliğini yürüten Cengiz Özek, 5 kıtada, 25 ülkede, 75 şehirde geleneksek Türk Tiyatrosu trüklerinden hareketle çağdaş oyunlar sahneleyip kukla tiyatrosu ile ilgili gösteriler yapıyor. Aynı zamanda UNIMA (Uluslar Arası Kukla Birliği) üyesi de olan Özek, Festival kapsamında Büyülü Ağaç ve Çöp Canavarı adlı oyunlarını Türkiye adına seyirci ile buluşturacak. Geçtiğimiz günlerde UNIMA tarafından Türk kukla tiyatrosuna katkılarından dolayı ödüle layık görülen Özek, başta Hollanda Ulusal Müzesi olmak üzere, dünyanın birçok müzesinde Karagöz koleksiyonları bulunmaktadır. Açılış Gösterisi: Claduia Cinelli’den Bir Aşk Anlatısı: Heartbeat Uluslar Arası İstanbul Kukla Festivali’nin açılış gösterisi, İtalyan Kültür Merkezi’nde Claduia Cinelli’nin Heartbeat adlı oyunu ile gerçekleşecek. Otuz beş yıldır İtalyan sahnelerinde sanat yönetmeni, oyuncu ve sahneye koyucu olarak yer alan Claduia Cinelli, yirmili yaşlarında İtalya’nın ve hatta dünyanın sayılı öncü kukla tiyatrolarından “Gran Teatro dei Buruttini del Sole’nin başına geçti. Cinelli’nin Heartbeat” adlı oyunu aşk üzerine yazılmış, hem güldürüp hem ağlatan eğlenceli, komik ve aynı zamanda şiirsel, melankolik, fazlasıyla dokunaklı bir skeç koleksiyonu… Söz kullanımının hiç olmadığı bu oyun, pandomim sanatını dansla birleştirip modern kukla sanatının tüm unsurlarını barındırıyor. İtalyan bestecilerinin operalarından ilginç bölümler Cinelli’nin kendine has üslubuyla yorumladığı kuklalarından seyirciye ulaşıyor. 2 yaş ve üzeri seyirciye hitap eden Heartbeat adlı oyun, oynatanların profesyonelliği ve ustalığı da işin içine girince seyrine doyum olmayan bir performansa dönüşüyor… Sanal Sergi: Asya’nın Gölgeleri Uluslar Arası İstanbul Kukla Festivali, ilginç bir sergiye de ev sahipliği yapıyor. Gölge oyununun doğduğu yer olan Asya coğrafyasından Kamboçya, Çin, Endonezya, Hindistan ve Türkiye’nin içinde bulunduğu ülkelerin sanatına ait örnekleri bir sanal sergide buluşturan Festival, bu sanatın doğuşuna dair önemli bir envanteri internet üzerinden ilgilileri ile buluşturuyor… Sanal sergiye ulaşmak için: http://www.flickr.com/photos/24780337@N03/ Türkiye ile birlikte 9 ülkeden 18 gösteriyi programına alan 11. Uluslararası İstanbul Kukla Festivali’nde, Arjantin, Avusturya, İngiltere, Fransa, İspanya, Almanya, İtalya, Rusya gibi ülkelerden kukla tiyatroları İstanbul’a geliyor. 11. Uluslararası İstanbul Kukla Festivali’nin mekânları arasında, Kukla İstanbul, Metro Kültür, Profilo Kültür Merkezi, İtalyan Kültür Merkezi, Kırım Kilisesi, Oyun Atölyesi yer alıyor. Festival biletleri, Biletix’ten, oyunlardan bir saat önce salon gişelerinden ve Metro Kültür gişesinden temin edilebilir. Bilet Fiyatları tam 20 YTL, öğrenci 15 YTL olarak belirlenmiştir. Yurt dışından katılan gruplar ve oyunları… 11. Uluslar Arası Kukla Festivali’ne Arjantin’den Burbujas Puppet grubu katılıyor. Arjantinli genç yetenekli kuklacı Fabianne Villareal sünger ve benzeri yumuşak malzemeleri kullanarak kendine has tarzıyla birçok festivalin gözbebeği oldu. Villareal Festival’e, Satranç Tahtası Krallığında Ne Olduğu Hakkında – About What Happened In This Chessboard Kingdom” adlı oyunuyla katılıyor. Masa kuklası tekniğinde gerçekleşen oyunda kuklacı aynı zamanda aktör olarak kuklaların yanı sıra kendisi de yer alıyor. Maceradan hoşlananlar için ilginç bir örnek olan yunda satranç tahtası üzerinde krallar, şövalyeler, kaleler, vezirler, filler ve hatta kocaman bir ejderha yer alıyor. 3 ile 9 yaş grubuna hitap eden oyunun süresi 50 dakika… Uluslar Arası Kukla Festivali’ne II. kez konuk olan Avusturya’dan katılan (Theater Im Ohrensessel) Stefan Libardi, bu kez Grim Kardeşler’in fantastik öykülerinden “Demir Hans – Der Eisenhans” adlı öyküsüyle katılıyor. Sanatçı masa kuklası tekniğinin ağır bastığı, kuklanın iç içe kullanıldığı canlı müzik eşliğinde oldukça ilginç bir oyunu seyirci ile buluşturacak. Ülkenin birinde yaşayan bir kral, gidenin geri dönmediği bir ormandan ürkmektedir. Günün birinde bir kahraman gelir ve kralın merakını gidereceğini vaat eder. Kahraman ormana gider, ormanda iri bir devle karşılaşır, onu yakalar ve sarayın zindanına hapseder… Yine günün birinde küçür prensin oynarken topu devin yayına kaçıverir ve olanlar olur… 5 ile 10 yaş arası yaş grubuna hitap eden oyunun süresi 55 dakika… Festivale İngiltere’den katılan Objects Dart, Grimm Kardeşler’in “Elfler ve Ayakkabıcı - The Elves and the Shoemaker” adlı hikayesinden esinlenerek hazırlanan bir oyunla katılıyor. Karışık teknikle hazırlanan gösteride obje, kukla ve gölge bir arada kullanılıyor. İngiltere’de önemli bir seyirci kitlesine sahip olan Objects Dart, adından da anlaşılacağı gibi objeleri dart tahtasına saplanan oklar gibi öyle hünerli kullanıyor ki, bundan dolayı dünya festivallerinde haklı bir övgünün sahibiler. Drew Colby, elinde taşıdığı bavulunu açıyor ve içinden çıkan şekilsiz birkaç obje, seyirciyi büyülü bir dünyaya götürüyor. Oyun umudumuzu kaybetmememiz ve geleceğe umutla bakabilmemiz üzerine hazırlanmış ve tüm yaşlara hitap edecek bir konsepte sahip. Oyunun süresi 45 dakika. Hindistan ve Hint kuklasının bütün trüklerini, bütün renklerini, kokusunu taşıyan ve Festival’e Fransa’dan katılan L’hippocampe Theatre, Mirabai adlı oyunlarında her yaşa uygun bir ipli kukla gösterisini seyirciyle buluşturuyor. Hindistan’ın Rajestan bölgesinin bir kültürü olan ve “Kathputil” denilen bu ipli kukla oyunu geçmişten günümüze Hintli kukla ustası Puran Bhatt’ın aktarımlarıyla ulaşıyor. Sözsüz olarak sahnelenen oyundaki tüm boşluklar, sahneler arasındaki tüm geçiler, dramatik anlar, Karim Amari’nin canlı olarak çalıp söylediği Hint ezgileriyle veriliyor. Flüt, sitar,tabla ve benzeri enstümanları ustalıkla çalabilen Amari’yi dinlemek ise ayrıca bir konser tadı veriyor. Bir Rajestan sarayının pencereleri önünde geçen bu sözsüz oyun, kendi içinde sonuçlanan küçük hikâyeciklerden oluşuyor. 16. Yüzyıl şairlerinden Prenses Mirabai’nin yaşamından bize anlattıklarından ipuçları taşıyan oyun, Hint kültürünü en ince detaylarına kadar taşıyan kostümleri, titiz yontulan kukla başlarının ifadeleri ve geleneksel üslupta boyanışları ile kuklaseverler için keyifli bir seyirlik sunuyor. Çalışmalarını 1982 yılında kuklaya yönelten Los Claveles Tiyatrosu, festivale İspanya’dan “Kırmızı Başlıklı Kız” adlı oyunla katılıyor. Kore’den Arjantin’e, Bulgaristan’dan Hindistan’a çok geniş bir yelpazede birçok kukla festivaline katılarak çalışmalarını sergileyen tiyatro, bildik bir masalın kukla versiyonunu seyirci ile buluşturuyor. Los Claveles’in üstün yetenekli ustaları kuklaları bedenlerinin bir parçasıymışçasına büyük bir ustalıkla oynatıyor. Küçük bir kulübenin camları aralanıyor ve birden kendimizi ormanda buluyoruz. Bir yandan canlı çalınan bir akordeon sesi bir yanda değişen dekorlar ve içeri girip çıkan kuklalar… Kırmızı Şapkalı Kız, iki usta kuklacının elinde büyüleyici bir masalın içine çekiyor seyirciyi… Her yaşa uygun olarak tasarlanan gösterinin süresi 50 dakika… Kuklacılıkta genç bir bakışa sahip olan, 1981 yılında Valencia’da kurulan Bambalina (İspanya) adlı grup, hazırladığı birbirinden ilginç ve çarpıcı prodüksiyonlarla dünya festivallerinde hemen fark edildi. Özellikle aktör ve kukla olgusunu cesurca bir araya getiren grup seyircinin büyük beğenisiyle karşılaştı. Grubun festivale katıldıkları “Kraft” adlı oyun da bu türde hazırladıkları son oyunları. Ağaçlar bize gölge, meyve, çiçek, ilaç, oksijen verir. Bir de kâğıt… Acaba kâğıda dönüştürülen bu ağaçların ruhları nerde gizlidir… Kraft, kâğıtlara şarkı söyleten bir oyun. Bu şarkının notalarını dalgaların sesi, ateşin çıtırtısı ve yaprakların hışırtısı oluşturuyor. Yediden yetmiş yediye farklı yaş gruplarını bir araya getiren Kraft adlı oyunun süresi 50 dakika… Gerilim sözcüğünün beyaz perdedeki adı olan Alfred Hitchock’un ses getiren “Psycho – Sapık” adlı filmi, Alman kuklacı Jorg Bretschneider’ın çoğu zaman oynattığı nesnelerin birer kukla olduğunu bize unutturarak onlara adeta birer ruh katıp cansız bedenlerinden kurtararak inanılması güç bir görsellikle sunduğu oyunda, Hitchoock’u aratmayacak bir üslup yakalıyor. Kukla yapım sanatını modernizasyona çevirmesini çok iyi bilen usta kuklacı, ileriki yıllarda kurduğu ''Dresdner Figurentheater'' de bir çok başarılı prodüksiyona imza attı. Onlardan sadece biri olan ''Psycho'' festivalin en ürkütücü oyunu niteliğini taşıyor. 15 yaş ve üzeri seyirciye hitap eden oyunun süresi 65 dakika. Kukla, palyaço ve biraz da ilüzyonun iç içe girdiği “Tonino Pesciolino e il mare” adlı oyun paylaşma, çevre bilini, hoşgörü ve benzeri duyguları vermeyi amaçlıyor. Birçok uluslar arası festivale İtalya adına katılmış olan Ilfilodeldiscorso adlı grup oyunlarını şöyle tanımlıyor: “Tonino denizi gördğü ilk anda o kadar şaşırıp sevindi ki onu cebine koyup evine kadar götürmek istedi. Ama bu mümkün müydü?..” Tonino Ignazio’nun bu eğlenceli ve komik oyununda minik izleyiciler eğlenirken çok şey de öğrenecek. 3 ile 11 arası yaş grubuna seslenen oyunun süresi 70 dakika. Festivale Almanya’dan katılan Figurentheater Jaboni, çocukların çok seveceği sıra dışı bir oyunu sahneye taşıyor. Minik bir sahnede objeleri yani kuklaları sempatik tavırlarıyla mükemmel sahne elektriğiyle oldukça yetenekli bir kuklacı hareket ettiriyor: Janine Bohn. Özellikle 3 ile 7 yaş grubu arası çocukların hoşlanacağı bir oyun olan “Erwinin Bir Dileği Var”, Erwin’in, hayatı keşfedinceye kadar kendisine doğru yolu gösteren görünmez bir dostu ile yaşadıklarını anlatıyor. Oyunun süresi 45 dakika. Uluslar Arası Kukla Festivali’nin Rusya’dan konuğu Theatre Tak, 1982 yılında tiyatro okulundan mezun olan Andrey Molyakov’un kurtuğu bir tiyatro. Petrozavodks DevletKukla Tiyatrosu’na kabul edilen ve burada başrol oyuncusu olarak 1990 yılına kadar çalışan Molyakov, Kashtanka adlı oyunuyla dünyanın birçok festivalinde övgüler aldı. Anton Çehov’un kısa öykülerinden oyunlaştırılan Kashtanka, yazarın diğer bütün baş yapıtlarındaki duygusallığı, seyircilere kukla sanatının gücü yoluyla sözsüz olarak aktarıyor. Dostluğu, güveni, paylaşmayı ve özlemi anlatan bu oyun dünyanın dört bir yanında büyük ilgi gördü. Türkiye’den Katılan Gruplar Cengiz Özek, Büyülü Ağaç adlı oyununda otantik bir Karagöz oyununu seyirciyle buluşturuyor. Oyunda Karagöz’ün otantik çalgıları “Nareke” ve “Def” etkin bir biçimde kullanılırken, sözden daha çok hareket ağırlıklı kurgulanan oyun, her yaş için keyifli bir seyirlik fırsatı sunuyor. Her yaşın ilgisini çeken Büyülü Ağaç’ın süresi 40 dakika. Cengiz Özek’in festivaldeki ikinci oyunu yine çevre kirliliğini konu edinen modern bir yorumla sahnelenmiş dinamik bir karagöz oyunu. Viyana Multi-Kids Festivali’nin açılışında prömiyerini gerçekleştiren Çöp Canavarı adlı oyun Pakistan’dan İngiltere’ye Danimarka’dan İtalya’ya birçok kukla festivalinde ülkemizi temsil etti. Çöp Canavarı, Karagöz’ün denize pet şişe atması ve denizin dibinden çöp canavarının çıkması üzerine gelişen olayları hayal perdesine taşıyor… Her yaşa uygun olan oyunun süresi 45 dakika… Ahşap Çerçeve adlı grup, Notre Damme’ın Kamburu adlı oyunu seyirciyle buluşturacak. Doğar doğmaz insanlık dışına itilen, yalnızca yaşadığı Notre Dame kilisesince değil tüm toplum tarafından kamburlaştırılarak bir kötülük sembolü haline getirilen Quasimado “ Notre Dame’nin Kamburu” öyküsünde saf kötülüğün ve insan erdemliliğinin gerçek sınırlarını gösteren ve biçimsel algılarımızı ters yüz eden özgün bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. “Notre Dame’nin Kamburu” oyununda dört temel karakter, güzelliğin, inancın, aşkın ve masumiyetin sembolleri olarak işleniyor. Esmeralda’nın sevgilisi üzerinden aşkın kurban edilişi ve rahip dolayımıyla sahte inançların açığa çıkarılışı, Quasimado’nun kendi masumiyetini kendi elleriyle yok edişine kadar uzanıyor ve geriye yalnızca Esmeralda’nın tüm bu sembollerin anlamını etkileyen saf güzelliği kalıyor. “Notre Dame’nin Kamburu” oyununda kullanılan masa kuklası tekniği kuklaların birbirleriyle ve oynatıcılarıyla kurdukları ilişkiyi şiirsel bir anlatıma kavuşturuyor. Böylece oyun, dört kuklanın oynatıcılarını da içine kattıkları bir ayine dönüşüyor. 16 yaş ve üzerine hitap eden oyunun süresi 1 saat 10 dakika… Kemal Atan Gür Gölge Tiyatrosu, doğaçlama olarak sahneleyeceği oyununu seyirci ile buluşturacak. Kemal Atan Gür Tokat'da köftecilik yapar. Köfte yapmakla Karagöz oynatmak arasında git gel yapan biri. Hacivat adını verdigi köfteci dükkânının alt katında Münir Özkul Oda Tiyatrosu adını verdigi 36 koltuklu tiyatrosunda haftada iki gün yardımcısı Ufuk Ertekin'le Karagöz gösterileri yapıyor. Festivalde bizlere sunacağı oyun için bakın neler söylüyor: “Bu festivalde Karagöz, siz sevgili seyircilerini görüp, doğaçlama bir oyun oynayacak. Zaten Karagöz’ün temeli, varlığının sebebi doğaçlama değil midir? Bu coğrafya da yaşayan insanlar günlük ve doğaçlama yaşarlar, plansız ve programsızdırlar. O yüzden alabildiğine içtendirler belki de… Gazeteler de haberlerine rastlıyorum bazen, ustalar gözleri yaşlı yakınıyorlar, Karagöz ölüyor diye… Gülüp geçiyorum doğrusu. Bu ülkede bizler var olduğumuz sürece Karagöz ölmez, ölemez. Çünkü her fert sanki bir Karagöz’dür. Karagöz halkını mutlu etmeye yeter. Anadolu’dasınız… Burada her saniye sürprizlerle doludur, her an doğaçlama oyunlar oynanır. Şimdi sizler, siz sevgili seyirciler, oyunun adını hiç merak etmeyin, koltuklarınızda rahat oturun, keyfinize bakın. Nasılsa Karagöz’ün bir oyunu olacaktır.” Uçaneller Kukla Tiyatrosu, Gün Işını adlı oyunlarını seyirci ile buluşturacak. Ülkemizde kuklaya ilgi duyan tiyatroların sayısı hızla artıyor. İşte bu tiyatrolar içinde en heyecan verici olanlardan biri de ''Lüleburgaz Uçaneller Kukla Tiyatrosu''. Grubun kuklaya sevdalı üyeleri aynı zamanda Lüleburgaz Kukla Festivali'nin de yaratıcısı. Lüleburgaz Uçaneller Kukla Tiyatrosu bu yıl festivalimize Alexander Popescu'nun yazıp Petar Petkov'un yönettiği Detelina Petkova'nın müziklerini yaptığı ''Gün Işını''adlı oyunla yer alacaklar. Bir evin bodrum katında yaşayan küçük fare Muf ile ayağı kırıldığı için bodruma atılan porselen balerin Odilya'nın sıcak öyküsünü anlatan oyun, arkadaşlığın, birlikte hareket etmenin ve ışığı isteyenlerin mücadelesini yalın bir dille anlatıyor. Türkiye'deki kukla tiyatroları arasında ayrı bir öneme sahip olan Tiyatro Tem bu yıl festivalimizde iki ayrı oyunla yer alacak. Tartüf Bey, Molière’in Tartuffe adlı oyunundan hareketle, 5 oyuncu ve bir kukla için yazılarak üretilmiş bir oyun. Tiyatrotem, oyun atölyesi ile ortak yapım olarak gerçekleştirdiği Tartüf Bey’de, dramatik tiyatronun ve kukla gösteriminin unsurlarını, öykü anlatımı tekniği içine yedirerek oyunlaştırıyor. Oyun, Tiyatrotem’in çağdaş ve geleneksel gösterim sanatları tekniklerini dramatik tiyatro ile Türkiye kültürel ortamında kaynaştırma esasına dayanan araştırmacı tiyatro anlayışının yeni bir ürünü. Tartüf Bey, Tiyatrotem’in daha önceki tüm oyunlarının izini sürmekle birlikte, dramaturgi ve anlatım yöntemi bakımından, Shakespeare’in oyunundan hareketle 2006’da üretilmiş olan III. Riçırd Faciası adlı oyunun devamı niteliğinde bir iş olarak görülebilir. Bu kez hareket noktasını klasik bir tragedya değil de klasik bir komedya oluşturuyor. Şehsuvar Aktaş, Ayşe Selen ve Çetin Sarıkartal tarafından Fransızca aslından manzum olarak yeniden çevrilen Tartüf Bey’de, şehvet ve hırs olguları üzerinde odaklanılarak, Molière’in oyununda var olan sınıfsal ve kültürel eleştiri, iktidarın toplumsal cinsiyetle ilişkisini irdeleyecek biçimde dönüştürülüyor. 2 Perde ve iki saat olarak süresi belirlenen Tartüf Bey, 16 yaş ve üzeri seyirciye hitap ediyor… Tiyatro Tem’in ikinci oyunu, Nasıl Anlatsak Şunu adlı oyun. Tiyatro Tem bakın Nasıl anlatsak şunu için neler söylüyor: '' Bugün dünyada en görülmeye değer şeylerden biri bu oyun. Söze değil, işe inanın, haydi iş başına; geç oluyor; yapılacak, söylenecek, gösterecek çok şeyimiz var. CERVANTES Usta yazarımız hikâyeler yazar, hikâyeler anlatır. Çocuklar için... Yine yazacaktır. Aslında Don Kihote hakkında bir şeyler anlatmayı düşünmektedir. Ancak, birden bir hayale kapılır: “Acaba bir çocuk olsa ne anlatılmasını isterdi? Nasıl anlatılmasını isterdi? Ama bir çocuk bunu bilebilir mi? Neden olmasın? Çocuklar da bazı şeyleri bilirler. Örneğin masalları... Her çocuğun bildiği masallar vardır, değil mi? Acaba bir çocuk hangi masalın anlatılmasını isterdi? Nasıl anlatılmasını isterdi?” Yazar ustamız kendi kendine bunları sorarken birdenbire hayalinde bir çocuk belirir. Ve Yazar Usta aynı soruları çocuğa sormaya başlar... '' |
|
|
[
Ana Sayfa | Tiyatrolar | Geleneksel
| Kulis | Duyurular | Festivaller
| Ödüller | Oyun Eleştrileri ] |