...

 
  Ana Sayfa
  Tiyatrolar
  Geleneksel
  Yazarlar
  Kulis
  Duyurular
  Festivaller
  Ödüller
  Oyun Eleştirileri
  Sahne İnsanları
  Tiyatro Eğitimi
  Tiyatro Kitaplığı
  Tiyatro Tekniği
  Tiyatoda Efekt
  Tiyatro Terimleri
  İnceleme- Tezler

e-posta

 
 "Size bir mesajım var."

diyorsanız...

 
 Reklam vermek isterseniz...

| Arşiv | Şehir Haritası| Oyuncu Veri Tabanı | Üye Kaydı |
# İNCELEME TEZLER      
 
Tiyatronun Sanatının Doğuş Serüveni - Yazı Dizisi 3
 
    Resijörden devam.. Önceleri el birliğiyle ortaya konan oyunların yerini, büyücünün ortaya koyduğu daha karışık oyunlar alıyor. Müziği, dansları, olaylar dizisiyle ilkel tiyatro büyücülerin rejisörlüğüne bırakılmış oluyor.
 
    Bir genelleme yapıcak olursak, bu çağda da rejisörlüğün, oyunculuğun ve hatta izleyicinin bile erkeklere verildiği gibi kocaman bir gerçekle karşılaşırız. Hatta bir çok yerde kadınlara seyircilik bile yasak. Yine çok önemli bir ayrıntıdan bahsedelim. Aynı dönemlerde; yalnızca Avustralya'da temiz olmadıklarına inanılan kadınların şarkı söylemeleri ve sahne dışından oyunlara katılmalarına izin veriliyor. Eskimolar ve Kızılderililer ise kimi danslara ve şölenlere kadınların da katılmalarına izin verirken, bunun dışındaki toplulukların geneli kadını sahneden uzaklaştırmakla kalmayıp, izleme özgürlüğünü bile kısıtlıyor.
 
İlk Oyuncu - ilk Ödül
    Artık Antik Çağ'dayız. Bu dönemin şairlerinden Atinalı Thespis korobaşıyla karşılıklı konuşmaya girerek tarihteki ilk oyuncu olmuştur. Böylelikle farklı anlatım biçimleri ele alınıp, karmaşık konular işlenebilir hale geldi. Hatta İ.Ö.534 'de Atina'da ilk Tiyatro Şenliğinde Thespis'in Tragedyası ödül kazanmıştır.
 
Dionysos
    Şarap Tanrısı olarak kabul edilen Dionysos'u kutsamak için düzenlenen şenliklerin başlangıcına giriyoruz bu dönemde. Şenliklerde erkekler korosu, Tanrıyı öven ilahiler söyler. Oyunlar yalnızca kutsal amaçlarla oynanır, neredeyse tapınak kadar kutsal sayılırdı. İ.Ö. 5. yy ilk yarısında ise Aıskhylos, koroyu 50 kişiden 12 kişiye indirerek ve ikinci bir oyuncu ekleyerek, bugünkü batı tiyatrosunun temellerini atar. Artık birden fazla kişi arasında yaşanan bir olayın sahnede anlatım olanağı doğar. Bu tarihten sonra da tüm tragedyalar Dıonysos Şenliklerinin bir parçası haline gelir.
 
Altınçağ
    Eski Yunan Tiyatrosunun altınçağı, İ.Ö.525-456 arasında Aiskhylos'un trajedileriyle başlamıştır. Bunların çoğu, her biri kendi başına bir bütün olmakla beraber, üçleme oluşturur.
 
    Oyuncular bu oyunlarda boyalı maskelerden yararlanırlar. Sonrasında yazılan oyunlarda ise maske, oyunun bir parçası haline gelir. Oyuncu maskeyi elinde tutarak role girer, bir başkasını canlandıracağı zaman maskesini değiştirirdi. Önemli bir ayrıntı daha vardı. Oyunlar genelde çok büyük olarak nitelendirdiğimiz açık hava tiyatrolarına taşındığı için, maskeler herkesin görebileceği büyüklükle ve mimik içerikliydi.
 
    Aıskhylos, tragedyayı Dıonysos cümbüşündeki, azgın ve utançsız kökeninden de kopartmış oldu. Tiyatro artık, önemli kişilerin başından geçen önemli olayları yüceltmiş bir uslupla temsil etme sanatı haline gelir. Efsaneleri, efsaneleşecek kadar eski olayları ve mitleri işleyen tragedyanın dinsel, ahlaki yada siyasi bir mesaj vermesi, toplumu ve evreni bir bütün olarak temsil etmesi gerekiyordu. Hiyerarşik olarak bahsettiğimiz bu evrenin en üst katında Tanrılar vardı. Hatta ölümün, sürgün ve cazanın yurdu bulunup, bu ikisinin arasında da oyun, dramatik eylemin gerçekleştiği, yuvarlak sahneyle temsil edilen insanların dünyasını anlatıyordu.
 
    Tragedya daha sonraları Sophokles ve Europıdes tarafından daha da geliştirildi. Gerçekçiliği içine alarak, Aıskhylos'daki soyut değerlerden uzaklaştırıldı. Sophokles'in o zamandan bugünlere kadar ulaşılamayan düzeyde bir denge ve güzelliğe sahip olan oyunları şiirsel bakımdan birer başyapıt niteliği taşımaktadır.
 
    Sophokles oyunlarında dekor kullanan ilk tiyatro yazarıdır. Konularını Yunan Mitolojisinden alan bu üç büyük oyun yazarımız, sonradan Arısto'nun Poetika adlı yapıtında belirlediği kurallara uygun yazılar yazdılar.
 
    Bu kurallardan biri ; yer, zaman ve eylem'de birlikti. Yani olay örgüsünün bir günde geçmesi, aynı yerde geçmesi ve birbirine bağlı yada zincirleme olması önemliydi.
 
    Tragedyadan uzaklaşıp, Komedyaya geçmek için bir sonraki yazı dizisinde buluşmak üzere..
 

 

 

Funda Yıldız 'a mail atmak istiyorum...

Yazara gönderdiğiniz eleştiriler yayınlansın istiyorsanız, lütfen mailinizde belirtiniz.


 

Funda Yıldız




                           Funda Yıldız

 


[ Ana Sayfa | Tiyatrolar | Geleneksel | Kulis | Duyurular | Festivaller | Ödüller | Oyun Eleştrileri ]
[ Sahne İnsanları | Tiyatro Eğitimi | Tiyatro Kitaplığı | Tiyatroda Efekt | Tiyatro Terimleri | İnceleme - Tezler ]
[ Arşiv | Şehir Haritası | Oyuncu Veri Tabanı | Üye Kaydı ]

Copyright © 1997 Bu site bir e-tasarım yapımıdır.
e-posta