# KULİS
DOĞAÇLAMA TİYATRO...
27 NİSAN 2006
Doğaçlama, kişinin çevresinde gelişen olaylara karşı verdiği kendiliğinden ve yaratıcı tepkilerdir.Başka bir deyişle, beklenilmeyen, sıra dışı ve doğal.Sahne üzerindeki doğaçlama içinde, aynı şeyler söz konusu. Doğaçlama Tiyatro ile tesadüfen tanışmış bir insan olarak başlangıçta bu kadar geniş ve özgürleştirici bir alanla karşı karşıya olduğumun farkında değildim. Çalışmalar ilerledikçe ve net üzerinden dünyada yapılanlar,doğaçlama tiyatronun tarihi vb. konular üzerine bilgi sahibi oldukça ne kadar geniş bir alanla karşı karşıya olduğumu fark ettim.
Çok geniş bir alan çünkü, doğaçlama kişinin öz kaynakları ve oyun duygusuyla temas etmesini sağlıyor. Çok önemli bir potansiyelle doğuyoruz ve bu potansiyelin en önemli parçalarından birisi oyun oynama güdüsü. Oyun oynamak, insanın en önemli eylemlerinden biri. Hayatı renklendiren, insana can veren, yaşama sevinci aşılayan bir güdü. Ama bu hayati güdü, zaman içerisinde ya törpüleniyor ya da tamamen yok ediliyor.
Doğaçlama oyunlar, kişinin içindeki oyun güdüsünü ortaya çıkartabilmek için çok büyük bir yardımcı. Biz doğaçlamayı, hiçbir zaman sadece bir tiyatro çalışması ya da sahneleme biçimi olarak görmedik. Doğaçlama aracılığıyla sahnede elde edilen özgürlük duygusu, yaratıcılık, öze ait bilgiler gündelik hayatta da gereksinim duyduğumuz şeyler . Pek çok insan kendi yarattığı ya da kendisi için yaratılmış dünyanın içerisinde sanki gerçekmiş gibi yaşıyor. Bu yetişkin dünyalarda oyun duygusuna pek yer yok. Hepimiz ciddi işleri ve hedefleri olan, oyun oynamaya zamanı olmayan insanlarız. Sahip olmamız gereken pek çok şey var, onlara ulaşmamız lazım vb.
Doğaçlama'nın, en önemli özelliklerinden birisi kişinin anı yakalaması..Modern insanın, en önemli özelliklerinden birisi sürekli anı ıskalaması. Başka bir ifadeyle ''şimdi ve burada''yı.
Çoğu zaman şimdi ve burada değiliz. Ya geçmişin yıkıntıları arasında dolaşıyoruz ya da sonu gelmez beklentilerle doldurduğumuz gelecekte. Oysa ki ''şimdi ve burada '' hayatın en önemli meselesi.
Kişinin ''şimdi ve burada'' ile ilgilenmesi ve kendi yaratıcılığıyla karşılaşması çok ciddi bir tatmin ve eğlence duygusu yaratıyor.
İnsanların en çok eğlendiği dönem, eğer çok ciddi bir travma yaşamıyorlarsa, çocuklukları. Çocuklarsa, en çok oyun oynarken eğlenir. Yani, hayatımızın en güzel anları oyun oynadığımız anlar.
O zaman, insan neden oyun oynamayı bırakıyor? Yetişkinler niye oyun oynamaz? Bu soruların doğal bir yanıtı yok.Oyun oynama duygusu bir güdü ve sadece çocuklara özgü değil.
Bir çok insan oyunculuğa karşı gizli bir özlem duyar. Bu ilginin kaynağında beğenilme, ilgilenilme gibi bir takım duygularımızı tatmin etme isteği bulanabilir. Ama bu özlemin ana kaynağı bence, insanın oyun oynamaya yönelik içgüdüsel tutkusu. Her bireyin içinde bir 'OYUNCU BEN' var.Yaralanmış,örselenmiş,ezilmiş olsa da var.
Doğaçlama, o Oyuncu Ben'e hitap eden bir iş. Onu tedavi etmeye, cesaretlendirmeye, yürütmeye çalışıyor.
Hayattan keyif almanın tek yolu o adamı/kadını bulup çıkartmak ve dizginleri onun eline vermek. Ben yaptığımız şeyi hiçbir zaman bir iş olarak görmedim. Zaten oyunculuk, hiç bir zaman sadece bir iş olarak yapılacak bir şey değil...
Şu ana kadar oyuncu olduğu için mutsuz olan birisini gördünüz mü?. Dünyada işleri yüzünden mutsuz olan pek çok insan var. Ama oyuncu olduğu için mutsuz olan birisini görmedim, duymadım.
Oyuncu Ben, sizi asla mutsuz etmez. Şimdi Oyuncu Ben'e bir şans verin, yaşamınızın ne kadar değiştiğini göreceksiniz…
Nuri Bıçakçıgil
Yersiz Oyuncular
www.yersizoyuncular.com
yersizoyuncular@gmail.com
Nuri Bıçakçıgil 'a
mail atmak istiyorum...
Yazara gönderdiğiniz eleştiriler yayınlansın istiyorsanız, lütfen mailinizde belirtiniz.
|
|
Nuri Bıçakçıgil

Nuri Bıçakçıgil
Kulis'in Diğer Yazıları>
|