......
 
  Ana Sayfa
  Tiyatrolar
  Geleneksel
  Yazarlar
  Kulis
  Duyurular
  Festivaller
  Ödüller
  Oyun Eleştirileri
  Sahne İnsanları
  Tiyatro Eğitimi
  Tiyatro Kitaplığı
  Tiyatro Tekniği
  Tiyatoda Efekt
  Tiyatro Terimleri
  İnceleme- Tezler

e-posta

 
 "Size bir mesajım var."

diyorsanız...

 
 Reklam vermek isterseniz...

| Arşiv | Şehir Haritası| Oyuncu Veri Tabanı | Üye Kaydı |
# SAHNE TOZU       
 
02 MAYIS 2008
 
çok yönlü bir sanatçımız:
HİKMET KARAGÖZ

 
Ressam - tiyatro - sinema ve dizi oyuncusu...
 
    Ben, HİKMET KARAGÖZ'ü daha çok televizyon dizilerinden ve sinema filmlerinden tanıyorum. Oysa o, sanata ilk adımını tiyatro ile atmış. 1962 yılında İstanbul Eminönü Halkevi'nde başlamış tiyatroya. Profesyonelliğe ise 1964'te Küçük Sahne Ulvi Uraz Tiyatrosu'nda geçmiş. Diğer pek bilinmiyen tarafı ise ressam oluşu 1983'den bu yana profesyonel olarak resim yapan HİKMET KARAGÖZ, 1946 Samsun-Vezirköprü doğumlu.
 
    1990'lı yıllarından hatırladığım kadarıyla "Yazlıkçılar" adlı televizyon dizisinde bir ressam rolünde idi. Oysa oynadığı rol değil de kendisiymiş meğer... Ancak o zamanlar herkes gibi ben de bilmiyordum ressam olduğunu. Geçtiğimiz hafta (nisan ayının son haftası) severek izlediğim tv dizilerinden "Bıçaksırtı"nda çıkıverdi aniden karşımıza. Sinemaya geçişi "Faize Hücum" ile olmuş.
 
    ıplak Vatandaş", "Su da Yanar", "Karartma Geceleri", "Gönderilmemiş Mektuplar" "Gönül Yarası" adlı filmler severek seyrettiğim sinema filmlerinden bazıları.
 
    "...Vefa Lisesi'nde öğrenciyken okulda oynanan oyunları seyrederdim. Fakat aklımda oyuncu olmak gibi düşüncem olmamıştı. Fakat daha derine gidersek; sanıyorum bu ailevi baskılar, çevrenin baskısı, yasaklar, gelenekler beni fazla boğdu; çıkış yolu aradım kendime. Bunu da tiyatroda buldum..." diyerek tiyatro sanatını niçin seçtiğini belirten Hikmet Karagöz'ün son oynadığı oyundan bahsetmek istiyorum:
 
    HİKMET KARAGÖZ'ün de oynadığı "Oyun Sonu" adlı oyunu, 2007'nin şubat ayında İstanbul'da Muammer Karaca Sahnesi'nde seyretmiş ve kendisiyle söyleşi yapmıştım. Aynı oyunu Berlin'deki 12. Diyalog Tiyatro Festivali'nde de seyrettim. Oyun Sonu, Dostlar Tiyatrosu'nun Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali için İstanbul Kültür Sanat Vakfı ve Paris Beckett 2006 Festivaliyle ortak yapım olarak hazırladığı bir oyun. Yirminci yüzyılın yetiştirdiği en çarpıcı aydın kişiliklerden biri olan Samuel Beckett'in dili, en yalın -süslemelerden bütünüyle arındırılmış- bir dil. Beckett'in yakın dostu, oyuncusu, yönetmeni Pierre Chabert'in yönettiği oyunun sahne tasarımı gene Beckett'in yakın dostu ressam Avigdor Arikha imzasını taşıyor. Giysi: Barbara Hutt, ışık: Genevleve Soubirou. Oyunda Genco Erkal, Bülent Emin Yarar, Meral Çetinkaya ve Hikmet Karagöz oynuyor. Komedi ile trajedinin zaman zaman buluştuğu, zaman zaman da çatıştığı oyunda baş kişiler, kör ve kötürüm yaşlı efendi Hamm (Genco Erkal) ile dizlerindeki sakatlık nedeniyle oturamayan hizmetçisi Clov (Bülent Emin Yarar)'dır. Deniz kenarında küçük bir evde yaşarlar. İki karakter, birbirlerine bağımlı olsalar bile, yıllardır didişmektedirler ve oyun boyunca da bunu sürdürürler. Clov sürekli gitmek ister ancak bunu başaramaz. Oyunda yan karakterler ise Hamm'in, bacakları olmayan anne Nell (Meral Çetinkaya) ve babası Nagg (Hikmet Karagöz)tir.. Bunlar sahnenin kenarındaki çöp varillerinde yaşarlar ve varilden dışarı yemek istemek ya da birbirleriyle budalaca kavga etmek için çıkarlar.
 
    Oyun boyunca varilden çıkmayan Hikmet Karagöz, oyun bitince seyirciye selam esnasında "tam boyut" olarak görünüyor. Nagg rolünü abartısız olarak başarılıyla sergiliyor Hikmet Karagöz.
 
    Kendisyle yaptığım söyleşim ilk önce Vefa Lisesi ile başlıyor. Çünkü rahmetli Kemal Sunal ile aynı sınıfta okumuşlar.
 
VEFA LİSESİ günlerim...
    Evet, az önce de söylediğim gibi, okulda oynanan oyunları seyrederdim. Değişik bir şey yapayım, kendimi ifade edeyim, biraz da havam olsun diye okuldaki Tiyatro Kolun'a girdim. Vefa Lisesi'nin Tiyatro Kolu'nun hazırladığı iki oyunda oynadım. Vefa Lisesi'nde okuduğum dönemde, bizden büyük olanlardan Uğur Dündar ve Müjdat Gezen vardı. Onlar bizden iki sınıf üstte idiler. Fakat ben rahmetli Kemal Sunal ile aynı sınıfı paylaştım. 5 Edebiyat A'yı beraber okuduk. Ancak ben kalınca o bir üst sınıfa geçmişti. Ben aynı sınıfta bir daha kalınca da mezun olamadan Vefa Lisesi'nden ayrıldım.
 
Kemal Sunal...
    Rahmetli Kemal Sunal, özel hayatında çok girgin, çok popüler bir arkadaşımızdı.Vefa Lisesi'nin medarı iftiharı, gözbebeği ve belalısı idi. Her türlü eğlenceye, oyuna ve kavgaya girerdi. Sporun her dalında önde giderdi, bayrak tutardı. Çok girgin bir insandı. Ben tiyatroya başlayıp ta, Vefa'dan ayrılınca, iki sene sonra o da bir gruba girdi, oradan da Kenterler'e geçti. Daha sonra da Devekuşu'na geçti. Çok yetenekli idi, farklı bir fiziği vardı. Bunları çok güzel değerlendirdi. Onunla beraber iki filmde oynadım: "En Büyük Şaban"... gibi.
 
Tiyatroya başlamam...
    Vefa Lisesi Tiyatro Kolu'nun hazırladığı iki oyunda oynamıştım. Bu oyunlardan bir tanesi "Kulaktan Kulağa" adlı oyun idi. Vefa Lisesi'nden mezun olamadan ayrıldıktan sonra, Eminönü Halk Evi'nin tiyatro grubuna geçtim. İki yıl da burada amatör olarak oynadıktan sonra 1964 yılında Küçük Sahne Ulvi Uraz Tiyatrosu'na geçerek profesyonel tiyatro hayatım başladı. Buradaki ilk profesyonel oyunumda Ulvi Uraz, Müfit Kiper, Tuncer Necmioğlu, Metin Akpınar ve Alev Koral gibi değerli oyuncularla beraber oynadım.
 
Eminönü Halk Evi ve Metin Akpınar...
    Vefa Lisesi'nden sonra geçtiğim Eminönü Halk Evi'nde hep amatör oyuncular vardı. Çoğu üniversiteyi bitirmiş ağabeylerimizdi. Onlardan biri de Metin Akpınar'dı. Çok saygı duyduğum, sevdiğim, ailemden sonra bir aile direği kadar yakın hissettiğim bir sanatçıdır Metin Akpınar...
Hayatı çok iyi bilen, dolu dolu yaşayan bir sanatçımızdır Metin Akpınar.
 
Sahne Annem Celile Toron...
    Grubumuzda Celile Toron da vardı. O benim "sahne annem"dir. Amatörlükte hep onun gösterdiği bilgiler ışığında geliştirdim kendimi. Bana hem hocalık hem de annelik etmiştir. Ona hep abla derim. Ara sıra "bana artık abla deme!.." diyor. Aramızda 3-4 yaş farkı olmasına rağmen, ona olan saygımı hala yitirmedim.
 
Oynadığım tiyatro grupları...
    Ulvi Uraz'dan sonra Lale Oraloğlu Tiyatrosu'na geçtim. Daha sonra Türk Öğretmenler Sendikası'nın kurduğu tiyatro grubuyla Anadolu'yu gezdik, Sermet Çağan'ın "Ayak Bacak Fabrikası"nı oynadık. Askerlikten sonra ise "Devekuşu Kabare"ye, arkasından Altan Erbulak-Metin Serezli grubu olan Çevre Tiyatrosu'nda 5-6 yıl oynadım. Bir ara Levent Kırca ile de çalıştım. 1980-82'de Ferhan Şensoy'da çalıştım. 1986'da ise tiyatroya ara verdim.
20 yıl hiç tiyatroda oynamadım. Ancak tiyatrodan uzak kalmadım. Oyunculuğuma ara verdiğim bu yirmi yıl süresince lise ve üniversite öğrencileriyle amatör tiyatro çalışmaları yaptım; oyunlar sahneye koydum.
 
Televizyon çalışmalarım...
    Televizyon kanalları çoğalınca, tiyatro seyircisi azaldı, tiyatronun ödeme gücü zayıfladı. Dolayısıyla oyuncu maddi yönden tatmin olamayınca televizyon çalışmalarına yönelmek zorunda kaldı. Para kazanmak zorunda idik. Ancak şimdi dizilerden para kazandığımız için, bu dizilerin yanı sıra tiyatro çalışmalarımızı da rahatlıkla zevk alarak; hiç para problemi düşünmeden yapabiliyoruz; her ne kadar biz oyunculara maddi yönden pek katkısı olmuyor olsa bile...
Televizyon dizilerinden en çok tutulan "Bizimkiler"e 1989 yılında başladık. Uzun soluklu bir dizi olmuştu. 1994 yılında ise "Yazlıkçılar"da oynadım. Ancak bunlardan önce, 1979-80 yıllarında, televizyonun ilk siyah-beyaz döneminde TRT 1'de de oynadım. Ferhan Şensoy ve Tuncay Özinel'le beraber yaptığımız diziler vardı.
 
Film çalışmalarım...
    Biz tiyatrocular, ilk önceleri film çalışmalarına pek sıcak bakmazdık. Daha sonra bazı yönetmenlerimiz daha nitelikli film yapma çabasına girdiler ve oyuncularını daha çok tiyatrodan seçmeye başladılar. Ben de o seçilenler arasında idim. 1982'de ilk çalıştığım yönetmen Zeki Ökten idi. Genco Erkal ile beraber "Faize Hücum" filminde oynadım. Ankara'da ödül aldı. Arkasından 1983 yılında Kemal Sunal ile "En Büyük Şaban"da oynadım. Bu filmleri "Çıplak Vatandaş", "Su da Yanar", "Karartma Geceleri"... son yıllarda da "Gönderilmemiş Mektuplar", "Bir Aşk Hikayesi" ve "Gönül Yarası" gibi filmler takip etti. Toplam 30-35 filmde oynadım.
 
Tiyatroda tek sorun ekonomiktir...
    Seyirci yok, salon yok. Televizyon seyirciyi kapmış durumda. Özel tiyatrolar her oyunu sergileyemiyorlar. Bilhassa kalabalık oyuncu kadrosunu gerektiren oyunlar yapılamıyor. Tiyatronun tek sorunu para sorunudur. Eskiden maaş alınırdı. Şimdi oyun başına ücret alınıyor. Fakat bütün bu sorunlara karşı tiyatro sanatı gözbebeğimizdir. Ben maaşlı oyuncu olmak istemem. Bir kere denedim, pişman oldum. 1979-80 yılları arasında bir yıl Şehir Tiyatroları'nda çalıştım ancak hemen ayrıldım.
 
Ben bir sokak ressamıyım...
    1983 yıllarından bu yana resim yapıyorum. Bir sokak ressamıyım. Yaptığım resimleri meydanlarda, parklarda sergileyip satıyorum.
 

 

 
ADEM DURSUN
Mayıs 2008
adem-dursun@versanet.de
 

 

Adem Dursun' a mail atmak istiyorum...

Yazara gönderdiğiniz eleştiriler yayınlansın istiyorsanız, lütfen mailinizde belirtiniz.


 

Adem Dursun


                Adem Dursun

 


 

 

 

 

 


[ Ana Sayfa | Tiyatrolar | Geleneksel | Kulis | Duyurular | Festivaller | Ödüller | Oyun Eleştrileri ]
[ Sahne İnsanları | Tiyatro Eğitimi | Tiyatro Kitaplığı | Tiyatroda Efekt | Tiyatro Terimleri | İnceleme - Tezler ]
[ Arşiv | Şehir Haritası | Oyuncu Veri Tabanı | Üye Kaydı ]

Copyright © 1997 Bu site bir e-tasarım yapımıdır.
e-posta